Shakespeare'in son oyunlarından farklı olarak, burada işlenen konunun ana
hatlan çok yalındır: Milano Dükü Antonio'nun, Napoli Kralı Alonso'nun ve oğlu Ferdinand'ın bindikleri gemi korkunç bir fırtınaya tutulup batar. Denize dökülenler, ıssız görünen, ama aslında Prospero ile kızı Miranda'nın yaşadığı adaya çıkarlar. Prospero'nun yaptığı açıklamalardan, bu fırtınanın Prospero'nun
doğaüstü gücünden kaynaklandığını öğreniriz.
Bugün ancak zümrelerin tam olarak sınıf haline gelmediği..., dolayısıyla da nüfusun belli
bir kesiminin diğerleri üzerinde hakimiyet kuramadığı ülkelerde devletin bağımsızlığından söz edilebilir...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Modern Devlet, tüm burjuvazinin ortak işlerini idareden sorumlu bir komiteden başka bir şey değildir”; “bir sınıfın diğeri üzerindeki tahakküm gücü”dür.
...və belə olduqda düşünürəm ki, fotoqrafiya eynən musiqi kimidir - bizim tuta bilmədiyimiz bir anı tutur. Bir vaxtlar nə olmuşduqsa, nə ola bilərdiksə, onu...və bu ana qarşı heçnə etmək mümkün deyil, çünki o bizdən qat- qat haqlıdır. Ancaq bu nəyin haqlılığıdır? Bizi də sürükləyib apararaq axıb gedən bu nəhrin deyişkənliyininmi, yoxsa hökm etməyə çalışdığımız halda özü bizə kömək edən saatın, zamanınmı?
NBA tarihinin en başarılı takımlarından biri olan San Antonio Spurs’ün soyunma odasında sosyal reformcu Jacob Riis’ten bir alıntı asılıdır: “Hiçbir şey işe
yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışan
bir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kez
darbe indirmek zorundadır. Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başaranın son darbe değil, öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunu bilirim.”