Bir önsöze bu kadar sinirleneceğimi hiç zannetmezdim.
Salt bilgi edinme amacıyla aldığım bu kitaptan, tarafsızlıktan son derece uzak, kendi düşüncesini mutlak doğruymuşçasına belirten yorumlar görmek midemi bulandırdı.
Örnek-1 (Arka Kapak)
‘’Dünya üzerinde hayat başladıktan milyonlarca sene sonra, varlıkların en güzeli, en şereflisi, en mükemmeli olan insan yaratıldı.’’
Varlıkların en ‘’en’’i olan insan tanımlaması ile antroposantrizm (insan merkezcilik) yaparak hafiften ne işler çevireceğimizin işaretini verelim.
Örn-2 (Aynı yer)
‘’İnsanlar yeryüzünde görülüp ve düşünmeye ve hayal kurmaya başladıkları zamanlarda kâinatı ve kendilerini yaratan Tanrıyı aramışlardır.’’
Eee bunda ne var, diyebilirsiniz ilk başta. Şuna dikkat edin: ‘’Tanrıyı’’. Neden büyük harf? Çünkü, tanrıyla kast edilen tek ve belirli bir tanrı. Örnekle açıklarsak, Yunan tanrıları (dikkat edin küçük) vardır ve bir de, örneğin, İslam’ın Tanrısı (büyük) vardır. Demek istediğim şu ki hangi veriye dayanarak tüm insanların o ‘’Tanrı’yı’’ aradığını iddia ediyorsunuz? Burnuma kötü kokular geliyor, devam edelim.
(Ayrıca, cümlede ‘’kâinatı ... aramışlardır’’ yargısı geçer, ne kadar saçma? Oraya araştırmak, keşfetmek benzeri bir fiil koyacaktınız da unuttunuz herhalde.)
Örn-3 (Aynı)
‘’Esasen insan yaradılışı itibariyle yaradanı aramak fıtratında halkedilmiştir. Henüz ilmin ışık tutamadığı ve tarihin kaydedemediği, mazinin o karanlık devirlerinde insan, Tanrısını bazen güneşte, bazen yıldızda, bazen denizde, bazen ateşte aramış ve kendi aklınca bulmuş sanarak temsilî heykelini yapmış, mabedini inşa etmiş ve ona tapmıştır.
Güleceğim aklıma gelmezdi, o ilk cümle anlatım bozukluğundan can çekişiyor. Farklı bir ‘’Bab-ı Âli yüksek kapısı’’ hatası. Hem ‘’insan yaradılışı itibariyle’’ diyorsun hem de yaratılış