...vedalaşmanın ıstırabını ve bilinmeyenden duyulan korkuyu bir türlü çıkaramıyorum aklımdan, her ne kadar bunların mimarlık tarihi ile bir ilgisi olmasa da. İlgisi yok, diyorum, ama şu da bir gerçek ki, çoğu kez korkumuzun derecesini en açık, en büyük projelerimiz ele vermektedir. Doğrusu Anvers'te en mükemmel örneklerinden birinin bulunduğu müstahkem kalelere bakınca, düşman güçlerin saldırısına karşı önlem almak için etrafımızı nasıl da sürekli birbirini takip eden savunma tesisleriyle çevrelemek zorunda kaldığımızı açıkça görebiliyoruz; ta ki sonunda ortak merkezli, gitgide dışa doğru yayılan halkalar fikri kendi doğal sınırlarına ulaşana kadar...
Son araştırmalar göstermiştir ki, 16. yüzyılın birinci yarısında hâlâ Akdeniz'den Anvers'e biber gelmekte idi. 1554'te yalnız Venedikliler, İskenderiye'den 6.000 kental baharat aldılar. Osmanlıların mücadelesi Portekiz baharat pazarında zaman zaman bunalıma neden oluyordu. 1583'te İngiliz J. Eldred, her ay Basra'ya yanaşan Hürmüz gemilerinin Hindistan'dan baharat, ecza, Kalikut kumaşları getirdiklerini yazar. Orta-Doğu'nun büyük ticaret yolları dışında kalması ancak Hint Okyanusu'na ve Akdeniz'e bretoni denen çok sayıda topla donatılmış yüksek bordalı yeni tip gemilerle gelen Hollandalıların ve İngilizlerin egemen olmasından sonradır (1590-1620). Alçak küpeşteli kadırga donanmalarıyla savaşan Venedik ve Osmanlılar Akdeniz'de silindi.
Sayfa 180 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet, aşağıya doğru sınır yok. İnsan aşağıdaysa, acımasız sertliği yumuşatan her şeye seviniyor. Fakat o içten gelen, mutlu hayat hissini, mesleki sebeplerle ya da görevlendirildikleri için "büyük topluluklarda" yaşayanlarda da bulamadım. Incinmiş, üzgün, tatminsiz, ortalığı velveleye veren, canını dişine takarak mücadele eden, boyun eğen, ahmak, zekice ve kurnazca ilerleyen insanlar buldum. Şanslarının yavaş yavaş ve hesaba katılmamış değişiklikler sonucu döneceğine inanan insanlar. Böyle bir şeyi bilmek iyidir. Fakat bu bilgi hayatın yalnızlığını gidermez. Sadece burjuvanın yalnız olduğu doğru değildir. Ovadaki bir tarım işçisi de Anvers'teki bir diş doktoru kadar yalnız olabilir.
Savaş sırasında orada bulunan, Amerikan Dokuzuncu Ordusu'na bağlı resmi tarihçi Robert E. Merriam bu konuda şöyle yazar:
'' Kamuoyunun büyük çoğunlu Ardenne ler Savaşının General Patton ın Üçüncü ordusu tarafından kazanıldığına inanmaktadır ve gerçekten de bastogne özgürlüğüne kavuşturulmuştur. savaşın ilk 10 günü içinde alman ana kuvvetlerini kuzeydoğuda montgomerynin komutasında ki dayanıklı ama başarısız birinci orduya saldırdığını pek az kimse bilmektedir. Ayrıca en ağır savaşın, bastogne un kuşatılması sırasında verilmediğini ve anvers i almaktan vazgeçip güneye dönmesi üzerine verildiğini de çok az kimse kavramıştır.