8/10
·224 syf.··
2026 132. kitabı
Əslində, Dikenin bu kitabına "nihilizm haqqında kitab" demək çox səthi olardı. Mənə görə, bu, nihilizmin özünün etirafnaməsidir. Diken o qədər gözəl tutur ki, müasir insan nəinki Tanrını öldürüb, hətta öz iradəsini də məhv edib. Amma kitabı oxuyub qurtarıb stolu üstünə qoyanda içimdə qəribə bir narazılıq qalır – sanki Diken xəstəliyi əla diaqnoz edir, amma resepti yazmağa qorxur. Diken deyir ki, biz passiv nihilizmlə (yəni "hər şey mənasızdır, elə isə oyna-oyna ye" məntiqi) radikal nihilizm arasında parçalanmışıq. Bu gün səhər yuxudan qalxıb sosial mediaya baxırıq – passiv nihilizm. Görürük ki, hamı əylənir, alış-veriş edir, amma gözləri boşdur. Sonra axşam xəbərlərdə terror aktı, zorakılıq görürük – bu da Dikenin "inkar iradəsi" dediyi radikal reaksiyadır. Bu təsvir mükəmməldir. Mən burada Dikeni alqışlayıram, çünki o, kapitalizmin əyləncə sənayesi ilə siyasi ümidsizlik arasındakı əlaqəni şəffaf açır. Amma narazılığım buradan başlayır. Diken həll olaraq bizə "hadisə" (event), "aqonizm" (mübarizə içindəki birlik) və "antaqonizm" təklif edir. "Yeni bir siyasi subyekt yaranmalıdır" – deyir. Və mən öz-özümə sual verirəm: bu məşhur "hadisə"ni haradan tapaq? Bu gün baş verən bir etiraz hərəkatı götürək – hamısı ya istehlaka udulur, ya da qəddar rejimlər tərəfindən əzilir. Dikenin "subyekt yaratmaq" idealizmi mənə bir az akademik çarəsizlik kimi gəlir. Sanki o, zavodda işləyən işçiyə deyil, öz tələbələrinə – kitablar oxuyub seminar masasında mübahisə edənlərə – müraciət edir. Mən bu məqamda Dikenlə razılaşmıram. Öz baxışımdan deyim ki, nihilizmdən çıxış yolu kollektiv partlayışda deyil, mikro-səviyyədə təkrar məna qurmaqdadır. Diken unudur ki, insan ən çox böyük ideyalar olmadığına görə deyil, məhz gündəliklikdəki rutin üzündən əziyyət çəkir. Mənə görə, nihilizmin əsl
NihilizmBülent Diken · Ayrıntı Yayınları · 201133 okunma
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
Puan vermedi
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu, o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında da safi fos bir ezik olduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komplekslerinin farkında olmayan, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz, ama sonra bir bakıyorsunuz hiçbir bağlam yok. Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Olaylar bildiğin sebep sonuç ilişkisinden bağımsız. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz elit, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (sebep sonuç arıyosanız bu sayın iştee) filan..." Ya bu arada o ilginç
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201514bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·48 syf.··
2026 61. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:56
I like not knowing about some things. Yes. I like it. Because it feels comfortable to me. I take refuge in the comfort of saying "I don't know." I read the Elephant Man story for the first time in this book. But I didn't know it was a famous story and based on a true event. Absolutely. So I'm glad I read it without knowing anything about it. Because it didn't affect my feelings. I did a simple reading and I have simple feelings. Not exaggerated. The Elephant Man was a human and never a creature. Monster or creature. He was human. What about the other people? They are prejudiced. As always. I think the real creatures are the other people. Because they wounded a wounded person again and again. That evil requires having an evil heart. Right? Clear... Apart from that. The book is very easy to read because when I didn't know a word, I looked up its meaning on the next page. It was very comfortable. I didn't use a dictionary. Besides, this was a first-level reading. Beginner level. I will watch the movie. Of course, I will watch it in English. Because I made a promise to Professor Akif. Just like he promised Fuat Sezgin. I know I'll always be grateful to him. That's it. That's all I know. I had a crazy idea today. I've been reading Harry Potter for 23 years. It's time I started reading it in English. That's real magic!
Edebiyat
Türkçe İngilizce Karşılıklı Hikayeler (10 Kitap Takım)Özer Kiraz · Özer Kiraz Yayınları · 20251 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 05:31
Dostoyevski'nin bu romanında Makar Devuşkin karakteri yaşlı bir memur, yalnız bir hayat yaşar, son derece fakir ve apart gibi bir evde kira ödeyerek yaşamını sürdürür. Kaldığı ev daracıktır ve özgür bir yaşamı yoktur. Fakir ve eğitimsiz olduğu için acı çekmektedir. Varenka adlı genç ve yetim bir kadınla mektup arkadaşı olur, kadına karşı bir baba ve abi sevgisi hisseder, o kadına karşı mektuplarında çektiği toplumsal ve bireysel acıları vurgular. Bu her iki karakter yabancılaştıkları toplum içinde yaşadıkları bireysel yalnızlıklarını yazdıkları mektuplarla dile getirip bir nebze olsun karşılıklı olarak yalnızlık duygularını telafi etmeye çalışmaktadırlar. Kitabın Rusça orijinal adı Bedniyı Lyudi yani Yoksul İnsanlar ama Türkçe'ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. İngilizce'de Poor Folk olarak piyasada satılıyor. Rusça'da zengin bogatıy demek, bogatıy kelimesi aynı zamanda Rusça'daki bog kelimesinden geliyor. Bog ise Tanrı demek. Yani zenginlere tanrısallık sınıfı biçiliyor. Rusça’da fakir anlamına gelen bednıy kelimesinin etimolojik kökeni ise felaket, musibet, dert, sıkıntı gibi anlamlara gelen Rusça’daki beda kelimesinden gelir. Bednıy kelimesi sadece fakir anlamına gelmemekle birlikte felakete uğramış bir zavallı anlamına da gelmektedir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
10/10
·590 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 08:43
“Can “ kelimesi hayat içerisinde ne kadar basite indirgenerek geldi bu zamana kadar. Ağzımıza peselenk olan kelime ya da cümlelerin gerçekten söylenme zamanını hiç düşünüyor muyuz acaba? Ağzımızdan çıkan her cümle ile sınanma kapısı açtığımızın keza. Kelimelerin doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmasını çok uzun zaman önce rafa kaldıran bir toplum olduk. Biraz buna mecbur bıraktılar ee biz de pek engel olmadık hemen uyum sağladık. “Seyir” kitabından sonra kolay kolay alaşağı eden bir kitap süreci olmadı. Ama konu alaşağı olmaktan ziyade yukarıya çıkabilme ve uygulamaya geçme hali. Sabır ve sebat konusunda iyi olmadığımız için belki de tökezleme hali. Sosyal medyanın kölesi olup “ Anı Yaşa” mottosu altında sadece cümleyi kullanmak adına yapılan tüm eylemler sadece yolun yarısına dahi götürmüyor. Anda kal diyince insanlar kafalarında bambaşka kombinler hayal ediyor. Susmayan bir zihne en iyi cevap ona vermem gereken tek cevaptır.” Ben şu andayım , yürüyorum, okuyorum, yapabiliyorum…” geçmişi ve geleceği karıştırmadan. Kimse size hafızanızı sıfırlayın da demiyor. Sadece o rüzgara kapılmaman gerektiğini unutma diyor aslında da bizim hamurumuz çok yatkın kurban rolüne… Kitaba gelince konu bağlamı içine girmeyi tercih etmiyorum. Pandemi zamanında geçmesi bir beni o zamanlara götürmedi değil. Belki çoğumuzun kendisi ile yüzleştiği bir dönemdi, bazılarımız uyandı, bazılarımız uyanmadı ve hala uyuyor. Tüm gardınızı indirmişken hiç tanımadığınız bir adama ne kadar kendinizi emanet edebilirsin dedirtti bana? Kilit kelime belki de “güven ve tevekkül” . Hepimizin hayatı aslında planlanmış şekilde karşımızda duruyor. Farkına varıp varmamak bizim tekamül sürecimiz . O sırada karşımıza çıkan insanlar ise ya ömür boyu yoldaşlarımız ya da sınavımızın sadece bir
1000Kitap
Can BorcuPiraye · Mona Kitap · 20241,023 okunma
8/10
·348 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:22
Tek diyebileceğim şey Enzo'yu sevimli bulduğum. Tex de güzel bir karakterdi ama yaptıklarını saymazsak eğer Enzo'nun Tex'e olan yaklaşımı bence güzeldi. Hatta fazla şekerdi Yani okunur Serinin ilk kitabı olduğu için devamını getireceğim. Haziran-Pride'a özel bu seriye devam edilsin. TW'lere dikkat edin okumadan önce
Take Me ApartBrea Alepoú · Independently Published · 202329 okunma