Hemşire iyi misin diye sorunca çok canım yandı. Kötü olduğumu hatırladım da ondan galiba. İnsan nasıl olduğunun ayırdına sorulmadıkça varamıyor bazı. E benim de pek hatır, sağlık soranım olmuyor burda. "İyiyim," dedim; "kötü olmaya mecalim mi var benim."
Şöyle acil nöroloji, acil travmatoloji, acil kardiyoloji gibi bir de acil boşanmatoloji bölümü olsa ya hastanelerde. Ovle daha çok hayat kurtarılırdı. Bazı kadınlar için en ölümcül hastalık evlilik.
Erkekler deli karıdan çok korkar. Ama kadınları delirtmekten korkmaz. Delirtince de ya onlar kaçar ya can havliyle biz... Sonra akıllı bir kadın bulup onu delirtmeye çalışırlar. Bu da dünyanın döner sermayesi...
Evime doğru yürümeye başladım. Ne olacaksa olsun.
Nasılsa, ya bu gece kocam beni öldürürse diye, her gece yatırırken saçını öpüp kendimce helalleştiğim bir evladım yok artık evde.
Bıraksaydım o refakatçi kız Froyd'unu okusaydı. Bok vardı olay çıkaracak. Ne bileyim. O Froyd pezevengi faturayı biraz da bana kesiyor gibi geldi. Çocukken bir şey yaşıyormuşuz, o da bütün hayatımıza yansıyormuş. Çocukluk: Hadi de ki on yıl. Kalan hayatımız o on yılın etkileriyle şekilleniyormuş. Demek ki biz çocuklukzedeyiz. Demek ki çocukluk, tedavisi ömür boyu süren bir hastalık!