Öğren artık Ülker, insan kısmı iyilik yapıyorsa mutlaka bedeli olur. Karşılığında en bir şey almayanı bile böyle kendine vazife çıkarıp akıl verme ayağına bir bardak çayın verdiği huzuru alır götürür. Tabii, ben hata yapmasam insanlar kendi hayatının sağlamasını nasıl yapacak? Akıl vermek dediğin, hele ki geçmişe dönük, değiştirilemeyecek şeylere dair akıl vermek; insanların kendi geçmişini aklamasından başka bir şey değil.
Bir şey söyliyim mi, insanların ne kadar kuruntusu varsa hep tokluktan. Televizyonda da görüyoruz, zenginler hep psikologlarda. Niye? Toklar da ondan. İnsan kısmı açlık derdi olmayınca başka dertler bulup kendini oyalamak ister. Halbuki aç insanın kursağından başka derdi olmaz. Derdi başı, "Ay sonunu getirebilecek miyim?", "Çocuğumun karnını doyurabilecek miyim?"
Bir şey söyliyim mi? İnsanoğlu acıkmasa biz hâlâ taş devrindeydik. Bütün bu buluşlar neden olmuş? Hep açlıktan. İnsan acıkmış da ekmek pişirmiş, peynir mayalamış. Tokluk rehavet yapar. Tok insan düşünür mü: Bu toprakta sarı bir şey bitiyor tane tane. Dur ben bunu biçeyim. Sapıyla samanını ayırayım. Tanesini ezip öğüteyim. Un yapayım. Hmm un. Kuru bir şey. Dur ben buna su katayım, mayayı icat edip mayalayayım. Hamur olsun. Sonra bir sopayı yontup merdane yapayım. Merdaneyle hamuru açayım. Pişireyim, ekmek olsun. Peee, tok adam bunları düşünecek. Tok adam parmağını kıpırdatmaz. Ben de acıktım, ekmeğimi buldum.