Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:43
Okudum Bitti! Aptallık sadece varoluştan mı gelmektedir, yoksa varoluşun temelinde zaten aptallık mı yatar? Kitap boyunca bu iki kuram arasında sürüklenip duruyorsunuz. Sayfa sayfa ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, dünya biraz da bu “aptallık” sayesinde dönüyor. İnsanlar hata yapıyor, inanıyor, umut ediyor, tekrar deniyor… Ve bu “aptalca” döngü olmasaydı hayat belki de hiç bu kadar renkli olmazdı. Kitap yüzyıllar önce yazılmış olsa da bugünün insanına tabiri caizse cuk oturuyor. Sanki Erasmus bir zaman makinesine binmiş ve günümüz dünyasını da gözlemlemiş gibi. Okurken “Yahu, bu hâlâ mı böyle!” dediğim pek çok an oldu. Tavsiye kısmına gelecek olursak... Eğer alışılmışın dışında bir kitap okumak isterseniz, klasiklerin dilinden hiç korkmayın; çünkü bu eser oldukça keyifli ve akıcı. Okurken hem gülecek hem düşünecek, hem de kendinize ve çevrenize biraz daha mizah penceresinden bakmayı öğreneceksiniz. Kendinizi çok “akıllı” hissettiğiniz zamanlarda ya da etrafınızdaki “aşırı akıllı” insanlardan sıkıldığınızda bu kitap size çok iyi gelecek. Bazen hayatı biraz da “aptalca” (yani delice) yaşamak gerek, değil mi?
Aptallığın ÖvgüsüDesiderius Erasmus · Koridor Yayıncılık · 202115,2bin okunma
Birbirinden Eşsiz İki Kadın
10/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:14
Öncelikle ne kadar salak olduğuma değinmek istiyorum.Bu kitap normalde novella ve ben bunu gayet iyi biliyordum.İçinde iki hikaye var bunun.Her neyse şimdi ben de kutulu set vardı ve kutulu sette bu kitabı üçüncü kitap olarak koymuşlar.Ben herhalde 2,5 gibi bir şeydir diye bunu okumaya başladım.İlk hikayeyi okudum bitirdim.İkinci hikayeye geçtim ve bir anda dedim ki bu işte bir tuhaflık var.Koşa koşa yağmurun hesaba gittim tabi.Onun bu seri hakkında bir videosu vardı.İzlemeye başladım,bir baktım bu kitap en son okunacakmış.Görmeniz lazım evde küfürler uçuşuyor.(küfürden nefret ederim)Kriz geçirdim evde yani bu ne biçim aptallık?!?Şimdi bu yüzden bu iki hikaye arasında benim için bir ay mı ne var!Artık incelemeye geçebilirim sanırım anlattığıma göre.İki hikayeyi de ayrı ayrı anlatıcam. Kraliçe'nin Şarkısı Bu hikaye Cal'in annesi Coriane'i anlatıyor.Coriane Jacos Hanesi'nin vârisi.Ayrıca Julian ile de kardeş.Kendisinin çok trajik bir hikayesi var ve yavaş yavaş aklını kaybeden bir karakter.Aslında bildiğiniz gibi bunun sebebi kendisi değil Elara'ydı.Bu spoiler değil bu arada. Bu hikayede de işte bizim kızımızın kraliçedenemesinde Elara ile tanışmasından ölümüne kadar olan süre işlenmiş.Ayrıca Savaş Fırtınası nda geçen günlüğü de bu hikaye ile okuma şansı elde ediyorsunuz. Açıkçası ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten Coriane dehşet merak ettiğim bir karakterdi seri boyunca.Günlüğünü okumak da çok mükemmel bir şeydi.Yani gerçekten de bir kadının delirişine şahit oldum.Bir de Julian'ın içi bomboş bir kitap hediye etmesi.Gerçekten harikaydı.Zaten bu kitap Coriane'in günlüğü oluyor.Altıncı Tiberias da çok harika adammış.(Hepsinin ismi Tiberias olmasa keşke)Düşünceli bir insan olmasını da çok sevdim.Yani Coriane'iyi düşünmesi çok hoştu. Coriane'nin delirdiği biraz daha iyi
Zalim KrallıkVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2017906 okunma
Reklam
Hassas kalpliler okumasın…
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 17:33
Keşke bu kitap hiç yazılmasaydı ve ben de hiç okumasaydım..! Kitabı bitireli haftalar oldu ama yorumunu bile yapamadım daha. İçim paramparça, tarifsiz bir hüzün bıraktı bende. Bir grup psikiyatrist ve psikolog, fareler üzerinde bir deney yapar. Zekayı yapay olarak yükseltmeye çalışırlar. Algernon isimli bir deney faresinde deney başarılı olur ve zekası normal seviyenin çok üstüne çıkar. E madem öyle bunu neden insanlarda denemiyoruz diyerek Charlie’yi denek olarak seçerler. Charlie, zihinsel engelliler sınıfındaki en azimli adamdır. Fakat bilim insanları, fareler üzerindeki deneyin tüm çalışmalarını henüz tamamlamamıştır. Farenin zekası fazlasıyla yükselmiştir ancak zaman içinde nasıl bir değişim göstereceği henüz bilinmemektedir. Bu süreyi beklemeden Charlie’yi ameliyata alırlar. “Not: Lütfen eğer vaktiniz olursa Algernon’un arka bahçedeki mezarına birkaç çiçek koyun olurmu.” “Dışarıda hava soğumaya başladı ama ben Algernon’un mezarına hala çiçek koyuyorum. Bayan Mooney bir farenin mezarına çiçek koymak aptallık diyor ama ona Algernon’un özel bir fare olduğunu söyledim.” “Kendimi anlamazsam bütün bir insan olamam…” “Gündüzleri - düşündüm, okudum ve yazdım; ve geceleri de - kendimi aradım.” “Önemli olan şey, ne olursa olsun yukarıya doğru koşmaya devam etmekti.” “Sadece yalnız bırak beni… Ben kendim değilim. Paramparça oluyorum ve seni burada istemiyorum.” “Hayata neden hep bir pencereden baktığımı bir anlasam…” “İşte, tam böyle sevmiştik birbirimizi, gece sessiz bir gündüze dönüşene kadar.” “Bana neler oldu? Neden dünyada bu kadar yalnızım ben?” “Benim ışığımın senin karanlığından daha iyi olduğunu kim iddia edebilir?”
Alıntı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
İris ve Roman, rakip iki gazeteci, sadece birisi köşe yazarı olacak. İkisi için de bu pozisyon çok önemli, ikisinin amacı da aynı farklı dünyalardan gelseler de. Köşe yazarı olmak için her şeylerini ortaya atacakları bu rekabette hayatın onlara sunacağı sürprizden habersizler. Serinin ilk kitabı İris'in abisi Forest'ın Tanrıların Savaşı'nda savaşmak için cepheye gitmesi ile başlıyor. Bu gidişin ardından ise İris ve annesinin hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Okulu bırakmak zorunda kalan İris gazetedeki işinde çalışırken Roman ile köşe yazarlığı rekabetinde her şeyini vermeye hazırdır. Tıpkı Roman gibi... Roman ise zengin bir ailenin çocuğu. Ancak zıtlıkların birleştirici gücü ikisinin de kaderini yazmaya başlamıştır. İris, cepheye giden abisine ulaşmak için daktilosunda yazdığı mektupları evlerindeki gizemli gardıropa koyduğunda mektupların abisinin eline ulaştığını düşünür. Taa ki mektupların ulaştığı kişi kendisinin Forest olmadığını söyleyene kadar. Gelen cevaptan sonra ise aralarında zamanla kendi hayatlarını, duygu ve düşüncelerini kaleme aldıkları büyülü mektuplaşmalara dönüşür. Tanrıların Savaşı'nı, Roman ve İris'in yaşadıkları ve aşkın gelişini kendisine has kalemi ile aktarmış yazar eserinde. "Bence hepimiz zırh giyiyoruz. Bence giymeyenler aptallık ediyor, dünyanın keskin kenarları tarafından tekrar tekrar yaralanmanın acısını yaşama riskine giriyorlar. Ama bu aptallardan öğrendiğim bir şey varsa o da savunmasızlığın çoğumuzun korktuğu bir güç olduğu. Zırhını çıkarmak, insanların seni olduğun gibi görmesine izin vermek cesaret ister. Bazen ben de senin gibi hissediyorum: İnsanların beni olduğum gibi görmesi riskini göze alamam. Öte yandan zihnimin derinliklerinde bir ses var, bana sürekli, "Bu kadar ihtiyatlı davranarak çok şey kaçırıyorsun," diyor." ( I
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,236 okunma
Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı.
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:35
Bazı kitaplar vardır daha ilk cümlesiyle yakalar sizi, satırları okuyup bir süre bakakalırsınız, ilk cümlesi böyleyse kim bilir devamı nasıl olacak merakıyla okumaya devam edersiniz. Anna Karenina'nın etkileyici giriş cümlesi gibi: "Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." İki Şehrin Hikâyesi 'nin tezatlıklarıyla güzel ilk satırları gibi: "Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık..." Âşıklara Yer Yok da etkileyici giriş cümlesi olan kitaplar arasındaki yerini aldı. "Hayatımı mahvettim. Üstelik bunu yaparken aklım başımdaydı. Hayatımı bile bile mahvetmemin tek bir sebebi vardı: Aşıktım ve dünyanın geri kalanının gözümde zerrece değeri yoktu." s:9 Diyerek başlıyor yazar sözlerine. Bu cümleler etkileyici olduğu kadar kitabın özeti gibi. Daha ilk satırdan başladım satırların altını çizmeye, kitap boyunca da birçoğunu alıntı olarak paylaştığım nice satırı, edebi anlamda lezzet alarak okumaya ve çizmeye devam ettim. Tarık Tufan'ın kitapları içinde en beğendiğim kitabı bu oldu diyebilirim. Kitapta Orhan'ın Firdevs'e olan tutkusu anlatılır. Orhan Firdevs'i güçlü ve farklı bir kadın olarak görür. İlk görüşte çekimine kapılır ve aşık olur. Firdevs aramalarına, mesajlarına dönmez ama Orhan yine de peşini bırakmaz. Firdevs ise başka birine aşıktır ve onu da aşk yiyip tüketmektedir. Firdevs her ne kadar acı çektiren, bencil bir kadın gibi görünse de aslında o da Orhan gibidir... Kendisini sevmeyen biri için hayatını mahvetmektedir. Birini çok seven insanların yüzlerinin gülmesi mümkün mü? "Âşıklara yer yok! Âşıklar bu dünyada bir yere sığmazlar." s:205 İnsan başkalarının gözünde ne kadar güçlü olsa da en çok sevdiğine yenilmez mi? İkili ilişkileri düşündüğümüzde en çok seven, en çok kırılan olmaz mı? Aşk sizin
1000Kitap
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,542 okunma
Zerafet
Puan vermedi·
Günümüz dünyasında bu kitaba göre yaşamak aşırı zor bir şey. Kitapta bahsedilen davranışlar günümüz dünyasında aptallık veya saflık gibi görülüyor ve ona göre muamele görülüyor. Yalnız daha ilk dakikada bile kendimde ne kadar çok eksiklik varmış bunu fark ettim ve bundan sonra daha dikkatli olmaya ve davranmaya çalışacağım. Gayet anlaşılır ve akıcı, her kesimden kişilerin anlayabileceği bir kitap olmuş. Çoğu insanın okuması gerektiğini düşünüyorum
Kitap Alıntısı
Zarafet Görgü ve ProtokolSuna Okur · Çalıkuşu Kitap · 201823 okunma
Reklam
Reklam