YA CENNETİN GÜZELLİKLERİNDEN DE SIKILIRSAK?
(...) Konferansta “Matbuat” dergisi temsilcisinin sorduğu suâl: - "Dünya hayatında kötü ve çirkin olan şeyler bizi nasıl sıkıyorsa, bir süre sonra güzel olan şeylerden de sıkılıyoruz. Oysa Cennette sonsuz olacağı söylenen mutluluğun bizi sıkmayacağı ne mâlûm?" Ve aldığı cevab: "Ben öyle olacağını sanmıyorum. Burada bir kavram kargaşası yaşıyorsunuz: İslâm'a göre, dünya hayatı bir “gölge hayat”tır; “asıl hayat” ötelerde… En ışıltılı şeyler bile gölgede karaltılı ve karışık bir surette görünür; olduğu gibi değil… Dünyada Cennet ve Cehennemin kendisi değil, ancak gölgesi, karaltısı ve ihtarcısı vardır; üstelik birbirine karışmış hâlde… Meselâ Cehennem’i “ye’s içinde azab”, Araf’ı “kasvet içinde ümid”, Cennet’i de “emniyet içinde zevk” olarak kavramlaştıracak olursak, bunların gölgelerinin dünyada birbirine nasıl karıştığını da anlarız. “Saadet” ve “vecd”in Cehennemden gelmesi mümkün olmadığı gibi, “sıkılmak”, “yorulmak”, “bezmek” gibi hâllerin Cennette bulunduğu da tasavvur olunamaz. Güzel ve yüce olan, insana saadet veren ne varsa, Cennet odur. Endişe etmeyin siz; çünkü orası Allah’ın rızâsını kazanmış olanların yurdudur. Dünya hayatı ise, Kâinatın Efendisi’nin beyânları ile, bir uyku ve rüya hâli. Rüyamızda bu dünyanın intizamı nasıl birbirine karışmış bir vaziyette karşımıza çıkıyorsa, “asıl hayat”ın nizam ve hakikatlerinin de bu dünyada birbirine karışık vaziyette olduğunu görüyoruz. Burada, “Cennet ve Cehennem yoktur, dünyadadır, insandadır, teşbihtir” gibi eski ve yeni garibanlıkların da payını düşebilirsiniz: Cennet ve Cehennem olmasaydı, dünyada Cennet ve Cehennem hâllerinin gölgesi ve silüeti de olmazdı; madem ki, dünyada onların gölgeleri ve silüeti var, demek ki, o gölgelerin asılları da var!" __Aslına bakarsanız, bu sözlerin İlâhî Komedya’ya
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Araf Suresi'nden kendime notlar
1-)Şükrünü artır. 2-)Büyüklük taslama. 3-)İsraf etme. 4-)Allah'a karşı bilmediğin şeyi söyleme. 5-)Dünya hayatı seni aldatmasın. 6-)Rabbine içtenlikle, için için ve alçak gönüllülükle dua et. 7-)Dua ederken haddini aşma. 8-)Allah'tan korkarak ve umarak dua et. 9-)Allah'ın verdiklerine nankörlük etme. 10-)Sözünde dur. 11-)Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır. 12-)Sana bir iyilik geldiğinde bu bendendir deme. 13-)Allah'a olan bağlılığını iyi şeyler geldiğinde bozma. 14-)Allah'ın ayetlerinden gafil olma. 15-)Günahtan sonra hemen tövbe et. 16-)Tevazu sahibi ol. 17-)Allah'a güzel isimleri ile dua et. 18-)Şeytandan vesvese dokunduğunu hissettiğinde Allah'a sığın. 19-)Kuran okunduğunda sus ve dinle. 20-)İbadetinle böbürlenme.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Allah Vedud’dur
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Biri Allah’ın dinini anlamazsa dini bu sefer kendine göre; yani kendi bilgisiyle, öğrendikleriyle, duyduklarıyla anlamaya çalışır. Dolayısıyla dinini Allah’tan öğrenmediği için o öğrendiği din Allah’ın dini olmaz. Allah ayet-i kerimede; “Allah sizin için İslam’ı din olarak seçmiştir”(Mâide /3) buyurur. Yani kim İslam’dan başka din arar, kendine göre bir din üretirse o din ondan kabul edilmez. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Cibril Hadisi’nde, Hz. Cebrail (a.s.) ile yaptığı konuşmasında Allah’ın dinini beyan etmişti. Daha önceki kitaplarda bu Cibril hadisini anlatmıştım. İsterseniz Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in Cebrail’e verdiği cevaplarda ne buyurduğunu kısaca hatırlayalım. Sahabe anlatır; Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’le birlikte açık bir alanda otururken beyaz elbiseli biri geldi, üzerinde yolculuk yaptığına dair en ufak bir iz bile yoktu. Sonra Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’in yanına dizi dizine değecek kadar yaklaşıp oturdu ve Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’e; -İman nedir, diye sordu. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; -İman; Allah’a, meleklere iman etmendir. Ve bi likaihi Allah’a kavuşmaya, vuslat etmeye, vasıl olmaya, Allah ile karşılaşmaya, seni huzura almasına iman etmendir, buyurdu. Lika; karşılaşmak, mülaki olmak anlamına gelir. Demek ki Allah’a mülaki olmaya iman etmek imanın şartıymış. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz imanı anlatmaya devam edip; Allah’ın resullerine iman etmen, öldükten sonra dirilmeye, Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vermeye iman etmendir, buyurdu. Demek ki “imanın şartı altıdır” deyip amentuyu okumak
Sayfa 18·Kitabı okuyor
“Onları kandırarak yasağa sürükledi.”⁹ derken Kur’an’ın bizlere verdiği mesaj son derece açıktır: Hz. Âdem’i ve Havva’yı birlikte ayartan şeytan idi, ikisinden biri değil! Kur’an, bir âyetinde sadece Hz. Âdem’i eleştirirken¹⁰ hiçbir âyette Hz. Havva’yı tek başına suçlamamıştır. Nitekim Allah onları birbirlerine karşı değil, şeytana karşı uyarmış, “Ey Âdem! Şüphesiz ki bu (şeytan) senin ve eşinin düşmanıdır.” demişti.¹¹ Sonuçta Hz. Âdem ve Hz. Havva, birlikte kanmış, birlikte hata işlemiş, birlikte pişman olup tövbe etmiş ve yeryüzü hayatına birlikte gönderilmişlerdi.¹² Bu gerçeğe rağmen insanlığın kadın hakkındaki olumsuz yargısı, Hz. Âdem’i aldatanın, eşi Hz. Havva olduğu gibi bir inanışa dayandırılmıştır.¹³ Çok eski bir tabloda, erkeği suça teşvik eden ve Allah ile arasına girerek cennetten çıkarılmasına neden olan, “kadın” şeklinde resmedilmiştir. O hâlde Hz. Havva hamilelik, doğum ve âdet görme gibi sıkıntılara katlanırken cezasını çekiyor olmalıdır.¹⁴ Hâlbuki Yüce Allah’ın, kadın ve erkek arasında adaletsizlik yapmış olması nasıl izah edilecek? O’nun, “Sizden erkek olsun kadın olsun, hiçbir çalışanın amelini karşılıksız bırakmayacağım.”¹⁵buyururken,kadını ve erkeği eşit mükafatlandırmayı vadettiğini görmek gerekmez mi? 9 A’râf, 7/22. 10 Tâ-Hâ, 20/121. 11 Tâ-Hâ, 20/117. 12 Bakara, 2/36-38, Tâ-Hâ, 20/121-123. 13 Kitâb-ı Mukaddes, Yaratılış 3/6, 12. 14 Kitâb-ı Mukaddes, Yaratılış 3/16. 15 Âl-i İmrân, 3/195.
Sayfa 14 - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,5.Baskı,2023,İstanbul.
Alıntı