Tâbiînin büyük âlim ve evliyâsından Seleme bin Dînâr hazretlerine birisi “Gözlerin şükrü nedir?” diye sordu.
Şöyle cevap verdiler:
“Onlarla hayır (iyilik) gördüğün zaman bakar, şerri (kötülük) gördüğün zaman, bakmazsın.”
İki kulağın şükrü nedir?” diye sordu.
Cevabında;
“İyilik işitirsen dinlersin, kötülük duyduğun zaman dinlemezsin!”
İki elin şükrü nedir?” diye sorunca;
“Onunla senin olmayan şeyi alma. Haram işleme!” buyurdular.
“Karnın şükrü nedir?” diye sorunca;
“Altı yemek, üstü ilim olsun!”,
“Ayakların şükrü nedir?” diye sorunca,
“İyi kimseyi görünce ayaklarını, onun yaptığı işlerde kullanırsın. Beğenmediğin birisini görünce, ayaklarını onun yaptığı kötü işlerde kullanmaz ve onun gittiği kötü yerlere ayaklarınla gitmezsin.”
Diliyle şükredip, diğer âzâlarıyla (vücudunun diğer kısımlarıyla) şükür vazifesini yapmayana gelince:
Onun durumu, elbisesi olup, onu giymeyen, sâdece eliyle bir kenarına dokunan kimse gibidir. Elbette, o elbise o kimseyi sıcaktan ve soğuktan korumayacaktır.” buyurdular.
İnsanoğlu gaflette olduğu için çoğu zaman nimetlere şükretmek aklına gelmez.
Allah Teâlâ, insanlara bol nimet vermiştir; fakat insanların çoğu şükretmez. (Bekara 243)
Allah Teâlâ, çeşitli nimetler verdiğini, fakat şükredenlerin az olduğunu, az şükredildiğini bildiriyor. (Secde 9, Sebe 13, Araf 10)
Kıymetli şeyler ekseriya az olur. Azların kıymetli olduğunu bildiren âyet-i kerimelerden birkaçı şöyle:
Emrimiz gelip, tandırdan sular kaynamaya başlayınca, (Hz. Nuh’a) “Her cinsten birer çifti ve aleyhine hükmedilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir.” dedik.
Pek azı, onunla beraber iman etmişti. (Hud 40)
İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da çok azdır! (Sad 24)
İsrailoğullarından, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya,