Zor zamanda salih kul olmak; rüzgârın yön değiştirdiği, fırtınanın sertleştiği yerde hakikatten ayrılmamaktır.
Çünkü işler yolundayken herkes iyi insan, herkes sabırlı, herkes şükrediyor. Liman sakinken kaptan olmak kolaydır; asıl mesele fırtına koptuğunda gemiyi rotada tutabilmekte saklıdır. İnsanın gerçek kumaşı, konfor alanı dağıldığında ortaya çıkar:
Cebinde para yokken dürüst kalabilmek,
Canın yanarken beddua yerine duaya sığınabilmek,
Haksızlığa uğradığında bile adaletin terazisini bozmamak,
Kimse görmezken de sanki herkes izliyormuş gibi doğruyu yapmak...
Zaten “Salih kul” kelimesinin ağırlığı da tam olarak burada başlar. Arapça kökeniyle salih; düzgün, işe yarar ve sağlam demektir. Yani zor zamanda dağılmayan, baskı altında eğilip bükülmeyen, rüzgâra göre yön değiştirmeyip özünü muhafaza eden kişidir.
Mevlana’nın şu sözü, bu duruşun altını ne güzel çizer:
“Kul olmak kolaydır, asıl mesele kula kul olmamaktır.”
Zor zamanlar, insanın önüne sahte ilahlar çıkarır. İnsan fırtınanın ortasında ya nefsine, ya öfkesine, ya da korkularına kul olur; onlara boyun eğer. Salih kul olmak ise, tam da o kırılma anlarında her şeyi bir kenara itip sadece Allah’a kul kalabilmektir.
Çünkü dünya sallansa da, sarsılmayacak bir imana sahip olanlar sadece o Allah dostlarıdır.
___ /Güven Taşdemir