Puan vermedi·154 syf.·
2026 431. kitabı
Kuledibi’ndeki Tamburlu kıraathanenin, çoğunlukla ariflerden, güngörmüşlerden, sohbet ve kelâm ehillerinden olan ahalisi, asırların tüketemediği bu yorgun dünyanın binbir halini yâdedip onda baki kalan hoş ve nâhoş sedalardan dem vururken, laf dönüp dolaşıp çoğu kez bir zamanların Yâfes Çelebi’sine gelirdi. İhsan Oktay Anar Eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri"ni anlatan bir romandır. Osmanlı dönemine benzer bir atmosferde geçen eser, bilgiye, güce ve doğaya hükmetmeye çalışan mucitlerin ilginç makineler üretme çabalarını, hırslarını ve yaşadıkları trajikomik maceraları konu alır.. Kitab-ül Hiyel Yâfes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey adındaki üç hiyelkarın (mekanikçi/mucit) birbirini takip eden yaşamları anlatılır. İcat ettikleri mekanik aletler sadece birer teknolojik gelişme değil, insanoğlunun iktidar ve hırs arayışının sembolüdür. Arapçada hile, çare ve yöntem anlamına gelen bu kelime, aynı zamanda antik ve İslam dönemindeki mekanik ilmini temsil eder. Eserde fiziksel icatların çizimleri bizzat yazarın kendi çizimleriyle romanda yer alır. Kitab-ül Hiyel sadece teknik makineleri değil, güç uğruna harcanan hayatları ve kurgu içindeki felsefi sorgulamaları ele alır. Sonunda teknolojik ve askeri üstünlüğün değil, güzelliğin ve bilginin erdemine vurgu yapılır Dünya'nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı. S:80
Edebiyat & Roman
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
hakiki batının okültist yansımaları
Puan vermedi·88 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 21:52
René Guénon, Fransız ve Katolik bir ailenin çocuğu olup okültizmden mason localarına kadar ismi birçok yerde geçen bir düşünürdür. Ona göre hakikat, yalnızca akıl ve deneyle değil, dinlerin batınî boyutları aracılığıyla kavranabilir. Bu nedenle tasavvuf, Hinduizm ve Taoizm gibi geleneksel öğretileri incelemiş ve bunlar arasında ortak bir öz bulunduğunu ileri sürmüştür. Görüşleri gelenekselcilik çerçevesinde şekillenir. Tasavvuf üzerine yazılar yazması ve Mısır’da Şazeliyye tarikatıyla tanışması, onun Müslüman olup Abdülvâhid Yahyâ adını almasına vesile olmuştur. Onun en olgun eserlerini verdiği dönemlere denk gelen İslam Ezoterizmi ve Taoculuk adlı kitabı, İslamiyet’i kabul etmesine rağmen spiritüel konulardan tamamen kopmadığının göstergesidir. René Guénon, bu çalışmasında modern dünyanın beraberinde getirdiği felsefi ve ahlaki görececiliği (relativizm) eleştirmeyi ve geleneksel medeniyetlerin özündeki birliği ortaya koymayı amaçlamıştır. Kitap oldukça analitik ve teorik bir zeminde ilerler. Guénon, okültizmde de görülen zahir ve batın kavramlarını İslamiyet’teki şeriat ve hakikat kavramlarıyla bağdaştırır ve İslam doktrininde bu ikisinin açık bir şekilde ayrıldığını savunur. Bu ayrımın keyfi bir yoruma değil, tabiatla ilgili bir hakikate dayandığını söyler. Şeriat, din ile ilişkili her şeyi kapsayan bir kabuk gibiyken; hakikat, bir çemberin merkezi gibi şeriatı var eden ve anlamlı kılan marifettir. Yolcu olan kişi fail konumundadır. Bunu anlayan, seyr u sülûk geleneğini de anlamış olur. Batın ilmi yalnızca hakikati değil, tarikati yani oraya ulaşan yolu da içerir. Tasavvufta yollar çoktur ama gaye birdir. Kul bu yolda ilerledikçe kendi sıfatlarını kaybeder ve geride Allah’ın sıfatları kalır. Sufilik ise sufi ile Allah arasında bir sırdır; bu yüzden tasavvufla
Din
İslâm Ezoterizmi ve TaoculukRene Guenon · Paradigma Yayınları · 20252 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kuran’ı Kerim’in İcaz ve Belagatı
9/10
·655 syf.··
2026 13. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:14
40 Kelimesi de ayrı ayrı emek olan bir kitaptan en dikkat çeken üç kelimenin birbiri ile İcaz ve izahı (إمراة)_Dişi-Eş. ( البعل)- Eşkoca •(İmraetün) kadın Arapçada 1.anlamı dişilik 2. anlam olarak eş anlamında kullanılır. •Kur’anda (إمراة ) kelimesi evli dahi olup nasıl bir kopukluk olursa olsun şu şekillerde kullanılır; -ölüm, boşanma -Eşler arası çatışma,çekişme (Nisa/128) -Eşler arası din farkı (Hud/81) -Çocuk doğurmamış olmak (Meryem/5) -Bekar (Kasas/23) -Kadınsal durumlar (Bakara/282) vb. durumlar için ilişkiden uzak durumlarda kullanılır. Burada bir kelime daha devreye giriyor. O da Zevc ( زوجة ) . Zevc; iki şeyin birbirine tutunup birbirinden ayrılmaması demektir. Zevc kelimesi tam bir evlilik için kullanılır. (Yukarıdaki şartların tam tersini taşıyan). Bundan dolayı hanımına tutunan erkeğe ‘zevc’, kocasına tutunan kadına da ‘zevce’ denir. Örnekle ilerleyecek olursak kısırlık hangi tarafta olursa olsun aile birliği için bazen yıkıcı olabiliyor.Bu olayı Hz. Zekeriya’nın eşi için iki farklı ayette (امرأة ) - ( زوجة) kelimeleriyle net bir şekilde ortaya konuluyor. (Hz. Zekeriyanın eşi yaşı ilerlemiş ve kısır bir kadındır.) İlgili Ayetler; •Meryem 5-8. Ayetler … قال رب أني يكون لي غلام و كانت امراتي … …karım ise kısırdır.Bana kendi tarafından ; bana ve Yakup hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla..(Allah şöyle dedi:) ‘Ey Zekeriya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz… •Enbiya 89-90. Ayetler …و أصلحنا له زوجه… …Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için doğurmaya elverişli kıldık… -İlk ayette çocuk olmadan önce imraeti , (امرأة)Yahya (a.s) olduktan sonra zevcehu (زوجه) kelimesi kullanılmıştır. (بعل) Ba’l -Koca Yukarıda kadın (امرأة ) geçen kelimelerden
Din
Kur'an'da Eş Anlamlı Sanılan 40 Kelimenin İ'caz ve İzahıAbdulazım İbrahim Muhammed El Matani · Beka Yayınları · 20251 okunma
Gerçek Aşkın Peşinde
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 185. kitabı
Bugün sevgi olarak ifâde ettiğimiz kelime klasik kaynaklarda “hub” sözcüğüyle anlatılır. Bu sözcük aynı zamanda muhabbet kelimesinin de köküdür. Hub, Arapça’da “kaynama noktasına gelmiş suyun üstüne çıkmaya başlayan kabarcıklara” denir. Habbe kelimesi de buradan gelir. Muhabbet ise susamışlıktan veya fazla arzudan dolayı kalbin kaynamaya ve habbeler çıkarmaya başlamasıdır.
Gerçek Aşkın PeşindeDeneane Clark · Sayfa6 Yayınları · 201444 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 4. kitabı
Kış Kitabı “Kış Kitabı” Yazar Adem Turan’ın Çıra Edebiyat etiketiyle, Ocak 2026’da okurlarıyla buluşturduğu deneme kitabıdır. Yüz dört sayfa hacmindeki eser, “Kış Hâlleri” ve “Kış Günleri” başlıklarında iki bölümde tasniflenmiş olduğunu görüyoruz. Her iki bölümde de elli civarında yazı yer almaktadır. Kitap ismi olan “Kış Kitabı” Merhum gazeteci Ahmet Kekeç tarafından isim olarak verilmiş ve kitap, Ahmet Kekeç'e ithaf edilmiştir. Benim de okuma sıram da başka kitaplar olmasına rağmen, anlamlı olması babından ve kitabı daha iyi özümseme ile beraber hissiyatımın yüksek olacağını düşüncesiyle, Şubat ayının soğuk günlerinde okumayı yeğledim. ‎Kitap isminden de anlaşılacağı üzere, deneme yazıları hem kış mevsimi üzerine hem de kış ayında yazılmış olan yazılardan müteşekkildir. Eserin ana ehramının tepesinde kış mevsimi bulunmaktadır. Yazıların içeriğini en iyi şekil de Şeref Akbaba, takdim yazısında şöyle özetlemiş. “Gündelik hayatın içinden kesitler ve tarihi anekdotlar içeren metinler” olarak nitelendirmiş. Devamında da “Metinler, kış sertliğiyle değil berraklığıyla konuşur" şeklinde devam edilmektedir. Kış; suyun dallardan, yapraklardan çekildiği zamanlardır. Kış, bungunluğu ile beraber pencerelere ve kapılara hücum eden soğukları taşımaktadır. Ama daha çok bereketi, sımsıcak yuvaları barındırır. Griliği, sisi, boranı da taşısa da bahara açılan bir kapı hüviyetindedir. Kış, yorgun kalabalıkları bünyesinde misafir eder bir taraftan. Kış, karla birlikte yaşanılan en güzel masal mevsimidir. En azından bir zamanın çocukları için uzun kış gecelerine gelen devler, cüceler, sultanlar, şehzadeler, eşkıyalar ve yol kesen haramilerle dolu güzel masalları barındırır. Çay servisleri eşliğinde muhabbetin zirve yaptığı günleri içerisinde her zaman taşımaktadır. Sonuçta çay,
Kış KitabıAdem Turan · Çıra Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 15:52
MİZAH OLMASAYDI ⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈ Güldürme amacı taşıyan her şey mizahtır.. ... Mizah kelimesi, Arapçada "şaka yapma, eğlenme" anlamına gelen mazh kökünden türemiş ve yine anlamı bozulmadan mizah şeklinde dilimize geçmiştir. Mizahın Türkçe karşılığı gülmece veya güldürüdür.. Olmasaydı Serisi kitaplarını büyük bir keyifle okumaya devam ediyorum. Serinin her kitabından farklı türde bilgiler öğreniyorum, bu da beni fazlasıyla mutlu ediyor. Mizahın sadece güldürmekten ibaret olmadığını, bazen insanın en ağır yüklerini bile hafifleten bir sığınak olduğunu hatırlatan bir kitap bu. Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, gülmek aslında bir direnme biçimi; hayata karşı sessiz ama güçlü bir başkaldırı. Bu kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Gülmek gerçekten de en ciddi iştir, özellikle de günümüzde.. Peki, mizah olmasaydı? Kitapta yer alan anlatılar, yalnızca eğlendirmiyor; her biri kendi hikâyesiyle insanın içine dokunan bir gerçeklik taşıyor. Kimi zaman tanıdık bir yüzle gülümsüyor ve o kişilere özlem duyuyor, kimi zaman da bir cümlenin ardında saklı hüzünle durup düşünüyorsunuz. İşte tam da bu yüzden, kitap sadece bir mizah derlemesi olmaktan çıkıp insan ruhuna ayna tutan bir esere dönüşüyor. Hiciv olmasaydı Oğuz Aral, Levent Kırca, George Orwell, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali, Charlie Chaplin, Neyzen Tevfik, Nef'î, Ferhan Şensoy, Turhan Selçuk, Moliére gibi ustaların ismini bugün efsane olarak anmazdık. İyi ki varlar.. Kısacası mizah; bazen acının içinden doğar, bazen aklın beklenmedik bir köşesinden fırlar.. "Kara mizah sadece gülmek için yapılmaz, o bir direniş biçimidir aynı zamanda." “Mizah olmasaydı” diye başlayan bir düşünce, kitabın sonunda yerini şu gerçeğe bırakıyor: Mizah olmasaydı, belki de bu kadar güçlü kalamazdık. Çünkü bazen bir tebessüm, en
Mizah OlmasaydıMete Temel · Masa Kitap · 202621 okunma