Bugün Dünya Kadınlar Günü. Çoğu zaman çiçekler, tebrik mesajları ve kutlamalarla anılsa da aslında çok daha derin bir anlam taşıyor. Bu tarihi gün, Uçurum adlı romanımda elbette belli bir kurgu etrafında anlattığım, (Ki metinde geçen El Pais gazetesi, ilk olarak 1976’da basıldı, kurgu olduğu için 2 yıl önceki bir tarih verdim) ama aslında benzer birçok tarihi acı olayın yaşanmış olduğu gerçekliğine işaret ediyor.
Coğrafya ve tarihler değişse de, ne yazık ki, bazen bir annenin, bazen bir kız kardeşin, aslında bir geleceğin kalbinin delindiğine tanık olduk. Azad’la Mardin’de doğan, Nadide Adalet’le İran’da adalet arayan ve Uçurum’la darbelerin getirdiği sürgünler ve baskılar altında ezilen, hepsinde de şiddetin ve kötülüğün majör mağduru olan kadın hikayeleri anlattım. Son anlattığım hikayenin üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Fakat insanlık hâlâ aynı uçurumun kenarında. Emekçi kadınlar en düşük ücretlerle, en ağır koşullarda, en güvencesiz işlerde çalışmaya devam ediyor. Evde, sokakta, iş yerinde şiddet görüyor, öldürülüyor, susturuluyor. Eşit işe eşit ücret, eşit haklar, eşit söz hakkı talep etmek hâlâ birçok yerde ölümcül bir cesaret gerektiriyor.
Bugün 8 Mart, emekçi kadınların, öldürülenlerin, yok sayılanların, ezilenlerin ama asla boyun eğmeyenlerin günüdür. Susmuyoruz. Yürümeye devam ediyoruz. Çünkü uçurumun dibine düşmektense o uçurumu birlikte doldurmayı, o karanlığı birlikte yırtmayı seçtik. Bu 8 Mart’ta, bugün hâlâ aynı mücadelede olan her kadına söz veriyorum: Unutulmayacaksınız. Yalnız değilsiniz. Ve bir gün, gerçekten eşit, adil bir dünyanın sabahında hep birlikte uyanacağız.
Serhat KayaUçurumNadide AdaletAzad
#8Mart #DünyaKadınlarGünü #KadınCinayetleriPolitiktir
#EmekçiKadınlar #Uçurum