Tehlikenin doğurduğu korku, içinde tuhaf bir çekim, ürpertici bir haz karıncalanması başlatmıştı bile, bu parmaklarım bir hançerin soğuk ağzına sürmek veya bir namlunun, içinde ölümü barındıran kara ağzına bakmak gibi bir duyguydu.
Fakat fırtına veya bunaltıcı sıcak kadar, havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir..
Gerçek tarihin içine yedirilmiş güzel bir kurgu. İlk kitap okuyucuyu kendine bağlarken, ikinci kitap o kadar çekici olmasa da merak uyandırıcı.
Özetle, ilk kitap Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ilişkisi sonucu ortaya çıkan bir el yazmasının hikayesini anlatıyor. İkinci kitapta ise bu el yazmasının peşinde kendi ülkesinden çok uzaklarda, özgürlüğü ve egemenliği için çalışan bir toplumun savaşına dahil olmuş bir Ömer Hayyam tutkununun okuyoruz. O coğrafya insanının maruz bırakıldığı siyasi kısır döngü ustaca betimlenmiş.
Yazarın ve çevirmenin dili, akıcı ve sade. Hem aralıklı, kısa okumalarda hemen kitabın dünyasına girebildim hem de uzun okumalarda sayfaları nasıl çevirdiğimi anlayamadım. Okunmalı ve kitap kurtlarına tavsiye edilmeli.