"o ve ben,
uzanıyoruz ağlayan söğütün altında
ama şimdi yalnızım, uzanıyorum ağlayan söğütün altında
söylüyor, o willow waly, ağlayan söğüt ağacı benimle
söylüyor o willow waly, sevgilim bana döndüğünde
o ve ben,
uzanıyoruz ağlayan söğütün altında
kırık bir kalbim var şimdi
ah söğüt, ölüyorum."
"demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor. seninle aramızdaki yakınlaşmanın bir hududu, bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. beni asıl, bu ümidin boşa çıkması üzüyor... bundan sonra kendimizi aldatmaya lüzum yok... artık eskisi gibi apaçık konuşamayız... bunları ne diye, neyin uğrunda feda ettik? hiç!.. mevcut olmayan bir şeye malik olalım derken mevcut olanları kaybettik... her şey bitti mi? zannetmem. ikimizinde çocuk olmadığımızı biliyorum. yalnız bir müddet dinlenmek ve birbirimizden uzak kalmak lazım. ta birbirimizi tekrar görmek ihtiyacını şiddetle duyuncaya kadar... haydi artık Raif. bu an gelince ben seni ararım; belki tekrar dost olurve bu sefer daha akıllı davranırız. birbirimizden, verebileceğimizden daha fazla şeyler beklemeyiz ve istemeyiz... haydi, artık git... o kadar yalnız kalmak istiyorum ki.."