Körleşme nedir?
* Körleşme dünyayı beynini ele geçiren düşüncelerle, kuruntularla, küçük hesaplarla; yudumladığın hayatın sende bıraktığı tortularla, acılarla filtreler arkasından görmektir. Gördüğün, senin beyninin optik yansımaları yorumlama biçimidir. Yanlış anlamalara gebeliktir.
* Körleşme gördüğünü sandığın kişiyi, nesneyi, olayı tek bir kavrama indirgemektir. Simgeleri gerçeğe yeğ tutup, bir de onu tek doğru kabul etmektir. Öyle ki mavi kolalı etek salt kötülüktür.
* Körleşme bazı şeyleri her gün o kadar çok görmektir ki, sonunda görmemektir. Yoksa bu kadar yoksulluk, perişanlık, kurşun gibi çöken ağır karanlığın içinde nasıl yaşanır?
* Körleşme bazen de bile isteye görme uzuvlarının -şükür ki kapakları var, ya kulaklar gibi savunmasız olsaydı - işlevini yapmayı reddederek bizi savunması demektir. Görmezden gelmektir.
* Ve körleşme kitapta anlatıldığı gibi şudur: 'Körlük, zamanı ve mekanı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız yek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerekse kapsamları bakımından pek yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Körlük, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yanyana bulunabilmelerine olanak tanır.'
Körleşmeyle 'sağlıklı' işlevini yerine getirmezse o küçük tatlı egomuz ne olur peki? Akıl hastaneleri ne diye var sanıyorsunuz?
Kahramanımız Dr. Kien 'fildişi kulesi'ne çekilmiş 25000 kitabın sahibi, cahil, aptal, acımasız, para düşkünü, aşağılık insanlarla ( yani kendinden başka herkesle) konuşmayı, teması reddeden bir 'aydın'. 'Dünyasız bir kafa'sı var. Olaylar neticesinde 'kafasız dünya'yı yaşayanlarla bir arada bulunuyor ve tüm karakterlerin psikolojilerinin adamı haklı çıkardığı hikayenin
Spoiler içerir.
Canetti 1905’te Osmanlı İmparatorluğunun özerk bölgesi olan Bulgar Krallığına bağlı Rusçuk’ta doğmuştur.Daha sonra Almanya,İngiltere,Avusturya,İsviçre’de yaşayan ırksız ve yurtsuz bir göçebedir deyim yerindeyse.Yahudi olduğundan dolayı Nazi zülmünden payını fazlasıyla almıştır.Bu süreç yüzünden farklı coğrafyalara gidiş geliş sayesinde çok dilli bir aydın oluşuna zemin hazırlamıştır.
Yazar kitabımız “Körleşme”yi Balzac’ın “İnsanlık Komedyası”nı kendine örnek alıp 8 romanlık bir dizi şeklinde planlamış lakin maalesef ilk eser olan “Körleşme”den sonrasını getirememiştir.Yazar 26 yaşındayken yazmış lakin 2.Dünya Savaşı öncesi ve esnasındaki gergin havadan dolayı engellerle ve ilgisizlikle karşılaşmıştır eseri.2. Dünya Savaşının bitimi ve Canetti’nin uzun yıllar üzerinde çalıştığı antropolojik sosyolojik eseri “İktidar ve Kitle” eseriyle ismini duyurmuş.Bunun sayesinde de “Körleşme” kitabımız gereken dikkat ve ilgiyi üzerinde toplayabilmiştir.
“Körleşme” kitabını farklı açılardan incelemek mümkündür.Çünkü kitabımız yazım biçimi olarak farklı mizaçtaki insanların eylemlerinin sebeplerini kendi ağızlarından şahit oluyoruz.Örneğin kitle ve birey çatışması, aydın ve cahil halk çatışması,faşizm ve aydın çatışması….eksenlerinde incelemek mümkündür.
Yazarın tek roman olan eseri “Körleşme” ilk başta okuyucu tarafından neden 3 bölümden oluştuğu anlaşılamasada aslında 3 bölüm olmasının bir sebebi vardır.Burada yazar Hegel’in Diyalektik Yönteminden faydalanmıştır.Yani ilk bölüm “Dünyasız Bir Kafa” tez,ikinci bölüm “Kafasız Bir Dünya” antitez ve son bölüm “ Kafadaki Dünya”da sentezdir.Zaten olay örgüsüne bakılacak olunursa kitabın Hegel’in Diyalektik Yöntemini çok açık şekilde sergilediği görülecektir. ( Laf aramızdan çıkamıyor Şemsettin misali bunu çok az
"Hayır, Momo," diye karşilık verdi Hora Usta, "bu saatler sadece benim eğlencem. Bunlar her insanin göğsünde taşıdığı seyin basit birer taklidi yalnizca. Çünkü nasıl gözleriniz görmeye, kulaklarınız duymaya yariyorsa insanın yüreği de zamanı algilamaya yarar. Kör biri gökkuşağının renkleri ve sağir biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşa gider, kaybolur.
Ama ne yazık ki düzgün atmasını bildigi halde kör ve sağır olan nice yürekler vardır."