asitis

asitis
@as_it_is
8 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2020 14:24
Yaşar Kemal bir anlati ustası, bir geçmiş zaman ozanı. Eşsiz bir dili var üstadın. Belki tek tek bakıldığında çok da gösterişli olmayan cümleler, yanyana gelince göz kamaştırıcı bir destan oluşturuyor. Bu kitabına da herşeyden evvel maddi dünyayı, adayı, ağaçları, çiçekleri, denizi tasvirle başliyor. İlk önce o adanın güzelliğini beş duyunuzla hissedin istiyor. Çiçeklerin renk cümbüşü gözünüzde canlansın, sabah güneşinin ısısı teninize değsin, kuşların cıvıltıları kulağınızda tınlasın ki adanin güzelliğiyle ilgili imgeler bütün keskinligiyle kafanizda oluşsun.  Maddi dünya tasviri daha sonra yerini zihni dünya anlatısına bırakıyor. Nasıl girişte adanın, ağacın, kuşun, şeftalilinin, kadın kokusunun güzelliği ile içiniz aydınlanıyorsa, sonraki aşamada o güzelliğin içindeki yalnızlığın psikolojik tasviriyle iliklerinize kadar geriliyorsunuz. Elbette burada, beni yalnizlik perspektifinden yakalamış, aslında çok katmanlı bir psikoloji anlatılıyor. İçinde geçmişin onulmaz yaraları, umutlarda varolmaya çalışan yaşanmamış gençlik, öteki, ötekinden nefret etmek sonra tekrar ötekinin varlığıyla hayata sarılmak, korkmak... Bu tarz duygu durumlarını böyle yanyana sıralayınca ne kadar etkili oluyor bilmiyorum ama bunlarin aslında birbirleriyle nasıl iç içe geçtiğini, cinnet halini besleyen psikolojik bir yapının nasıl ayrılmaz parçaları oldugunun ayırdina varmak kitabın tadına varabilmek için önemli bir detay.  "Yarın, diye, üzgün söylendi , yarın sabah erkenden... Gider ona bakarım. Ya onunla karşı karşıya gelirsek, o, korkusundan tabancasını çekerse , çeker de... O ölmüştür . Gözleri o biçim pörtlemiş insan hiçbir zaman yaşayamaz"  "Bu adamın iskele üstündeki, pörtlemiş gözleriyle boynunu alabildiğine uzatmış yardım isteyen durumu onun yüreğini parlıyordu . Belki onu
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·352 syf.··
2020 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 18:48
Varolusculuk gibi edebiyatta cogunlukla agir islenmis bir konuyu adeta kahramaninin senaryosunu yazdigi bir sitcom komedisi tadinda islemesi ilk etapta kulakta kotu yankilaniyor olabilir. Ancak bana sorarsaniz bu ironik yapi, yazarin adeta cok sevdiginiz bir dostunuzla sohbet edermiscesine kendisini dinlettiren samimi anlatisiyla birlesince bu iddaali gorev hic sanildigi gibi kotu durmuyor metinde. Kitap kesinlikle varolussal kaygilara az biraz kafa yormus, bu felsefenin icine sindigi metinleri okumus okur kitlesini hedefliyor, bu metinleri okumamis bir okur icin hikaye herseyi olan ama elindekilerle mutlu olmayi beceremeyen bir insanin paradosi olabilir ki bana sorarsaniz bu cok yuzeysel bir okuma deneyimi sunar.  BUNDAN SONRAKI KISIM SPOILER ICERIR Kitap kabaca 4 kisimdan olusuyor. Ilk kisimda kahraminimizin gunlugu uzerinden belirli bir yasam standartini asmis hayatinin, o standart icinde hic de hayal etmedigimiz aksaklikarina tanik oliyoruz. Ikinci kisimda kahraminin cevresindeki karakterlerin agzindan yazilmis mektuplardan olusuyor. Tabii o mektuplardaki anlatida, olay orgusu hikayeyi devraldigi yerden ilerlemeye devam ediyor. Ilk kisimda yazarin samimiyeti ve ironik diliyle cok defa kendiyle dalga gectigini gulumseyerek gozlemlesek de ikinci kisimda kahraminimiz tam anlamiyla hedef tahtasina oturtuluyor ve yuzumuzdeki o gulumseme hic bitmese de bir parca donup kaliyor. Acaba elestirilerin dozu biraz kacmis mi, cevremizin yargilamasi hep biraz daha acimasizdir zaten diye dusunceler kafam da ucusurken aklima Albert Camus nun Yabancisi da gelmedi degil. 3.kisima geldigimizde de kitabin bence climax ine ulasiyoruz. Ogreniyoruz ki o elestrileri baskalari yapmamis, mektuplari da kahraminiz baskalarinin agzindan kendine yazmis. Topluma rahatlikla
TerapiDavid Lodge · Ayrıntı Yayınları · 200331 okunma
10/10
·511 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2019 21:35
NNT ile tanıştığım kitap. Aslında bu kitapla kavramlanmış siyah kuğu deyişini, yazarın isminden önce duymuştum. Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda spesifik bi durumu anlatmak için çokça kullanılan bu terim bile aslında kitabın ne derece başarıya ulaştığını kanıtlar nitelikte.  Ekonomi demişken kitap 2008 amerika finansal krizinden çok önce yazılmasına rağmen krizi bilen kitap olarak da un kazanmıştır. Kitap finansal sistemde biriken riskler hakkında doğru nedenlere ışık tutarak uyarılarda bulunmaktadır. Kuvvetle muhtemel, kitabın ünlenmesinde krizin etkisi de büyük olmuştur.  Ancak bana sorarsanız kitap gücünü ne kahinliğinden ne de yarattığı yeni kavramdan alıyor. NNT'nin kimseden korkmadan kral çıplak deme konusundaki cesareti beni en çok etkileyen yanı oldu. Burada bahsettiğim cesaret; kapitalizm eleştirisi gibi muhaliflik kavramının içine otomatik olarak sokulan ama birçok entellektuelin görece üzerinde uzlaşı sağlayabileceği ezberlerden ziyade, belki çok daha provakatif yine de okuru katılsın katılmasın düşünmeye sevk eden itirazlar. Tabii burada itirazlarınızı ne kadar temellendirebildiğiniz de en az cesaretiniz kadar değerlidir. NNT, bazen teknik detaylara çok savruluyor gibi gözükse de, çoğunlukla mantığınıza hitap ederek bunu da başarıyla yapmakta. Kitaba benim en büyük eleştirim ise NNT nin üslubuna- ki bundan kastım edebi üslup değil. Bilmiyorum siz adab-ı muhaşeret mi dersiniz, asgari nezaket mi ama bende özellikle kitabın sonlarına doğru bir ağız dalaşının ortasına düştüğüm hissi uyandı. Sanki NNT, bütün kişisel kavgalarına bir güzel cevap vermek istemiş, nasıl olsa masum okur da ne oluyoruz demeye kalmadan son sayfayı çevirmiş olur diye dilini kimseden sakınmamış. 
Bilim
Siyah KuğuNassim Nicholas Taleb · Varlık Yayınları · 2019384 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
John Fowles ile Buyucu sayesinde tanismistim. Bircoklarina gore yazarin belki de basyapiti. Daha sonra Fransiz Tegmen in Kadini'ni okudum. Yazara daha cok kanim kaynamisti. Simdi Koleksiyoncuyu okudugumda galiba en cok hosuma giden kitabi bu oldu dedim. Ancak bu objektif bi degerlendirme degil sanirim. Bahsettigim sey kitabin iceriginin beni daha cok ilgilendirmesi veya okudugum donemle ilgili diyebilecegim tarzda bir subjektiflik degil, basbayagi Fowles in kitaplarini yanlis siralamayla okumamla ilgili bir sey. Zannedersem yazari yeni yeni taniyorum. Tanidigim sey beni icine daha cok cekiyor. Bu surecte hakkini veremedigim kitap Buyucuyken, hayranligimi cezbeden kitapsa Koleksiyoncu- bana gore basyapiti oluyor.
Edebiyat
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma