Özge

Yalan ma­lum tembellikle yakındır, ben de hayli tembelim, yalan ma­lum kibirle yakındır, ben de hayli kibirliyim, yalan malumhızlı ve nesepsiz kazançtır, ben de hayli seriyim, yalan ma­lum zeki derler ama biraz ahmak işidir, ben de sanki gizliden pek de sandığım gibi değilim. Belki de ama belki de bü­tün bunlar gerçek değildir de hastayımdır. Belki bunun bil­mediğim bir aşısı vardır da şişman bir hemşire "Elim hafif­tir," diyerek olanca ağırlığı ile bana bu doğruluk aşısını zerk etse sabaha nasıl kalkarım? Kendi gerçek ağırlığımı taşıyabi­lir miyim? Hayal ve yalanla hafifletilip seyreltilmiş gerçeğin bile üzerine inen bir sahi söz, bir gören bakış, bir gerçek ger­çekle karşılaşma beni hemen öldürür. Gerçek beni öldürür. Kuduza kuduz aşısı yapılmışa dönerim. Döner önce kendi­ mi, sonra önüme geleni ısırırım, ağzımın köpükleri, gerçek baloncukları belki hoşunuza gider, "Bak sahicileşince nasıl canlandın," diye ama her zalimce sevinç, o sevince gölge dü­şüren bir şeyler de barındırır.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Reklam
Acaba akıldan geçenin, görün­mez yoldan vardığı bir yer, bir şey var mı? Yoksa benim gi­bi onlar da hiçbir iz bırakmadan mı gidecekler? Efsaneler, aslı astarı yok denen masallar, menkıbeler yine de var. Hat­ta o kadar çok var ki, insan sahicinin mayasını ve inancını olmamıştan, olamayacak gibi olandan alıyor. Ama ben, iş­te ben anlatılabilseydim, belki böyle yok olmazdım. Bu be­ni üzdüğünden değil de ne bileyim, en küçük bir kum tanesi bile daha da ufalıyor, yere inemeyecek kadar hafifliyor, saç­lara yeleler karışıyor ama yok olmuyor. Ben mi, sadece ben mi yok olacağım?
Sayfa 175·Kitabı okudu
Gözlem gibi gözlem
Bu zaman zarfında bir kez nişanlanıp ayrıldım. Kızın gözün­de, gönlünde ideal erkek, ideal eş imajını derinlemesine çiz­diğime, çaktığıma emin olduktan sonra zaten geriye ayrıl­maktan başka bir şey de kalmamıştı. Tek korkum, zaman içinde bu izlerin silinip silinmeyeceğiydi. Bunu düşünmek beni sarsardı. O an ona aşık olduğumu hissederdim. Baş­kasının benim çizgimin üzerinde yürüdüğünü düşününce sarsılırdım. Diğer zamanlar, kendimden emin olduğum za­manlar içimde kıpırdayan bir şey olmazdı, kendime bakar­dım. Şüphe aşkı getirirdi, kendime duyduğum emniyetin kaybı beni şaşkın, sırılsıklam ederdi, ağladığım da olurdu. Bazen sabaha kadar süren endişelerimi, korkulu hayallerimi ancak kendimle ilgili kurduğum daha büyük, daha güç­lü hayaller iteleyip önemsizleştirebilirdi. O zaman sabaha sağ çıkardım.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Karakterim bu değil­di ama insanlara karşı bir umut beslememek, onlara ait bir ümidimin olmaması beni talep hâlinde olmaktan uzak tutu­yor, kırmıyor, incinmiyordum.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Memur nedir, nasıl olunur?
Zaten devlet için ça­lışıyorduk, bu "Allah yarattığının rızkını verir," ayetinin iş­teki karşılığıydı. lşe girmiştik işte, Allah da rızkımızı veri­yordu, bir de çalışacak mıydık?
Sayfa 171·Kitabı okudu