Biliyorum ki bir insana yönelmiş hafif kalkık bir kaş nelere kadirdir, hafif sola yatık bir gülümseme kaç geceye, kaç gecenin uykusuzluğuna ve sabahında değişen yüz hatlarına kadirdir, artık ne isen o olmamak için her şeyi yapmaya dönüştür. Bildim. Bir bakışla solmak, bir sözle, hani gülmüştü o kadın ben de gülmüştüm ama şu çenemin yanındaki çizgi, hatta diyebilirim ki oyuk, o sözün attığı ile oldu, sabah gördüm ve tanıdım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkes, her şeye kendini başka türlü bir hâle getirebileceği düşüncesi ile tahammül edebildi. Kendinin dervişi olmadı, giriştiği hâlin, olmak istediği yerin dervişi oldu.
Yalandan da olsa bir hayat inşa etmek zor. Birbiri ile çelişmeyen, birbirini utandırmayan şeylerle bir örgü kurmak zor. O örgüden, o örgüye yakışır bir insan çıkarmak zor. Hayatı ve insanları tanımak; ne örgünün bir şeyi karmakarışık etmeden bir şey olabileceğine, ne örülenin üstüne yakışabileceğine inanma hâlinin ortadan, yani insan zihninden kalkması demek herhâlde. İnsana da, yapabileceğine de geldiği yere de pek kıymet verememek herhâlde.
Söylediklerim kendimi tedavi etmeye mi yönelik, anlamaya mı, avutmaya mı, yoksa zamanı farkına varmadan ağrısız geçirmeye mi ya da bu farkına varılmış bir zamanın yankısı mı hiç bilemedim. Kendimi buluverdiğim dünya hâli, başka dünyalar ve hayatlar bilmezden evvel dahi bana beğenilesi, yanında durulası gelmedi. (...) İçine doğulan hayat, hep o hayattan sıçrama isteği veriyorsa ama doğana sıçrayacak bacaklar vermiyorsa ne olur? İnsan o hayatın içinde dışarı fırlayamadan zıplar durur benim gibi.