Nasıl dayanılır ki? Tanıdığınız bildiğiniz herkes tek tek bu dünyaya binip onun o dehşetli ağırlığını ha bire artırdıkça, siz tek, tekliğe hep bir anlam eşlik ettirme çabasında, açıklamalı olması zorunlu bir teklikte, dünyayı itelemeye çalıştıkça, o, binenlerle şişmanladıkça, teklik arttıkça, o döndükçe, baş döndürücü bir teklikle çevirdikçe dünyayı, bu hâl ile, hep bu hâl ile onun uzaklaşıp, hızlanmasını, içine daha derinlerine yerleşildiğini gördükçe, nasıl dayanılır ki? Hep tuhaf, hep kaçamak, hep ikircikli, ömründe hiç kendinden emin olmadan, hiç sere serpe açmadan, açılmadan, neyi var neyi yok bilmeden, hep suçlu. Kendinden dolayı suçlu, hep anlar görünerek, anlar görünen bile görmeden uzun günleri, yılları, yılları geçirmek... nasıl dayanılır ki? Bana tek olmadığımı, başka yerlerde dünyayı böyle tek başına eliyle çevire çevire iteleyenler, kendinden uzaklaştıranlar olduğunu, bana kimse söylemedi ki.