Özge

Kendini kendinden ayırmak, etini sıyırmak ne zormuş, ne bağırtıcıymış, üstelik ne gürültüsüz yapılması gereken­miş, ne yaptığını hiç belli etmeden içinde kendini bırakarak geçilen tünelmiş. Eski ağrılarımı arar oldum.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yaşarken insanın öldüğünü ve ölünce başına gelebilecek­leri kestirmesi çok tuhaf. Hani bazen bir işi yanım yamalak yapar ve iyi sonuç alırsınız da bu hâli hiç düşünmeden ko­layca kabullenirsiniz ya da bir yanlışlık olur sizin yerinize bir başkası suçlanır da rahat bir nefes alır, suçlanana önce şöyle diğerlerinin sertliğine karşı hoşgörülü bir tavır alırsı­nız, sonra bu kadarı yeter deyip suçun sahibi ve bileni ola­rak en can alıcı ve ağır sözü, öbürlerinin akıl edemediği yer­ den yakalayıp söyler, rahat bir tavırla yerinize geçersiniz, daha sonra suçluyla baş başa kaldığınızda ona karşı baba­can ve kucaklayıcı bir tavır takınır, onun gözlerini buğulan­dırır, minnettar bakışını içinize çeker, minnetin fazlasını da soyluca iade edersiniz ya, nasıl olduğunu hiç anlamadan bir yere kabul edilir, kaybolacağınız bir yolda yolu bulur ve bu­nun nasıl olduğunu pek düşünmezsiniz ya, hani içiniz dışınız sevilir olmaktan uzaktır, siz olsanız sizden iğrenir, he­men gördüğünüzden kaçarsınız da sizi içtenlikle seven yi­ne de bulunur ve bunu hayretle karşılamaz, hep böylelerini arar ve onlara türlü karmaşık rezillikle acı çektirir, alan hep siz olur, bunu nihayetsizce kullanırsınız ya... Bu ve benzeri şeylerle zaman zaman yakalanarak, zaman zaman durumu kurtararak bir ömür sürülür. Üstelik yakalandığınız zaman yakalanışınız, yaptığınız ve olduğunuzun yüzde yirmisi, en fazla otuzudur. Daha fazlası, hele zihnen olanlar bir başkası tarafından hayal bile edilemez. En kötü söz bile hak edenin hakkının yüzde otuzunu geçmez; kalan yetmiş gene gizlidir.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Hep bir süreçten bahsediliyor, ömrün bu süreç olduğun­dan. Ben ömrümü arkamda görüyorum, önümde değil. Şu hâlde, benim bu yiten sürecime artık onu, yani neyi yitirdiğimi anlamaktan başka ne katkım olabilir? Son vakte kadar, son nefes falan da diyorlar. Ama son nefesi hazırlayan benim daha önceki milyonlarca nefesim bu istenen sonun hazırlık­ları ile örülü değildi ki. Yine de sanki içime serdiğimi yumu­şatan sıcak kaynar sular dökülüyor, erimiyorum ama sanki daha yoğrulabilir bir kütleye dönüşüyorum. Tahammül de­niyor, ben hep yaralı kediler gibi bir köşede kendi kendime iyileşmeyi bekledim. Tevazu deniyor, ben kibirlenecek şeyler biriktirememenin hastasıyım. Olsa, bir şeyler olsa, ben de pa­muk şeker olmayı bilirim.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Otuz sene kasap vitrini seyret­miş, lokma yiyememiş kedi gibi, otuz sene dünyayı seyret­tim lokma yiyemeden, artık canım da bir şey istemiyor. Anlamadım, adam olmadım, herhalde daha da kırığım ama ar­tık bu vakit, o vakit değil, artık istemiyorum. Bazı şeyler dü­şünerek değil, üzülerek öğreniliyor. Ama öğrenilenden ve ne şekilde öğrenildiğinden asla bahsedilemiyor. Kişiyi kişi yapan bilgi de ancak böyle elde ediliyor. Kaynaksız, kırıklık, üzüntü, elde edemeyiş, kaçırış, en büyük fedakarlıkların ne­ticesinde en derin aşağılanış bilgiyi oluşturuyor. Öyle ki in­san bunları bildiğini bile söyleyemiyor, sadece artık öyle ya­şıyor. Daha neşesiz, daha sakin, kıpırtısız, daha dünyaya ba­ğını gevşetmiş, daha ince ve seyrek bakışlı, yeni üzüntüle­re ev sahipliği yapmaya daha hazır. Tanrı bu bilgilerin top­lamından istediği insanı mı çıkaracak, ne yapacak? İsteme­mek istenmemek gibi değilmiş, isteyip her zamanki gibi is­teğini gizleyip, her zamanki gibi isteğini elde edememek gi­bi hiç değilmiş. Güzelmiş, güzel. İstemem, vallahi istemem, billahi istemem, tallahi istemem. Hiçbir şeyinizi istemem.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Nefis bir kitap nefis!
Hastalıkların, marazların hep kalp­te olduğunu söylüyor ve kalbi temizlemekten bahsediyor­lar. Ben de kalbimi yokluyorum sık sık; hep ağrılı, vesveseli, gidip gelen buluyorum. "Huzursuz, hüsran duyan kalp." diyorlar, "Benim, buradayım!" diyemiyorum. "Allah koru­sun!" diyorlar. Kendimi nereye saklayacağımı şaşırıyorum. Kalbin saklı olduğu yer iyi ki böyle derinde. Acaba beni gö­rüyorlar mı? Acaba bu insanların hiç kalpleriyle işleri oldu mu, kalbin her an soyulmuş hissinde olması nasıl biliyor­lar mı, herkesin kalbi bu kadar oynak mı, bu kadar hevesli ve bu kadar dar ve alıngan mı, bu kadar kendini bilmez mi, kalp şımarmak mı istiyor, yatışmak mı, bunu nasıl öğrenebi­lirim? Ben yatışmak istiyorum.
Sayfa 37·Kitabı okudu