"Neticede hayat karşımıza ne çıkarırsa çıkarsın vazgeçmek de bizim kararımız olacaktır, mücadele etmek de. Yani kaderimizi asıl belirleyecek olan tercihlerimizdir."
​"Her şeyi geride bırakıp sıfırdan başlamak büyük bir cesaret işi gibi görünür. Ama asıl cesaret, mutsuz olduğunu bile bile aynı yerde kalmaya direnmeyi bırakabilmektir."
Reklam
"Yakup Kadri Bey son sayıda, İnönü Muharebeleri esnasında İsmet Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasında gidip gelen telgraflardan söz etmiş ve bunun yeni bir üslup ve söz mimarisi olduğunu söylemiş. Tabii Fransız ve Rus devrimleriyle karşılaştırdıktan sonra etmiş bu lafı. Fransızlardaki giyotin, Ruslardaki kıyım söylemi yerine, Türk Devrimi'ne ruhunu, rengini, üslubunu verenin direnme, zafer ve övünme olduğunu anlatmaya çalışmış. ... İsmet Paşa'nın telgrafı: "Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce maktulleriyle doldurduğu muharebe meydanını silahlarımıza terk etmiştir. Gazi'nin cevabı: "Bütün tarihi âlemde, sizin İnönü Meydan Muharebesi'nde deruhte ettiğiniz (yerine getirdiğiniz) vazife kadar ağır bir vazife deruhte etmiş kumandanlar enderdir... Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz." ... "Ben o iki telgrafın ta içerisinden, o vakte kadar anadilimde hiç duymadığım taze ve asil bir şivenin müstesna tadını da almıştım. Öyle ki, bütün milli mücadele devrindeki neşriyatımda bu yeni ses benim için yepyeni bir milli estetiğin şiarı olmuştu." Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kadro dergisi Kasım 1933
Sayfa 383·Kitabı okudu
Alıntı
Bugün şu bölgelerde savaşarak kanlarını toprağa akıtanlar , evet, Ortadoğuludur; lakin birbirine karşı kullandıkları silahların ve mermilerin hiçbiri Ortadoğu’da üretilmemiştir. O halde sormak lazımdır, bu savaşı çıkaranlar ve yönetenler gerçekten böyle insanı mıdır yoksa Avrupa’nın her ülkesinden buralara gizli emellerle yollanmış ayrılıkçılar, tetikçiler yahut onlara gizli yollardan silah temin edenler, silah satanlar, bunun için gizli yardımlarda bulunanlar mıdır ? Asıl katil siyahı kullanan mıdır , silahı imal edip eline tutuşturan mı ? Hz. İbrahim’in barış için mücadele ettiği şu topraklarda şimdi onun torunları birbirini kırıyor. Coğrafyanın kaderi sanki. Yüce Baba ayak izlerini burada bıraktığı zaman savaşın iki cephesi vardı; inananlarla inanmayanlar. Şimdiki savaşın tek cephesi var. Müslümanlar. Oysa gölgede can verenlerle can alanlar kadar , uzaktan onları yönetenler de İbrahim’in çocukları. Yazık şu insanlığın haline !
Sayfa 382·Kitabı okudu
Sevdiği adam için mücadele eden kadınlar, üzülmeyi asla ve asla hak etmezler. Ki sevilmesi gereken asıl onlarken, ne yaparlarsa yapsınlar hak ettikleri gibi sevilmezler..
Alıntı
Heybeliada ruhban okulu!
Amaç Türkiye'de yaşayan 1500-2000 civarındaki Ortodoks Rum vatandaşının din adamı ihtiyacını karşılamak mi, yoksa Milli Mücadele yıllarında bir terör örgütü gibi çalışan okulda Patrikhane'nin ekümenik iddialarını gerçekleştir meye yönelik elemanlar yetiştirmek mi? 1971 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı ile kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması isteği, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşması'nın ruhuna ve uluslararası diğer sözleşmelere de aykırı bir imti-yaz talebi niteliğindedir. Ruhban Okulu, patrikhanenin sembolüdür. Burada asıl olan Patrikhane'dir. Ruhban Okulu'nun açılması herhangi bir okulun açılması gibi değildir. Bunun, İstanbul içinde Vatikan misali bir devletin kabul edilmesi anlamına geleceği asla unutulmamalıdır. Patrikhane, okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasında ısrarcı. Patrikhane daha önce Türkiye'de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti. Batı Trakya'da, Ruhban Okulu'na yüklenen fonksiyonu haiz bir İslâmî okul açılmasını kimsenin gündeme getirdiği yok. Madem mütekabiliyet var, aynısını Batı Trakya'da da yapmak gerekmez mi? Batı Trakya'daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, "özel" statüde din eğitimi yapan bir yüksekokul talebi haddi aşmak değil mi? Eğer Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmekte ise, Batı Trakya'da hem din adamı hem öğretmen sıkıntısı çekilmektedir. Batı Trakya'da bu sıkıntıları önlemek için eğitim kurumları açmak gerekmektedir. Bu kurumlar, Ruh-ban Okulu ayarında olabilir mi? Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane, Heybeliada ve Ruhban Okulu'nu kendisine bağlı uluslararası teoloji okulu olarak
Sayfa 346·Kitabı okudu
Reklam
Reklam