7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Hikayedeki karakterlerin; aile içindeki diyaloglarına, tepkilerine, kuvvetli ve gölge yönlerine bir aşinalık -tanıklık- hissettim. Balzac’ın bunu hissettiriyor olmasını da seviyorum galiba. Kitabımızın ismi çok sevimli ve masum geliyor, Augustine gibi. Aşk ateşiyle tutuşmuş ressamımız Theoder’nin çokta dahi veya yüce bir ruhu olduğunu düşünmüyorum bu arada. Okuma sürecinde çok sık ara verdim. Kimi sayfada durup güldüm veya gıcık olduğum anlar oldu. Augustine ile Theoder ilişkisinden yola çıkarak kendi ilişkilerimize de taktik aldık Düşes hanımdan:) Altını çizdiğim sayfaları ile beğendiğimi söyleyerek şu fikrimi sona ekliyorum: “Nasıl olacak madam? Sevilen birinin bazı isteklerini reddetmek!” Augustine bunu sorduğunda öğreneceği “Seven birinin (kendisinin) bazı isteklerini yani yaşamayı reddetmesi”ydi. Belki de…
1000Kitap
Top Oynayan Kedi MağazasıHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025485 okunma
8/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
Sanırım bir önceki incelemem de kitapların doğru zamanını beklediğine dair bir şeyler söylemiştim. Bu sefer buna ek olarak yine kitapların kendi iradeleriyle hayatımıza sızacakları anı kovaladığını söylemek istiyorum. Hakkında en ufak bir fikir sahibi olmadan, Elif ' in kitabı okuduğunu gördüm ve düşünüp araştırmadan kendimi bir anda kitabı okurken buldum. Kitap hayatima o kadar hızlı girdi ki yazarına bakma fırsatım bile olmamış bunu kitabın sonunda farkettim. Kalem çok tanıdık, hikaye sarıyor bir aşinalık var ama anlam veremiyorum. Meğerse yine severek okuduğum Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabının yazarı Sandor Marai’nin kalemiymiş. Bu gecikmiş farkındalık kitaba olan beğenimi ve şaşkınlığımı arttırdı. Genel olarak kitabı çok sevdim.(Sadece 2.bölüm konusu bu kadar sınıfsal değil de daha ilişki ağırlıklı olabilirdi. Çünkü bir yerden sonra burjuva hakkında okuma yapıyor gibi hissettiriyor.) 3 kişilik ilişkiler silsilesini 3 farklı kişinin bakış açısıyla dinlemek ve bunu yazmak fikri gerçekten orijinal. Yer yer birine kızarken başka bir kısımda yine aynı kişiye hak veriyorsunuz. Beni bu denli dengesizleştiren kitapları seviyorum sanırım. Ve bu yazar bende bu dengesizliğin hakkını veriyor. Şu ana kadar okuduklarım arasında en çok altını çizdiğim kitap olabilir. Sonuç olarak, bir aşkın ve bir dönemin çöküşünü üç farklı insanın iç sesiyle dinlemek, insan doğasının ne kadar karışık olduğunu yüzüme vurdu diyebilirim.
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,496 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2026 28. kitabı
İVAN TURGENYEV / BABALAR VE OĞULLAR Selam nasılsınız? Klasiklerin çocuk kitabı versiyonlarını okumayı sever misiniz? Ben ilkokulda iken bir çok klasik ile bu şekilde tanışmıştım. Kızlarımın da aynı kitapları okumasını istediğim ve Babalar ve Oğullar, kitaplığımıza eklediğimiz en güzel klasik uyarlamalardan biri oldu Daha önce Babalar ve Oğullar’ın yetişkin versiyonunu okumamıştım ama bu kitabı bitirince kesinlikle orijinal eserini de okumak istediğimi hissettim. Bazı kitaplar kısa haliyle bile insanda güçlü bir merak bırakıyor, bu kitap da bana tam olarak bunu hissettirdi. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey kuşaklar arasındaki bakış açısı farkı oldu. Babaların daha alışılmış ve geleneksel düşünmesiyle gençlerin sorgulayan tarafı arasında geçen o çatışma çok anlaşılır aktarılmıştı. Çocuklar için uyarlanmış olmasına rağmen yüzeysel bir anlatımı yoktu. Okurken bazı yerlerde durup karakterleri düşünme isteği uyandırdı. Kızlarımla birlikte klasik uyarlamaları okumayı çok seviyorum. Çünkü çocukların küçük yaşta bu eserlerle tanışmasının çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Belki bugün sadece isimleri tanıyorlar, belki konuyu tamamen kavrayamıyorlar ama yine de içlerinde bir aşinalık oluşuyor. Yıllar sonra bu eserlerin gerçek hallerini okuduklarında onlara yabancı gelmeyecek olması fikri çok hoşuma gidiyor Bu kitap da tam olarak öyle hissettirdi bana. Sadece çocuklara yönelik hazırlanmış kısa bir klasik değil, aynı zamanda gerçek edebiyata uzanan küçük bir köprü gibi Ben okurken bazı karakterleri daha detaylı okumak istedim. Özellikle yetişkin versiyonunda ilişkilerin ve düşüncelerin nasıl işlendiğini gerçekten okumak istiyorum Çizimleri çok dikkat çekiciydi. Özellikle ilk sayfalarda yer alan karakterlerin görselleri ve isimleri, kitabı okurken karakterler
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · The Kitap Genç · 202555,9bin okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 22:40
Selam, yazarın ilk kitabıyla geldim. Dizisini izlememiştim zaten her zaman kitaplar önceliğimdir ama sosyal medyadan bildiğim bir kaç sahnesi vardı. Yine gerçeği epey yansıtmışlar sanırım. Kitaba Gülseren Hocanın yazım diline bayıldım. Hem edebi hemde bilgilendirici bir yanı var. Diziye uyarlamam Kırmızı odayı izlemiştim biraz ona çok benzettim bu aşınalik bana kitabı su gibi okuttu. En kısa zamanda diğer kitaplarını da edinip okuyacağım. Nalan…. Ah Nalan… o kadar hüzünlü bir kitaptı ki o kadar öğretici. Sevginin ne büyük anlamlar taşıdığını, doğduğumuz evin de kaderimiz üzerinde ne büyük bir etkisi olduğunu nasıl güzel açıklamış yazar. Bayıldım. İşin daha acayip yanı bu hikayenin gerçek olması. Bunu düşündükçe insanın içi açıyor. Ne hayatlar ne acılar var bu dünyada. Bazı insanlar da acı ile yoğruluyor. Seve seve okuduğum bir kitap oldu. Kesinlikte önerimdir.
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,1bin okunma
Aşinalığın Laneti: Sürükleyici Ama Ters Köşesiz Bir Yolculuk
6/10
·448 syf.··
2026 157. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 02:30
Ahmet Ümit, Türkiye’de polisiye denince akla gelen en güçlü kalemlerden biri; ancak sadık okurları için o artık bir "yazar"dan ziyade, hamleleri önceden kestirilebilen bir satranç oyuncusu. Yırtıcı Kuşlar, bu oyunun tüm kurallarını eksiksiz uygulayan, ancak oyunun sonunu deneyimli gözlerden saklayamayan bir eser. ​1. Sürükleyicilik: Sayfalar Neden Kendi Kendine Dönüyor? ​Kitabın en büyük başarısı, sonucunu tahmin etseniz bile sizi o yolculuktan koparmaması. Ümit'in dili; İstanbul’un dokusuyla, Nevzat’ın içsel hesaplaşmalarıyla ve yan karakterlerin (Ali ve Zeynep) dinamizmiyle öyle bir harmanlanmış ki, ritim duygusu hiç düşmüyor. Cinayet Büro’nun o tozlu ama samimi atmosferine girdiğiniz an, kendinizi bir davanın değil, bir yaşanmışlığın içinde buluyorsunuz. ​2. "Ters Köşe" Meselesi: Neden Kandırılamıyoruz? ​Ahmet Ümit okumaya yıllarını vermiş bir okur için "katil kim?" sorusu, bir gizemden ziyade bir mantık silsilesine dönüşüyor. Yazarın; ​Suçluyu konumlandırdığı ahlaki zemin, ​Toplumsal eleştiriyi hangi karakter üzerinden vereceği, ​Ve olay örgüsündeki o meşhur "yanıltma" çabaları, ​artık birer imza haline geldi. Eğer Ahmet Ümit’i çok iyi tanıyorsanız, onun attığı yemleri yutmak yerine oltanın ucundaki iğneyi en baştan görüyorsunuz. Bu da kitabı kötü yapmıyor, ancak o meşhur "şok etkisini" bir "haklı çıkma gururuna" dönüştürüyor. ​3. Sonuç: Ahmet Ümit Beni Kandırmıyor ​Bu kitap, Ahmet Ümit’in ustalığını konuşturduğu ama formülünden de ödün vermediği bir çalışma. Eğer beklentiniz zihninizi tamamen felç edecek bir sürprizse, bu aşinalık size engel olabilir. Ancak amacınız; Nevzat’ın o bildik meyhane masasına oturup, tanıdık bir dostla bildik ama keyifli bir hikaye paylaşmaksa, Yırtıcı Kuşlar yine de beklentiyi karşılıyor. ​Özetle: Ahmet Ümit yine çok iyi bir hikaye
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,3bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2026 57. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 15:37
Tutunamayanlar, edebiyat tarihimiz açısından gerçekten önemli bir eser. Öncelikle hacmi ve ardından farklı anlatım biçimlerinin iç içe geçmesi, kitabı okuması zor bir metne dönüştürüyor. Günlükler, ansiklopedik parçalar, parodiler ve iç monologlar arasında gidip gelen bu yapı, okuru sürekli tetikte olmaya zorluyor. Ben bu eseri dinleyerek bitirdim. Elbette sesli kitap deneyimi, metnin bazı inceliklerini ve dil oyunlarını eksiltebiliyor. Ancak bu tür zor metinlerde, en azından eserin ne anlattığını kavramak isteyenler için bir kapı aralıyor. Metni derinlemesine analiz edecek kadar anladığımı söyleyemem. Yine de “hayata tutunamayanlar”ın dünyasına bir ölçüde aşinalık kazandım. Selim’in parçalanmış iç dünyası, Turgut’un arayışı ve diğer karakterlerin varoluş sancıları, okurda iz bırakan bir bütün oluşturuyor. Özellikle belirtmek gerekir ki, böyle bir eser yazmak, yazarlığın sınırlarını zorlayan, hatta yer yer “delilik” olarak adlandırılabilecek bir cesaret gerektirir. Oğuz Atay, bu romanla yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda dilin, anlatının ve roman formunun sınırlarını da sorgular.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Reklam
Reklam