8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Serinin üçüncü kitabı sanırım en sevdiğim oldu. Kitap, hayatında yepyeni bir sayfa açmak için Noel'den nefret etmesine rağmen şirin bir kasabadaki yılbaşı ağacı çiftliğini satın alan Kira ile kafa dinlemek için aynı kasabaya gelen Bennett'in romantik hikayesini konu alıyor. Kira;hayatı boyunca ikizinin ve ailesinin gölgesinde, biraz sorumsuz bir hayat yaşamıştır. İkizinin evlenip yurt dışına taşınmasıyla büyük bir boşluğa düşer. Kendi ayakları üzerinde durabilmek için ani bir kararla güven fonundaki parayı kullanır ve Dream Harbor adlı o şirin kasabadaki o yılbaşı ağacı çiftliğini satın alır. Bennett; hayatındaki her şeyi düzeltme takıntısından ve günlük koşturmacadan uzaklaşmak için Dream Harbor'a tatile gelir. Şiddetli bir kar fırtınası Bennett'i Kira'nın çiftliğinde mahsur bırakır. Bu yakınlaşma sayesinde Kira'nın katı kalbi peri ışıkları altında yavaş yavaş erir ve aceleye getirilmeyen, birbirine güvenmeye dayalı sıcak bir aşk başlar. Tam kışın battaniye altında sıcak sahlebimle okunacak bir kitaptı. Yetişkin okurlar içindir. Türü sevenlere tavsiyedir. #y:517568
Yılbaşı Ağacı ÇiftliğiLaurie Gilmore · Juno Kitap · 2025431 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,282 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·320 syf.··
2025 18. kitabı
“aşk, tüm zamanların içinden geçer” mottosuyla dolu dizgin bir aşk romanı okuyacağımızı sanmamızı sağlayan fantastik serinin ilk kitabı. hakkını yemeyeyim, genç aşık konusu hep var. 16 yaşında olan baş karakterimiz gwendolyn’nin ailesinin mensup olduğu çok eski zamanlara uzanan gizli bir örgütle ilişkisi vardır. bu ilişki daha çok organik bir bağ olup, genle aktarılan bir özellik sayesinde zamanda sıçramalar yapabilme yetisinin verdiği bir döngüdür. gwen ise bu ailede kendisi normal olarak gören (her ne kadar hayaletleri görebiliyor olsa da) 16 yaşında bir kız. aynı zamanda bir de kuzeni var ki, rekabet kaçınılmaz. ailenin gen taşıyıcısı olduğu düşünülen kuzen charlotte, mükemmel bir özel eğitime tabi tutularak çocukluğunu yaşayamayan ama bunun yerine zamanda yolculuklarını kolaylaştıracak bir dizi eğitim alan biri. tek de değil tabii ki. gizli örgüt’ün beklediği son 2 zaman yolcusundan biri olduğu düşünülüyor. geçmişe yolculukta toplam 10 zaman yolcusu var ve 11. zaman yolcusu olarak gideon bu geni taşıyor. 12.si ise kuzen charlotte’un olduğu varsayılıyor. tabi ki, evdeki hesap asla çarşı asla birbirine uymaz değil mi? charlotte'un ilk sıçraması yapması beklenirken, gwen sıçrıyor ve bütün olaylar bunun etrafında başlıyor. çok basit bir anlatımı var, karmaşık bir olay öyküsü yok. çoğu şey önceden tahmin edilebilir durumda. ama yine de keyifli. gizemli örgütleri ve genç aşıklar konularını sevenler için, mutlaka okunmalı dediğim bir seri.
Yakut KırmızıKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20122,772 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 12. kitabı
fantastik aşk konulu 5 kitaplık serinin ilk kitabıdır kendileri. fantastik serilere düştüğüm şu günlerde, kütüphaneden almamla okumaya başladım. çok uzun olmaması sebebi ile de bir çırpıda bitirilebilecek bir kitap. dili oldukça akıcı geldi bana. çevirmen başarısı da olabilir tabi buna yorum yapamayacağım. evrenin kuruluşunun anlatıldığı bir kitap olması sebebi ile, doğu - batı - kuzey ve güney bölgelerinin solaris imparatorluğunun büyüklüğünü, bu sınırlara nasıl ulaştığı gibi detayları görüyoruz. vhalla, ana karakterimiz. batılı. evrende sıradanlar bir de büyücüler var. her bölgenin de kendine has büyücü özellikleri var. o yüzden vhallanın nereli olduğu önemli. kütüphaneci çırağı iken sarayda, birden bir büyücü olduğu açığa çıkıyor ve macera başlıyor. ana erkek karakterimiz prens aldrik. fazlasıyla toksik bir arkadaş gibi görünüyor ama vhalla ile ilişkisi hikayeyi okutturuyor buna bir şey diyemiyorum. her ne kadar prens baldair (küçük prens) daha sıcak kanlı dursa da sanırım asla hedef tahtasında yer almayacak bir karakter. ilk kitaptan itibaren sevdiğim okuması güzel ve eğlenceli olan ilişki de tabi ki baldair ve aldrik’in hafif komik bazen çekişmeli ama hep birbirlerini korumalı ilişkisi. sırf bunun için bile okunur diyorum. fantastik öğelerden çok aşk okuyacağınıza emin olarak kitaba başlayın bence, yok sevmem derseniz sizi mutlu etmez bu kitabı okumak.
Hava UyanıyorElise Kova · Yabancı Yayınları · 20164,163 okunma
10/10
·647 syf.··
2024 13. kitabı
güller ve dikenler sarayı serisinin 2. kitabıdır sis ve öfke sarayı. adından da anlayabileceğimiz gibi evrenin başka bir kapısını aralıyor bize. ilk kitapta okuduğumuz insan ve bahar diyarlarından sonra 3. bir yer olan gece sarayına ve diğer sarayların da neye benzediklerini az çok anlayabileceğimiz bir kitap. ana konu gelen bir savaş olduğu ve buna karşı cephenin oluşturularak güçlendirilmesi çabası. ama kim tarafından? beklentilerimizi ters köşe yaparak evreni çok güzel bir şekilde genişletmişler. yeni bir çok karakter ve yer giriyor hikayeye ve hiç biri de sadece yan karakter olarak kalmayacak kadar önemli kendi hikayeleri olan karakterler. bence bunu yazarken yazar, belirli bir hikaye ve tek ana karakter güçlü diğerleri önemsiz gibi göstererek ilerlemektense yan karakterlerin de hikayelerini güçlendirerek her şeyi tek başına başaran ana karakterden çıkarıp bir ekip işine çevirmiş ki bu kitabı sevmemdeki en önemli etken. amren, mor, cassian ve azrielin hikayeleri -özellikle mor- oldukça etkiledi beni. feyre-tamlin ve rhysand arasında üçlü bir aşk girdabına dönmesinden çok çekinmiştim kitabın ilk başlarında okurken ama rhys ile feyre'nin dinamiği gerçekten tamlin - feyre arasındaki dinamiğin üzerine geçti. ilk kitaptaki aşk vari duygular bu kitapta bana stockholm sendromu olduğu gibi bir izlenime kapılmama sebep oldu. çünkü tamlin her açıdan feyre'yi yanlız bırakıp sadece bir yan karakter olmaya zorladı ilk bölümde ki bu durumdan oldukça nefret ettim. rhys ile olan ilişkileri ise, daha güçlü daha denk ve saygılı gibi geldi. (bunu tabi yazarın büyük başarısı olarak görüyorum orası ayrı bir konu. ilk kitaptan başka bir noktaya evirtmek ve bunu bu kadar başarılı yapmak kesinlikle güçlü bir kalemin başarısı.) diğer yandan, siyasi oyunları oldukça güzel bir şekilde
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,668 okunma
Puan vermedi
“Yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar da aşk şekli vardır.” Cengiz Aytmatov’un “dünyanın en güzel aşk hikayesi” olarak anılan zamansız eseri Cemile… Savaşın gölgesinde, bozkırın ortasında yeşeren; kurallara, kalıplara ve dayatılan kadere başkaldıran bir aşkın anlatısı. Kitap o kadar duru, o kadar samimi ki her satırında bozkırın rüzgarını yüzünüzde hissediyorsunuz. Eğer hala okumadıysanız, kalbinize dokunacak bu kısa ama dev esere mutlaka bir şans verin.
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,5bin okunma