Bu eser bana göre sadece bir aşkın anlatımı değildir. Aynı zamanda insanın bir başkasına duyduğu derin bağlılığı, özlemi, yalnızlığı ve geçmişle kurduğu kopmaz bağı anlatmaktadır. Eseri okurken en çok dikkatimi çeken şey, duyguların abartıya kaçmadan içten bir şekilde aktarılması oldu. Yazarın kullandığı imgeler ve anlatım dili, anlatılan özlemi okuyucuya hissettirmeyi başarıyor. Bazı bölümlerde insan, kendi hayatından izler buluyor; çünkü özlem, pişmanlık, sevgi ve hatıralar her insanın bir dönem karşılaştığı duygulardır. Bence eserin en güçlü tarafı, aşkı sadece mutlu eden bir duygu olarak göstermemesi. Sevmenin bazen beklemek, bazen kabullenmek ve bazen de bir insanın yokluğuyla yaşamayı öğrenmek olduğunu anlatıyor. Bu yönüyle eser, okuyucuyu sadece bir aşk hikâyesine değil, insanın kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Eseri bitirdiğimde aklımda kalan en önemli düşünce, bazı insanların hayatımızdan çıkmış olsa bile bıraktıkları izlerin bizimle yaşamaya devam ettiğidir. Bu nedenle eser, sadece okunan değil; üzerinde düşünülen, her okuyanın kendinden farklı anlamlar çıkarabileceği etkileyici ve derin bir anlatıdır.