"Birkaç yıl önce bir kız arkadaşımla birlikte yaşıyordum. Kıskançlıktan mı bilmiyorum ama, bir gün akvaryumu havalandıran aleti kapatmış, balıkların hepsi öldü."
Yirmi dokuz yaşından sonra insanın aşk yeteneğini ve benzer türden bir duyguyu yaşayabilmesi için kırk dokuz yaşına kadar beklemesi gerektiğini okuduğu zaman, bastığı toprağın ayaklarının altından kaydığını hisseder insan.
Ayzıt, Türk ve Altay mitolojilerindeki güzellik tanrıçasının karşılığı olarak bilinir. Aygısıt, Ayhıt ya da Avisat Hanım olarak da adlandırılır. Aşkı ve güzelliği temsil eder. Ayzıt’ın ongununa bakılınca şöyledir: Gümüş tüylü bir kısrak biçiminde görünür ve yeryüzüne gökten iner. Kısrak kılığındayken yelelerini ve kuyruğunu tıpkı bir kanat gibi kullanır. Daha ziyade ormanda dolaşmayı sever. Beyaz bir kalpağı ve çıplak omuzlarından yine beyaz bir atkısı vardır. İnsanlara sevgi ve sevmek hissi verir. Ayzıt’ın kızları vardır. Onlar da kuğu şekline bürünebilirler.
Aşk her zaman ışık ve parlaklıkla sembolize edilmektedir. Ayzıt da sadece aşkı temsil etmez. Aynı zamanda çocukları ve küçük hayvanları da korur. Ayzıt’ın ellerinde gümüş bakraçlar ve kamçılar bulunan bekçiler tarafından korunan bir sarayı vardır. Bu bekçiler kötü kalpli insanları içeriye almazlar. Bu nedenle Ayzıt’ın sarayı tamamen sevgiden oluşan, sevginin dışında başka duygunun giremediği bir saray olarak nitelendirilir. Ayzıt, günümüzde kız çocuklarına isim olarak verilmektedir.