değmeyecek başka aşk maceralarından sana ne diye söz edeyim ki? Hiçbirinden pişmanlık duymuyorum, tam tersine, fazilet taslamak yüzünden, acelem olduğundan ya da dedikodulardan korktuğumdan kaçırdığım fırsatlara yanıyorum.
Bazen Hatice’nin yüreğini dinledim, minnet gördüm bazen gülüm’ün kalbine baktım şükür okudum. Aşkın saygıdan,dostluktan,mahremiyetten paylaşmaktan ve ortak düşünceden ibaret olduğuna böyle karar verdim.
Zeytin ağaçları yaprak dökmez, kurumaz, sararmaz, dalları yenilenmeye ihtiyaç duymaz. Yeşildir hep, diridir. Sana duyduğum, hep duyacağım aşk gibi. Bizim hikayemiz zeytin ağacının altında başladı, zeytin ağacından ilham aldı, onunla beslendi. Yani... Hayat karşımıza ne çıkarırsa çıkarsın, aşkımız ne sararacak ne de yaprak dökecek. Her daim diri ve canlı kalacak. Ölüm savaşçısı bir gün uzaklaşsa bile gölgesi hep kır çiçeğiyle kalacak.
Bir dönebilsem
Aşk mektubu yazdığım günlere
Bunun ne kadar gülünç olduğunu
Düşünmeden.
(Bütün üç heceden uzun sözcükler
Anlaşılmaz duygular gibi
Doğal olarak
Gülünçtür.)