Gök Kubbenin Altında Bir Başına: Harita Odasında Kaybolan Dev
Puan vermedi·517 syf.··
2023 3. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda odadaki hava değişir, duvarlar üzerinize doğru esner ve aynadaki yüzünüze bakacak cesareti kendinizde zor bulursunuz. Benim için bu hayatta okuduğum en iyi, en sarsıcı hikâyedir Martin Eden. Bu, bir ruhun kırıla kırıla, yana yana kendi küllerinden bir dev inşa edişine ve sonra o devin kendi yarattığı yalnızlık okyanusunda boğuluşuna yakılan merhamet dolu bir ağıttır. Jack London, Martin’in şahsında bize sadece bir başarı ya da başarısızlık öyküsü anlatmaz; ham bir gücün, rafine bir yabancılaşmaya nasıl evrildiğini sezdirir. Martin’in aristokrat bir eve ilk adım attığı o sahne, hantal bedeniyle nesnelere çarpmaktan korkan, kollarını nereye koyacağını bilemeyen o kaba saba denizcinin ürkekliği aslında yolun henüz başıdır. Duvardaki yağlıboya tabloya yaklaştığında güzelliğin özensiz boya darbeleri arasında kaybolduğunu görüp şaşırmış, gerilediğinde ise resmin yeniden muhteşem bir fırtınaya dönüştüğünü görmüştü. "Dalavereli bir resim" diye geçirmişti içinden. Martin’in trajedisi tam olarak bu tespitte gizlidir. Uzaktan kusursuz, pürüzsüz ve semavi görünen o burjuva dünyası, içine girdikçe tıpkı o tablo gibi çözülmüştür. Yaklaştıkça görmüştür ki, tapındığı o insanların zihinleri sığ, kalpleri hesapçı, entelektüel derinlikleri ise sadece ezberlenmiş kalıplardan ibarettir. Oysa Martin açtır. Bilginin o uçsuz bucaksız harita odasında rehbersiz yolunu bulmaya çalışırken, kelimeleri birer uysal hizmetkâr yapabilmek için uykuyu beş saate indirirken kalbinde sadece saf bir aşk ve güzellik arayışı vardır. Çamaşırhanenin o cehennemî sıcağında, insanı iş hayvanına çeviren o öldürücü ritmin içinde bile ruhunun derinliklerinde parıldayan o ışığı korumak için direnmiştir. Peynir Surat’la on bir yıl boyunca dövüşen o inatçı çocuk, editörlerin
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 98. kitabı
SEDA LENA~TILSIM VE SİS~ADANMIŞA ALDANMAK~ Selam.Bugün sizlere _sedalena kaleminden #tılsımvesis serisinin ikinci kitabı ile geldim.İlk kitabı çok severek okumuştum ve ilk kitap öyle bir yerde bitmişti ki Larina ile birlikte bizler de As için çok üzülmüştük.Devam kitabında neler olacağını açıkçası çok merak ediyordum.İlk kitap nasıl tam bir giriş kitabı,karakterleri ve evreni tanıma üzerineyse,ikinci kitap muhteşem bir gelişim kitabı olmuştu.Kitap biraz yavaş başlasa da sonrada çok güzel açıldı.Larina ile ilgili öğrendiklerimiz,As ve diğer karakterlerin de geçmişine ait öğrendiklerimizle kurgu daha da sağlamlaşmış.Larina’nın As’ı evlenmeye ikna etme çabalarını okurken çok eğlendim.As’ın ise Larina’nın sol gözünün altından öpmesi için verdiği uğraşlara bayıldım.Ayrıca As’ın Larina’ya aşkına aşık oldum derken o son ile büyük bir şoka uğradım.Sırların tek tek açığa çıktığı, olayların fazlaca yer aldığı güzel bir kitap olmuştu.Özellikle As’ın doğum günü balosunda yaşananlar heyecanı durağa çıkarttı ve çok güzeldi.Şimdi büyük bir merakla üçüncü kitabı bekliyorum.O sonda yaşanan olayların umarım bir açıklaması vardır diye düşünüyorum. Fantastik türde okuma yapmayı severler bu kitaba bir şans verebilirler. Larina sevdiği adamı kaybettiği düşüncesinin verdiği acı ile kendinden geçmişti.Gözlerini açtığında ise acısı yüreğinde,kendini başka bir yerde bulur.As’ın acısı ile evine döndüğünde ise karşısında sevdiği adamı kendine kızgın bir halde bulur.Onların bu güzel kavuşmaları ise yüzleri güldürdü.Diğer taraftan Larina’nın güçleri de uyanmaya başlamıştır.As ise Direniş için mücadelesine devam etmektedir. Krallık ve Direniş arasındaki ipler iyice gerilmiştir. Güçlerine kavuşan Larina bir taraftan kendini Direniş’in geri kalanını kabul ettirmeye çalışırken diğer taraftan da As
Tılsım ve Sis 2Seda Lena · Guardian Yayınları · 202616 okunma
Reklam
6/10
·87 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:39
libretto(bir operanın sözlerinin bulunduğu kitap)türünde yazılmış çerez niyetine okudugum eserde uzasktan görmediği aşkı için şiirler yazan ozan Jaufre ve görmediği aşkı Clémence ' in sonu ölümle biten kavuşması anlatılmış. kitabı okurken kendimi otomatik operada gibi hissettim. kısa an değerlendirmesi olan kitap uzaklarda , birbirlerini görmeden başlayan aşkın kavuşması ve sonunda tanrıya karşı ayrılığın verdiği bir serzeniş ile devam etmiş.
İnceleme
Uzaktan AşkAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20184,682 okunma
8/10
·449 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:17
Bronté kardeşleri okumayı seviyorum. Anne Brontë nin Agnes Grey kitabını önceden okumuştum ve pek diğer Bronté kardeşlerin seviyesine gelememiş bir yazar olarak değerlendirmiştim. Ama bu kitabı çok çok daha güzeldi. Hikaye içinde hikaye, o hikayenin içinde de başka hikaye okuyoruz. Karakterleri tek tek ayrıntılı tanıyoruz. Ağırlık kadın erkek ilişkileri üzerine olsa da, dönemin toplum yapısını da eleştiren, mutlu sonlu aşk hikayesi... Çok severim mutlu sonları:)) Mektuplar ve günlükler üzerinden ilerleyen bu hikayeyi, romantik klasikleri seven herkese tavsiye ediyorum. Kitapla ve sevgiyle...
Wildfell Konağı KiracısıAnne Brontë · Yedi Yayınları · 2021776 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 69. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 09:46
Butimar’ı okurken insanın içinde eski bir rüya kıpırdıyor gibi oluyor. Sanki bazı hikâyeler bu hayatta başlamamış da çok daha önce bir yerde yarım kalmış. Romanın aşk tarafı bana en çok buradan dokundu: kavuşmaktan çok eksik kalmak, sevmekten çok sevdiğinin etrafında dönüp durmak… Denize âşık olup da ona yaklaşamayan Butimar kuşu gibi. Güzel ama biraz zalim bir imge bu. Çünkü bazen insan en çok sevdiği şeye dokunamıyor; dokunursa onu kaybedeceğinden korkuyor. Kitap sadece bir aşk hikâyesi gibi okunacak kadar dar değil bence. Rüyalar, mektuplar, geçmiş, savaş, simya, kader, zamanın insanla oynadığı o tuhaf oyunlar… Hepsi metnin içinde birbirine karışıyor. Bazen nerede gerçek bitiyor, nerede hayal başlıyor emin olamıyorsun. Ama bu belirsizlik kötü bir şey gibi gelmedi bana. Aksine romanın ruhu biraz orada duruyor. Çünkü bazı hikâyeler dümdüz anlatılsa büyüsü kaçar; Butimar da sanki sisin içinden görünmesi gereken kitaplardan. Kaan Murat Yanık’ın dili şiirli, yer yer masalsı ve epey yoğun. Bu tarafını sevdim ama dürüst olayım, bazı yerlerde metin kendi güzelliğine biraz fazla yaslanıyor gibi hissettim. Cümleler güzel, imgeler güçlü, atmosfer etkileyici; fakat bazen hikâyenin kendisi o süslü gölgenin arkasında kalıyor. Yine de bunu tamamen kusur olarak söylemiyorum. Çünkü kitabın derdi zaten sade bir olay anlatmak değil; okuru biraz rüyanın, biraz eski zamanların, biraz da iç sızısının içine çekmek. Benim için Butimar’ın en güçlü yanı, aşkı sadece iki insan arasındaki bir duygu gibi değil, insanın kendi eksikliğine duyduğu tuhaf bir özlem gibi anlatması oldu. Sevdiğimiz şeyin peşinden giderken bazen gerçekten ona mı yaklaşıyoruz, yoksa içimizde yıllardır kapanmamış bir boşluğa mı? Roman boyunca bu soru hafif hafif dolaşıyor. Bazı kitaplar cevaptan çok o dolaşan soruyla
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
10/10
·424 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
O kadar güzel bir seriydi ki kendini hiç bozmadı, konu bütünlüğü hiç bozulmadı, hep bir merak hep bir heyecan vardı. Kimi zaman hüzünler ama çokça sevgi vardı. Zorlu hayatların bir araya getirdiği iki kişi. Zümrüt ve Akın. Diğerleri için Ayten ve Akın onlar. Ayten zorlu bir geçmişten geldiğinde Akın onun diğer adını benimseyip ona bambaşka bir dünya sundu ve Akın için o hep Zümrüt oldu. Bir dönem Ayten çok zorlu süreçlerden geçerken Akın da bambaşka zorlukları aşmaya çalışıyordu. Onlar bugünlere gelebilmek için çok büyük acılarsan çok büyük sınavlardan geçmek zorunda kaldılar, ölümlerden döndüler ama küllerinden yeniden doğup Zümrüt ile Akın’ı yaşattılar hem de büyük bir aşkla çoğalarak. Sizi çok sevdim. Ancak bir kaç konuya da değinmek isterim Bitimindeki günlük ve sonrası geçmişin anlatıldığı kısımlar tarih olarak yeni tarihten eskiye ve ara tarihler karmaşık olarak değil de tarih sıralamasına göre gitseydi keşke SPOİLER, kitabı okumayan gerisini okumasın Bir önceki kitapta Hüsamettin’in beyninde bi hastalık varmış denmişti sonradan hiç konusu olmadı, onun hayatına dair bir şey okumadık 4.kitapta Zehra hasta dendi 279 da Zehra için fiziksel engeli olan oğluyla ne kadar zor bir hayat yaşadığının farkındaydım diyor. Bu çocuk fiziksel engelli değildi. Beyninde bir şey var diye öğrenmiştik şimdi de fiziksel engelli olmuş çocuk sonra Zehra kanser diye öğrendik şimdi de atlatmış ve o arada Ayten ona destek olmuş. Buralar çok yüzeysel geçilmiş 289.Sayfada yıl 1993 çocuklar 1. Sınıf o dönem okuma fişlerinde lale, el ele yoktu onlar şimdiki okuma kelimeleri, bu konuda da bir küçük araştırma yapılsa iyi olurdu. Ben de 91 yılında 1. Sınıftım Biz kendi çocuklarımıza ela lale ile okuma yaptırdık 298 de Neşe’nin bi kez daha doğum yaptığını bir kaç satırla öğrendim,daha
Kırmızı Güller Çabuk Solar 4Ceyda Kalender · Artemis Yayınları · 202633 okunma
Reklam
Reklam