7/10
·100 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:37
Mehmet Rauf’un Genç Kız Kalbi adlı romanını okurken, bir genç kızın iç dünyasına ve duygularına yakından tanıklık etme fırsatı buldum. Roman, günlük şeklinde yazıldığı için kahramanın düşüncelerini, hayallerini ve yaşadığı duygusal çatışmaları doğrudan öğrenebiliyoruz. Bu özellik eseri daha samimi ve etkileyici hâle getirmiştir. Romanın başkahramanı Pervin, eğitimli, duyarlı ve hayalperest bir genç kızdır. Pervin’in aşk, evlilik, aile ve toplum hakkındaki düşünceleri dönemin genç kızlarının yaşadığı sorunları anlamamı sağladı. Özellikle onun duygularını ve kararsızlıklarını okurken kendimi zaman zaman karakterin yerine koydum. Eserde olaylardan çok karakterin psikolojik durumu ve duyguları ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle roman, hareketli olaylardan hoşlanan okuyucular için biraz yavaş ilerleyebilir. Ancak karakter analizleri oldukça başarılıdır. Mehmet Rauf’un sade ve akıcı anlatımı sayesinde romanı rahatlıkla okuyabildim. Romanın en beğendiğim yönü, genç bir kızın duygu dünyasını gerçekçi bir şekilde yansıtması oldu. Pervin’in yaşadığı iç çatışmalar ve hayal kırıklıkları okuyucuyu düşünmeye sevk etmektedir. Bununla birlikte bazı bölümlerde uzun duygu ve düşünce anlatımları nedeniyle okuma temposunun düştüğünü düşündüm. Sonuç olarak Genç Kız Kalbi, bireyin iç dünyasını ve özellikle genç kızların duygusal gelişimini başarılı bir şekilde ele alan etkileyici bir romandır. Psikolojik çözümlemeleri ve samimi anlatımıyla dikkat çeken eser, bana insanların duygularını ve düşüncelerini daha iyi anlamanın önemini göstermiştir. Bu nedenle klasik Türk edebiyatına ilgi duyan okuyuculara tavsiye ederim. Keyifli okumalar:))
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Psikolojisi ağır bir eser.
10/10
·%26 (156/592 syf.)··
Beğendi
·
24 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:34
Fransa’nın küçük bir kasabasında bir kerestecinin oğlu olarak doğan Julien Sorel. Kardeşleri gibi güçlü-kuvvetli olmadığı için babasının işine hiçbir zaman yaramadı ve bu sebeple hep hor görüldü. Ama köy papazı Abbé Chélan onda başka bir şeyin, zekânın parıltısını fark etmişti; ona Yeni Ahit’i öğrenmesine ve tamamını Latince olarak ezberlemesine yardımcı olmuştu. Bu o dönemde onun yaşındaki birisi için fazlaca göz alıcı bir meziyetti. Ama bu zekânın idolize ettiği başka bir şey vardı: Napoléon Bonaparte Kasabanın belediye başkanının çocukları için öğretmen olarak tutuldu -bundan daha iyisi mi vardı- Zamanla kendisi de belediye başkanın zarif karısı Madam de Rênal’e gönlünü kaptırdı, o da ona karşı boş değildi; başta takınılan anaç düşünceler bambaşka bir evreye evrildi… Çok sevilen papaz aracılığıyla Besançon’daki papaz okuluna gönderildi ve ücretsiz okunmasında karar kılındı. Burada kendisini geliştirdi ama bir yandan yüreğindeki ateşli askerlik sevdası, Napoléon sevdası da varlığını devam ettirdi. Din adamlığı mı askerlik mi?.. Diğer arkadaşları tarafından ve hocaların birçoğu tarafından hiç sevilmedi… Okul müdürü Rahip Pirard tarafından Paris kibar çevresindeki asillerden Marki de La Mole’e takdim edildi ve ona katip olarak sunuldu. Julien bir Fransız köylüsüydü, Paris kibar çevresine uyum sağlayabilecek miydi? Daha öncesinde Rênallerin burjuvazi hayatına girmişti ama bu bambaşka bir şeydi… Marki de La Mole, Julien’in zekâsına, ezber gücüne hayran kalmıştı… Gel zaman git zaman Julien burda da boş duramadı, Madam de Rênal’i unutmuş muydu yoksa? Marki’nin inatçı, zıt kişiliği ve güzelliğiyle ünlü kızı Matmazel Mathilde de La Mole ile garip bir ilişkileri peyda oluverdi… Bir yandan yükselme sevdası, bir yandan garip duygular ekseninde kerestecinin oğlu Julien
Psikoloji
Kırmızı ve SiyahStendhal · İletişim Yayınları · 201812,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi
İki aydır kendisiyle hasbıhal ediyoruz. Az önce bitti. Hani o kadar iyi ki neredeyse diyeceğim ki Lacan’ı anladım. Ama bu aklımdan geçer geçmez içime yerleşen o sesi duyuyorum: Kesin yanlış anlamışsındır. Eh ne de olsa her anlama bir yanlış anlamadır. Zaten de anladım dediğin anda anlam artık değişmiştir. Sen de aynı sen değilsin, anlamadan önceki seni terk etmiş oldun, falan filan. Sartre’ı anlamış olayım bari desem o da der ki… neyse tamam tamam sustum. Ama konuya ilgisi olanlara altını çize çize öneririm. Üç düşünüre kendimi hiç bu kadar yaklaşmış hissetmemiştim. Daha önemlisi onların ve Mutluhan İzmir’in düşünce kıvrımlarında gezerken, zihnimin kıpır kıpır olmasından büyük haz aldım. Tam bir yakma, yıkma, yeniden kurma şöleniydi. İnsan nasıl özne olur, özneleşme süreci ne şekilde işler… bu meselelerin meraklıları buyursun. (Kitap piyasada olmayabilir olsun, sahaflar ne güne duruyor?)
Öznenin Diyalektiği (Hegel, Sartre ve Lacan)Mutluhan İzmir · İmge Kitabevi Yayınları · 201319 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2026 5. kitabı
“En Büyük Zaaf: Sevgi” isimli kitap, adından da anlaşılacağı gibi sevgi duygusunu insan hayatındaki en güçlü ama aynı zamanda en kırılgan yönlerden biri olarak ele alıyor. Temelde, sevginin insanı nasıl yönlendirdiği, bazen doğru kararlar aldırırken bazen de kişiyi kendi mantığından uzaklaştırdığı anlatılıyor. Kitabın konusunda, duygularının etkisiyle hareket eden karakterlerin yaşamı merkezde yer alıyor. Karakterler, sevdikleri insanlar uğruna çeşitli fedakârlıklar yaparken aynı zamanda yanlış seçimlerle de yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Hikâye ilerledikçe sevginin sadece mutluluk veren bir duygu olmadığı, aynı zamanda insanı zor durumlara sokabilen bir zaaf haline de gelebileceği gösteriliyor. Özellikle aşk ve bağlılık arasındaki ince çizgi, karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar üzerinden işleniyor. Yazarımız, sevgi temasını işlerken duygusal yoğunluğu yüksek sahnelerle karakterlerin iç dünyasını ön plana çıkarıyor. Bu sayede okuyucu, sadece bir olay örgüsünü değil, aynı zamanda insanların duygularıyla nasıl mücadele ettiğini de görmüş oluyor. Kitap boyunca sevginin hem iyileştirici hem de yıpratıcı yönleri birlikte veriliyor. Genel olarak kitap, sevgi duygusunu merkezine alan, insan ilişkileri ve duygusal kararların sonuçları üzerine düşündüren bir hikâye sunuyor. Dili sade olduğu için kolay okunabilir bir yapıya sahip ve özellikle duygusal temalı hikâyeleri seven okuyuculara hitap ediyor.
En Büyük Zaaf: SevgiEisner Löwen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20267 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 86. kitabı
ʙɪʀ ᴋᴇʀᴇ ᴅᴀʜᴀ 𝚈𝚊 𝚑𝚊𝚢𝚊𝚝ı𝚗ı𝚣𝚍𝚊𝚔𝚒 𝚑𝚎𝚛 𝚜̧𝚎𝚢𝚒 𝚋𝚒𝚛 𝚔𝚎𝚛𝚎 𝚍𝚊𝚑𝚊 𝚢𝚊𝚜̧𝚊𝚖𝚊 𝚜̧𝚊𝚗𝚜ı𝚗ı𝚣 𝚘𝚕𝚜𝚊𝚢𝚍ı? Kitabı ilk gördüğümde tamamen bir aşk romanı beni bekliyor sandım ama elime alıp okumaya başlayınca beni bambaşka bir dünyanın beklediğini anladım. Ruhumu sarsan, içsel yolculuğa çıkaran bir kapı vardı ve ben severek o kapıdan içeri girdim. İlk sayfadan okurunu kitaba bağlayarak , son sayfasına kadar hiç sıkmadan, koparmadan finale getiren bir yazar. 42 milyondan fazla satan ve eserleri 48 dile çevrilen diyince acaba abartılıyor mu dedim ama öyle değilmiş. Yazarın öylesine akıcı ve sade bir kalemi var ki okurken sayfalar su gibi akıyor. Eş zamanlı anlatımı ile olay örgüsünü, kurgusunu bir bütün halinde işlemiş. Felsefi ve ağır konuları, sanki karşılıklı sohbet ediyormuş gibi bir sadelikle anlatması beni kendine bağladı. İnsan psikolojisi, pişmanlıklar, keşkeler ve kalbimizin derinliklerindeki o bencilce arzular. Ve aşk... ​Kitap aslında hepimizin içindeki o gizli pişmanlık canavarını besliyor ve sonra onunla yüzleştiriyor. ​Karakterinin içsel döngülerini ve psikolojik çözümlemelerini, kırılma noktalarını , duygu ve düşüncelerini verirken kitabın atmosferini sağlam kurarak adeta yaşatıyor. Okurken abartısız sürekli ikinci bir şansım olsaydı ne olurdu diyerek okudum. Ana karakterimiz Alfie, annesinin vefatında kendinde olan gizli bir gücü keşfeder. Hayatındaki istediği her şeyi bir kere daha yaşama hakkı vardır. Ama bu ikinci kere yaşadığı hayatın sonucu ne olursa olsun kabul etmek zorundadır. Üçüncü bir şansı yoktur. Alfie'nin hayatına ve çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıklarına yer yer gülümseyerek bazen de oldukça derinden hüzünlenerek tanık olacaksınız.. ​Sevdiğin insanla kusursuz bir an yaşamak için geçmişi değiştirdiğinde, onun sana olan aşkının tamamen
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202642 okunma
10/10
·420 syf.··
2026 27. kitabı
Aşk iki paralel hikâyeyi birbirine bağlayarak aşkın hem dünyevi hem de manevi yönünü sorgulayan çok katmanlı bir roman. Bir tarafta modern dünyada kendi hayatıyla yüzleşen Ella Rubinstein, diğer tarafta 13. yüzyılda Mevlânâ ve Şems-i Tebrizi’nin derin dostluğu ve dönüşüm hikâyesi yer alır. Kitabın en dikkat çekici yönü, aşkı tek bir tanıma sığdırmaması. Şems’in bakış açısıyla aşk; konforu bozan, insanı köklerinden söküp yeniden inşa eden bir yolculuk olarak sunulur. Mevlânâ’nın dönüşümü ise bu yolculuğun insanı nasıl bambaşka bir bilinç seviyesine taşıyabileceğini gösterir. Modern hikâyede Ella’nın yaşadığı içsel boşluk, aslında bu büyük anlatının günümüze yansıması gibidir. Onun sıradan görünen hayatı, okudukça derinleşir ve kendi “uyanışına” dönüşür. Bu iki zaman dilimi arasında kurulan bağ, romanın yapısını güçlü kılan temel unsurlardan biridir. Aşk zaman zaman çok konuşur, bazen didaktik hissedilir; ancak taşıdığı fikir ağırlığı ve mistik atmosferiyle okuyucuyu içine çekmeyi başarır. Aşkı sadece romantik bir duygu değil, bir dönüşüm ve arayış hali olarak ele almasıyla da akılda kalıcı bir etki bırakır.
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,5bin okunma
Reklam
Reklam