Hakikaten de aşk harikulade bir şey. Zümrütlerden daha değerli, güzel opallerden daha bulunmaz; inciler, kırmızı taşlar satın alamaz onu, pazarda da satılmaz. Tacirlerden alınmaz, değeri altınla ölçülmez.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Bir gün ölümün de aşk gibi habersiz geleceğinden kuşku duymuyor.
Reklam
"İngilizcede unutulmuş iki önemli sözcük vardır, biri 'sevgili'den çok daha yüce olan 'refika' sözcüğü; öteki 'aşk'tan hatta 'tutku'dan çok daha yüce olan 'sevecenlik' sözcüğü."
Sayfa 146 - Can Yayınları Modern, 11. Baskı
Alıntı
Dansını seyrettim, kolları kanat gibi kıvrılıyordu;genç, güçlü bacakları kendi hareketlerine aşıktı. Ölümlüler şöhreti böyle ele geçiriyor, diye düşündüm. Çok çalışarak ve kendilerini adayarak, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. Ama tanrılar irinden ve nektardan, kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. Onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. Şehirleri yakıp yıkarak, savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak. Sunaklarımızdan öyle narince yükselen o buhurlar ve güzel kokular. Geride yalnızca kül bırakıyor.
Ah, nasıl da küçük şeylere bağlı aşk!
Sayfa 31·Kitabı okuyor
ve sonunda, aldığın aşk, eşittir yarattığın aşka
Reklam
Reklam