10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
ÇAKICI’NIN İLK KURŞUNU (Tereke Öyküler, Şiirler, Yazılar) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi edebiyatın çok seçkin ve yetkin temsilcilerinden biri olan Sabahattin Ali’nin düşünce dünyası, sanat anlayışı, felsefesi, dramatik yaşamının eserlerine yansımalarına dönük okumalarımıza; onun ölümünden sonra varislerinin yasal izniyle yayımlanmış kimi öykülerini, şiirlerini, konuşma metinlerini bir araya getiren ve adını kitaptaki dört öyküden biri olan ÇAKICI’NIN İLK KURŞUNU’ndan alan tereke kitabıyla devam ediyoruz. Sabahattin Ali yaşarken yayımlamayı düşünmediği hâlde, varislerinin bunu gerçekleştirmiş olması; yazarı daha iyi anlamak isteyenler için, hele hele onun mahrem düşünce dünyasına girmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak olmuş. Tarihsel olarak İzmir’in Ödemiş ilçesinde ortaya çıkan ve Ege Bölgesi’ndeki “Efe”lik kültürünün önemli bir ismi olan, Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe ismiyle yazılmış destansı romanına da konu olan Çakıcı Mehmet Efe, bu hikâyede bir çocuk masumiyeti ve samimiyetiyle karşımıza çıkıyor. Babası haince öldürülüp kendisi daha çocukken bir sürü şiddete maruz kalan Mehmet, babasının intikamını almak için hınç duyarak büyümektedir. Belinde taşıdığı ve yaşadığı kültürde normal karşılanan tabancasıyla bir yolculuk sırasında anlatıcının dikkatini çeker. Gözlemci bakış açısıyla olanları anlatan anlatıcı, Mehmet’in katilini uyarmıştır ancak dikkate alınmamıştır. Bir süre sonra Mehmet, baba katiline ilk kurşunu atarak halkın diline düşer ve efelik yolculuğuna başlar. O artık toplumun içinde yaşayamayacağını iyi bilir. Genellikle halka zulmetmeyi de ihmal etmeyen mütegallibelerin dağdaki temsilcisi olan klasik eşkıyalık yapan efelerin aksine, o çetesini topladıktan sonra adeta o zamanın çağdaş Robin Hood formuna girerek yoksulların dostu, zalimlerin düşmanı
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 33. kitabı
DİKKAT SPOİLERRR... Her şey Prefesör Meriurgo’un, hastası Olivadotti’nin kabuslarındaki psikolojik mesajları yorumlamasıyla başlar. Olivadotti profesörle olan görüşmelerinin birinde aynı enstitüde profesörlük yapan iki adamı daha görür. Bu adamlardan biri onun içindeki bir korkuyu uyandırmış bu da yeni bir kabus görmesine neden olmuştu. Meriurgo kimin sebep olduğunu bulur fakat kimseye söyleyemeden öldürülür. Aynı gece farklı saatlerde Olivadotti’de öldürürlür. Meriurgo, öldürüldüğü günün sabahı enstitüye gelerek şüphelilerden biri olan profesör Trevis ile görüşür. Ona suçtan aklandığını söyleyerek diğer profesörle görüşmeye gider. Trevis bunu hatırlayarak Meriurgo’nun son görüştüğü profesörün kim olduğunu bulursa katili de bulabileceğini düşünür. Olaylar buradan sonra hızlanır. Önce Meriurgo’nun katilini gördüğünü söyleyen bir görgü tanığı ortaya çıkar sonra da Trevis’in taktığı isimle söyleyecek olursak kurt yani katil o görğü tanığını öldürür. Trevis asistanı Denise’nin de yardımlarıyla araştırmalarını sürdürerek Olivadotti’nin kız kardeşinin yerini bulur. Onunla konuştuğunda Olivadotti’nin yirmi yıl önce üç kişinin kurban olduğu bir cinayete tanıklık ettiğini öğrenir. Yirmi yıl önce cinayetleri soruşturan Mareşal Salvadori’yi bulur onunla iş birliği teklif eder ardından da araştırmaları onu eski bir kliniğe ve o klinikte eskiden çalışan Brighini’ye götürür. Trevis’in emin olduğu tek bir şey vardır o da katilin enstitüde hoca olan profesörlerden biri olduğudur. Brighini klinikte görevli olan öğrencilerden bahseder hatta bir fotoğraf olduğunu söyleyerek birkaç saat sonra buluşmayı teklif eder. Trevis tekrar Brighini’nin yanına geldiğinde onu yerde ölü bulur. Kurt hala oradadır ve Trevis dolaplardan birinin içine girerek saklanır. Salvadori zamanında yetişerek kurdun
Gördüğüne Asla İnanmaMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20182,936 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
5/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
İLK Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kitaplığımda 3 belki de 4 yıldır bekleyen bir kitap ile geldim. Kitabın ismi ve kapağı dikkatimi çekmişti öyle almıştım. Bunca yıl da neden bekledi bilmiyorum. Bundan tam 10 yıl önce bayıla bayıla okuyacağım kitabı ki kitap 2016 da çıkmış. Ben yine bayıla bayıla okudum ama gözler şu şekilde Yani ben klişe severim hem de çok fazla severim ama eskiden de klişeler de başkaymış canım. Ama iyi yanından da baktım eskileri hatırlamış oldum. Zaman değişiyor, yıllar geçiyor kitaplar ve onlar da olan entrikalar da değişmesin mi ? Az ve öz karakterli, arkadan kuyu kazmasız, istenmeyen gelin modu olmayan kitap olmasın mi? Olsun tabi eskilerde vardı işte. Aaa bir de mafyavri onu pas geçmeyelim bu kitapta vardı. Yani okumasam da olur muymuş belki olurmuş ama ben eskiye özlem olarak baktım. Yine de o zamanları özlemişim. Kızımız Meyra 18 yaşını doldurmuş yetimhaneden ayrılma zamanı gelmiştir. Ona destek olan 'baba' dediği müdür de kıza bir kaç adres verip iş aramasında yardımcı olur. Eee adamın da ailesi var bir yere kadar destek olacak keşke olsam da der. Neyse kız ucuz bir yer olsun diye bir pansiyon gibi bir yer bulur. Ancak şu kadar öderim diyen o Felfecir gözlü adam da olur demesin mi? Eee kızı kestirdi gözüne 3 gün kalacak o üç gün sonunda kız gidecek bu kör olasıca odasına dalmasin mı? Kızın namusuna göz diker kız direnirken pat kapı açılır ve gözlerini alamayacağı o adam gelir ve adamı öldürür. Kız biraz korkmuş gibi olsa da tabi ki sonu adama aşık olması... Aralarında 15 yaş fark olan ve deyimi yerindeyse mafya olan bu adam Ezel... O saatten sonra iki yaralı ve ikisininde ilk sevgi tohumları kalbine düşen ikili için güzel günler gelecektir elbet değil mi? Eee öyle hemen de olmaz olaylar da olacak ama onları tabi ki
İlkZeynep Işıklar · Müptela Yayınları · 2016122 okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma
9/10
·336 syf.··
2026 16. kitabı
Komiser Muharrem, uzun zamandır genelevde çalışan kadınları şişleyerek öldüren katilin peşindedir. Muharrem kendini has yöntemle ve amirlerinden habersiz bu işin peşindeydi. Katili yakalayan Muharrem üstlerinden büyük övgü ve terfi alacağını düşünürken onu Konya'ya sürerler. Muharrem bu sürgünü hakedip haketmediğini düşünerek Konya'ya doğru yola çıkar.Bu süreçte bizde Hanzade ve Ligor ile tanışmak için cezaevine gidiyoruz. Varlıklı bir ailenin kızı olan güzeller güzeli Hanzade, bir gün katıldığı bir davette hayatının kabus dolu gününü yaşar.Evli ve nüfuslu biri tarafından bir davette tecavüze uğrar. Adamı öldürür ve cezaevine gönderilir. Hanzade’nin bu tecavüzden bir bebeği olur, ailesi Hanzade’ye sırtını döner ve öldürdüğü adamın karısı tarafından cezaevinde bile rahat bırakılmaz. Hanzade için kabus dolu günler böylelikle başlar. Osmanlı'nın ilk kadın mafya ağası yapar. Evet bir kadının başına daha neler gelebilir diyorsunuz değil mi? Bitmedi hadi devam edelim. Solak Ligor lakabı ile tanınan bir kabadayı olan Ligor ve Hanzade’nin yolları cezaevinde kesişir. Cezaları bitip dışarı çıktıklarında kendi çeteleri kurarlar. Hanzade ona kötülüğü dokunan herkesten intikamını alır. Her şey yolunda giderken Hanzade'nin oğlu kaçırılır. Ligor ile Hanzade oğlunun peşine düşer. Bu kovalama Hanzade'nin oğluna tecavüz etmek için toplanan 21 kişiyi balta ile öldürmesi ile sonuçlanır. Bir annenin böyle bir durumda yapabileceği tek şeyi yapıyor. Kendimi asla ama asla Hanonun yerine koyamıyorum, koymak istemiyorum. Bunun olayın üzerine halk ona Baltalı HANO adını takıyor. Bir kadının bu şekilde evrilmesi gerçekten acı verici… Komiser Muharrem Hanzade'nin namı diğer Baltalı Hano'nun peşine düşüyor. Zeki iki insanın düellosu başlıyor. Bir katil ve bir polis bir
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 28. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 13:45
#aşıkolmakorkusu #zeynepsey “-Aşk öldürür.” "-Aşk yaşatır." 🩷Elisa Tanyeli, tüm ülkenin tanıdığı bir yıldızdır. Onun oynadığı bütün dizi ve filmler hep bir numaradır. Etrafı onunla konuşmak ve fotoğraf çektirmek isteyen hayranları ile doludur. Bir gün kaldığı otel odasına hayranı olduğunu söyleyen bir adam izinsiz girer. Çıkan tartışma üzerine yan oda da kalan genç bir adam Elisa’ya yardım eder. Elisa ise hiç tanımadığı bu genç adamı koruması olarak işe alır. Han, Elisa’nın her an yanındadır artık. Onun bütün kaprislerine ve saçma isteklerine katlanmak zor olsa da her istediğini yapar. Aralarında ise bir oyun başlamıştır. Elisa’nın her gün kullandığı parfümün içinde ne olduğunu Han’a sorar ve genç adam her seferinde bilir. Çünkü Han sadece bir koruma değildir ve Elisa’dan sakladığı sırlar vardır. Sürekli bir arada olan Elisa ve Han arasında flörtleşme başlar. Ancak Elisa bu durumdan rahatsızdır. Bunun nedeni ise onda bir hastalık vardır, Filofobi yani aşık olamama hastalığı. Kendini geri tutmaya çalıştıkça daha çok Han’a çekilir. Kalabalıklar içinde aslında tamamen yalnız olan Elisa kimseye güvenemez. Herkesin bir gün kendisini terk edeceğine inanmakta ve hayatını ona göre yaşamaktadır. Ancak Han ile aralarındakiler Elisa’nın aklını karıştırır. Elisa hastalığını yenip gerçek duygularını keşfedebilecek midir? Han’ın sırları ortaya çıkınca neler olacak? Yıldız Çiçeği Serisinin ilk kitabı olan 'Aşık Olma Korkusu' kurgusu, karakterleri ve tasarımıyla çok tatlı bir kitap. Elisa, her ne kadar güçlü ve mutlu görünse de yapayalnız birisi. Hayat onu bir tercih yapmak zorunda bırakmış ve her gün giyindiği maskesi ile mutlu rolü yapıyor. Han'ın hayatına girmesi ile de bu maske yavaş yavaş yok oluyor. Çünkü daha önce hiç tatmadığı hatta bunun imkansız olduğunu düşündüğü
Aşık Olma KorkusuZeynep Sey · Athica Yayınları · 2024168 okunma