"Başka seçeneğin olmayacak. Boynuzun gücü onu öldüren kişiye geçecek."
"Ama o büyüteç kullanamaz," diyerek ona karşı çıktım cılız sesimle.
"Seni kullanacak!" dedi Baghra.
Elbette benim gibi, gençliği derin bir şiir ve aşk arzusuyla dolu, ruhu güzellik ve zarafete karşı zayıf iradeli olan bir genç kızın hayal ve emeli başka ne olabilir? Hassas, hayalperest, şiir seven her genç kız gibi, ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnız sevmek ve sevilmekte olduğuna inanırım.
"İşte buradayım. Benim adım Antonio José Bolívar Proaño ve elimde sabırdan başka bir şey kalmadı. Senin tuhaf bir hayvan olduğuna hiç şüphe yok. Acaba zeki olduğun için mi, yoksa ümitsizliğinden mi böyle davranıyorsun? Neden beni köşeye sıkıştırıp üstüme saldırmaya çalışmıyorsun? Neden beni peşine takıp doğuya sürüklemiyorsun? Önce kuzeyden güneye gidiyorsun, sonra da gerisin geriye dönüp güneyden kuzeye. Beni aptal yerine mi koyuyorsun? Nehre ulaşmamam için yolumu kesiyorsun. Planın bu. Ormanın içlerine kaçmamı bekliyorsun, sonra da peşime düşeceksin. Ben o kadar da aptal değilim. Sen de sandığın kadar zeki değilsin."
Ben de hayatın derinden sevilmeyi hak edip etmediğini bilmediğimi,ancak onu sevmemizi sağlayan şeyin kendimize duyduğumuz sevgi olduğuna inandığımı söyledim,özellikle de başka bir hayat(sevdiğimiz ve bizi seven biri) varoluşumuza yeterince anlam bulmamıza yardımcı oluyorsa.