Düşünce tarihine baktığımızda, trajik düşünürler ve anti-trajik düşünürler arasında bir ayrışma tespit edebiliriz; bizzat kendisi trajik olan bir çatlak gibi de görülebilir bu. Bir tarafta anti-trajikler: İsa ve Marx, Buda ve Sokrates, ve ayrıca Keynes ve genel olarak mutluluk felsefeleri. Onlara göre her şeyin bir anlamı vardır, her şey dünyevi veya göksel bir kurtuluşla iyi biter. Diğer tarafta trajikler: Kant ve Freud, Nietzsche, Max Weber ve Schumpeter. Onlara göre, gölgesi olmayan ışık yoktur, görünmezlik olmadan görünürlük, mutsuzluk olmadan mutluluk, hep mutlu geçen bir aşk da yoktur.
Aşk da biter yaşanmazsa
Kalbin yorgun düşer
Bilmediğin buydu belki
Aşk da yorgun düşer
Unuttuğun bir şey vardı
Aşk da sonsuz değil
Yaşandıkça sürer belki
Aşk da sonsuz değil
Yaşanmış sevdalar sanma ki
Mecnun'u çöllere düşüren
Ferhat'a dağlan deldiren
Yaşanmış sevdalar sanma hiç
Kerem 'i kül edip savuran
Bir masal yalnızca, bir rüya
Mecnun'sa eskiden divane
Masaldı sevdalar, bir rüya
Hangi şehre yolun düşse
Orada yangın başlar
Hangi öykü anlatılsa
Orada aşklar kanar
Yalnızlığın buydu senin
Her aşk öykü değil
Yaşanmazsa solar gider
Aşk da sonsuz değil
Dedim: “Yâr mısın, yara mı?”
Dedi: “Vuslat gözüyle bakarsan yâr,
Hasret gözüyle bakarsan yara...
Seviyorsan bakma zarara kâra!”
Dedi: “Ey yâr! Heybende ne var?”
Dedim: “Biraz hüzün, biraz da vefa!..”
Dedi: “Hüznü bize bırak, vefa sende kalsın!”
Dedim: “Hüznü bırakırsam vefasızlık olur!”
Dedi: “Cefası olmayan vefa bize yük olur!”
Dedim: “Geleyim mi ey yâr?”
Dedi: “Gelirsen sevda biter!” “Sen gel!” dedim.
Dedi: “Gelirsem vuslat biter!”
Ve ekledi: “Aşk, sevgilinin yokluğuna talip olmaktır!”
Dedim: “Vuslat ne zaman?”
Dedi: “Hasreti vuslata tercih edenlerdenim!”
Dedim: “Hasret, vuslat için çekilir!” Dedi: “Menfaatsiz sevenlerdenim!”