Yusuf ile Asena'nın üzerinde hiç konuşmadan hemfikir oldukları şey, insanların aynı şeyi düşünmek zorunda olmadan da bir arada kalabilecekleriydi. İkisini birlikte tutan da buydu zaten. Hayat görüşlerinden, dünyaya ve insanlığa bakış açılarından bağımsız ve daha da önemli olan bir şeye tutunarak birlikte kalabilmişlerdi: Sevgiye. Sevgi, aşk, her türlü fikirden, bütün görüşlerden, hatta insanoğlunun tecrübe ettiği bütün hislerden daha güçlüydü.
Bu İlk çağda ne ölüm vardı Ne doğum Çünkü henüz kavramlar ayrışmamıştı. Ama bu bütünlüğün içinde bile bir eksiklik hissediliyordu : Dokunma arzusu...
İşte o anda kaos'un kalbi çatladı.
Işıktan Bir kıvılcım , karanlıktan bir gölge ile birleşti.
Ve böylece ilk Duygu dünyaya geldi: Adına aşk denecekti..
Elbette biliyorum senin değerini de ben
İçime bir ince sağanak gibi yağan
Öpüşten yumuşak yakınlığı ile
İnsana ömürler veren sözlerinin
Yıkayıp yüreğimin acemi yerlerini
Bulutsuz bir gök gibi dingin ve derin
Daha bir güzelleştiriyorum gülüşümü.
Ben bir gönülde sevginin mahiyet değiştirdiğine değil, aynı mahiyet üzerinde gelişip büyüdüğüne inanıyorum. Bir kişiyi gerçekten seviyorsanız onun sevgisini başka bir sevgi ile değiştiremezsiniz. Bilakis onun sevgisini daima çoğaltır, benliğinizle bütünleştirirsiniz. Gönüller aynadır ve aynayı tek bir suret, tek bir görüntü için temiz ve berrak tutmak gerekir. Aynada görüntü çokluğu ve karmaşası yahut üst üste bindirilmiş suretler yalnızca şaşkınların kârıdır ve bu, bir tür hastalık sayılır. Bir aynada iki suret daima çatışır ve kuvvetli olan diğerini kovar. Eğer aynaya ilk giren görüntü masum ve samimi olursa bir ömür boyu ikinci bir görüntünün orada yansımasına izin vermez.
*~●。。。"Her insan kendisini hoşnut eden ve kendisine zevk verenlere iyi der; etmeyenlere ise kötü. İnsanların yapısı nasıl birbirinden farklıysa, iyi ile kötü arasındaki ortak ayrımlarla ilgili düşüncelerinde de birbirlerinden farklıdırlar. Ayrıca agathon haplos diye bir şey de yoktur, yani, salt iyi..."
Sayfa 163 - Everest Yayınları Çeviren Ahu Antmen·Kitabı okuyor