Karşılıksız seven bir gencin acı dolu hikâyesi... Evet kulağa tuhaf geliyor değil mi? Sevmek ve acı birbirinden çok farklı şeyler. Sevgi de acı yoktur. Sevgi çok farklı bir şeydir, tarifsiz resimlerle çizilemeyecek, gözünü kapatsan hayal edemeyeceğin bir his... Sevmek çok farklı bir duygu tarifsiz sadece hisseden bilir. Hisler kişiye özeldir zaten ondandır biri diğerini daha az sever veya çok sever. Ama biliriz içinde acı yoktur. Gelin görün ki dostumuz Werther severken acı çekenlerden...
Eseri kısaca anlatalım sonra Werther kendisi zaten kendini anlatacak sizlere...
Eser 1774 yılında Almanya' da yayımlanarak büyük yankı uyandırmıştır. Eser, o dönem Almanya'da birçok genci intihara sürüklediği için yasaklanmıştır. Toplumsal sorunları da konu edindiği için hâlâ ilgi duyulan bir eser...
Eser iki bölümden oluşan içerisinde Werther'in karşılıksız aşkını kaleme aldığı aşk mektupları yer alıyor. Mektuplar buram buram aşk, hüzün, dram, özlem, bağımlılık kokuyor. Karşılıksız aşkı dile getiren mektuplarda harici olarak toplumsal sorunlar da dile getiriliyor. İnsanların neden mutsuz olduğunu, mutlu olmanın aslında çok az şeye bağlı olduğunu, adalet denen yüce yargının aslında bir aldatmaca olduğunu insanların yargılandığını fakat onun yargılanmasına neden olan nedenin gözardı edildiğini ifade ediyor. Albert ile olan diyaloglarında bunu çok net bir şekilde görebiliyorsunuz.
Evet Werther'in karşılıksız aşkı onu acıya götüren Charlotte... Ah Charlotte!
Werther onu hep koyu renk gözleriyle tasvir ediyor. Anlaşılan o ki o koyu gözlerde kaybolmuş ve bulunmak istiyor. Charlotte Albert ile nişanlı genç bir kız, Werther ise bu durumu göz ardı ederek Charlotte'yi sevmeye devam ediyor ve gün geçtikçe bu sevgi duygusu büyüyor büyüdükçe hastalık seviyesine geliyor. Evet yanlış okumadınız