• Şarkı sözleri
     ” Müzik ruhun gıdasıdır” derler.. Ve çocuklara doğmadan Mozart dinleten anneler ise son zamanların modası oldu..  Müzik  dinlerken aslında kendimizi bulduğumuzu sandığımız bir çok şarkı küfre girmemize sebep oluyor.
    Tabi anlamını bile bilmediğimiz bir çok yabancı şarkı.. Sesler vs hoşumuza gidip bayıla bayıla dinlenen şarkılar.. Peki o şarkı sözlerini anlamadığımız şarkıları dinlerken beyin hücrelerimize neyi işlediğimizi..
    Ve müzik kanalları.. “Hatta çocuğum bayılıyor acıyorum müzik kanalı susuyor” diyenler.. Cidden üzücü.. Klipler  tamamen cinselliği ön planda tutulmakta.. Bir kadın on erkek, yada bir erkek havuz dolusu çıplak kadın.. Ne var ki.. Herkes izliyor di mi!!! İzlemek lazım..
    Saatlerce çocukların izlemesine izin verenler o çocukların bilinçaltına ne işlendiğini  hiç düşündü mü acaba?
    Düğünlerde, kına gecelerinde çalan kadınlar kurtlarını döküp oynadığı şarkıların türkülerin gerçekten sözlerini anlasa sanırım bir daha oynamazlar düğünlerde..
    Hadisi Şerif :
    Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.”
    Ravi : Hazreti Nu’man İbnu Beşir
    Kaynak :Buhari, İman 39, Büyu 2, Müslim, Müsakat 107, (1599), Ebu Davud, Büyu 3, (3329, 3330), Tirmizi, Büyu 1, (1205), Nesai, Büyu 2, (7, 241)
    ” İnsanı Küfre götüren şirke sokan şarkı ve sözleri yazıyoruz arkadaşlar.”  Varsa bildiğiniz lütfen ekleyin..
    Fark etmeden dinlediğimiz, anlamını tam olarak anlayamadığımız bazı şarkılar Allah’a şirk koşmamıza sebep olabilir. Bu sebeple dinlediğimiz şarkıları dikkat edelim..
    Birkaç örnek vereceğim ben, sizlerin de bildiğiniz bu türden şarkılar varsa sizlerde paylaşabilirsiniz…
    Kubat: ‘Seni ALLAH kadar sevdim”
    Nükhet Duru: Sen gördüğüm en son ilahsın..
    Edip Akbayram: ‘dertlerin kalkınca saha, bir sitem yolla Allah’a”
    Mahzun Kirmizigül: ”Sevdim seni Rabbim kadar”
    Orhan Gencebay: Kaderin böylesine yazıklar olsun.
    Yıldız Tilbe: Sensiz ölürüm cennette
    Grup AF: Yaradanım bos vaktine gelmiş deli yosma
    Muazzez Abacının Vurgun Sarkışı: Seninle cehennem ödüldür bana sensiz cennet bile sürgün sayılır…
    Duman’ın ‘hayatı yaşa’ şarkısı: ‘aldanma öbür dünyaya , hayatı yaşa ‘ sözleri ..ahirete inanmak imanın şartlarından biri olduğundan direk bağıntı kurulabilir.
    Cem Adrian ‘ben geldim’ sarkışında: ‘Beni Tanrıya tekrar inandırabilir misin?’ şeklinde bağırmaktadır.
    EROL EVGIN: seni sevmek ibadetim
    Orhan Gencebay: batsın bu dünya
    Hakki Bulut: Sana taptım taptım taptım taptım be yahu!
    İbrahim Tatlıses: Ben insan değil miyim?
    Hande Yener-armağan: of güzel Allah im, içimi ısıtan adam sanki senin aynan dı!!
    EBRU GÜNDES Alev Alev: Benim sana yaptığım canım, aşk tadında ibadet
    Ferdi Tayfur -Tövbekâr: Kızdım getirene beni dünyaya Anama babama günahkâr oldum
    Ahmet Kaya-Cinayet Saati: Allah’ına kitabına sövüp saydım
    SENI KENDIME ILAH YAPMISTIM (Tövbe ya rab)
    Müslüm Gürses klasiklerinden: ‘Yıkılsın, minareler açılsın meyhaneler’.. Çok sağlam bir ateizm örneğidir.
    Müslüm Gürses: İsyanım  var benim Kadere ne güldürdü öldürdü bir kere..
    Müslüm Gürses: “rest çektim kadere”
    Oğuz Yılmaz :’ bas bas paraları Leyla’ya , bir daha mı geleceğiz dünyaya..’
    Ferhat Göçer: ‘Cenneti değişmem saçının teline”
    Selami Şahin : “Tapılacak  kadınsın”
    Latif Doğan: ‘Kur’an’ıma kitabıma küstüm”
    Bir de Mor Ve Ötesi var ”cin oldun adam çarptın cellat oldun kelle uçurdun”
    Kubat: “Allah’ın sopası yok ki gökten indirsin”
    Bunlara çok dikkat etmek lazım, ama söyleyen onlar dinleyenler neden şirk koşsun? DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ:
    Bazen şarkıya kendimizi kaptırıp eşlik ettiğimiz zamanlar olur. Böylece bizde farkında olmadan günaha girmiş oluruz ve ayrıca bu tür şarkıları dinlememiz, onları onaylamamız anlamına gelir. Bu tür şarkıları söyleyenlerin kaset, cd vs. alarak da onlara destek vermiş oluruz. Bu sebeple dikkat etmemiz gerekli. Bunlar sadece nacizane birer uyarı.
    Ahirette olacak şeylerle alay etmek. Mesela
    (Ben Cenneti istemem, Cehennemi isterim. Çünkü bütün nataşalar oradadır) demek. İnsanı  şirke sürükler.
    Konu şirk olunca küçük bir hatırlatma yapayım… İslamiyet’e, (İslam düşüncesi) demekte insanı şirke sokar. Çünkü İslamiyet
    bir düşünce sistemi değildir. İlahi emir ve yasaklara düşünce demekten çok sakınmalıdır! İçinde (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) gibi ifadeler bulunan kitaplar çok zararlıdır.
    Küfre rıza göstermek küfürdür. Bunların hepsi küfrü gerektiren sözlerdir. Küfre sebep olan bir sözü, tehdit edilmeden söyleyenin imanı gider.
    Çünkü her Müslümanın bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür olmaz, büyük günahtır. Küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tövbe edince, geri gelmez. Tövbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek yetmez. Küfre sebep olan şeyden de tövbe etmesi gerekir. Bir sözle insan küfre düşebilir, kâfir olabilir. İman ne kadar kıymetli ise, bir söz söyleyerek kâfir olmak da o kadar kötüdür. Çok dikkat etmek gerekir.
    Kuran-ı Kerim; Nisa – 116: Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem.) şöyle buyuruyor: “Allah’a hiçbir ortak koşmaksızın ölen kimse affedilmeye hak kazanır. Allah onu dilerse azaba çarptırır, dilerse affeder. `Allah, kendisine ortak koşma suçunu kesinlikle affetmez. Bunun dışında kalan günahları dilediklerine bağışlar.”
    İbn-i Ebu Hatem.
    Günlük hayatımızda sık duyduğumuz sözler:
    ALLAH (CC) HİTABEN;
    1-ALLAH’ım bizi de gör artık
    2-Burası ALLAH ın unuttuğu yer
    3-ALLAH yazdı ise bozsun
    4-ALLAH gelse seni elimden alamaz
    5-ALLAH bizi unuttu
     
    KADERE SARFEDİLEN SÖZLER;
    1-Kader utansın
    2-Böyle kadere lanet olsun
    3-Kaderi kötüymüş
    4-Kader oyunu
    5-Kadersizim
    6-Kaderin kucağında oyuncak olduk
    7-Kahbe kader
     
    İNSANLARIN BİRBİRLERİNE SARF ETTİĞİ SÖZLER;
    1-Seninle cennete bile girmem
    2-Cehenneme kadar yolun var
    3-Yüzünü gören cennetlik
    4-ALLAH belanı versin
    5-Bir iş yaparken ben bunun Allah’ını yaparım(daha iyisini yapmak anlamında)
    6-ALLAH ın belası, cezası
    7-Yalansız iş mi var, yalandan kim ölmüş, bizde yalan çok
    8-Fala inanma falsızda kalma
     
    Allah celle celaluhu bizi küfre düşürmekten sakınsın…(amin)
  • Röportajlık
    Geçmiş Zaman Kültür-Sanat
    Kazım Koyuncu’nun Verdiği Röportajlar7 Kasım 2014 Kaydet
    Bugün Şair Ceketli Çocuk Kazım Koyuncu’nun 45.doğum günü. Kansere kurban verdiğimiz Kazım Koyuncu türkülerde, yüreklerde, Anadolu’nun her yerinde yaşamaya devam ediyor.

    RÖPORTAJLIK olarak elimizden geldiğince Kazım Koyuncu’nun verdiği röportajları toparlamaya çalıştık.

    Radikal-28.08.2001

    Viya: Müsekkin niyetine…

    Kazım Koyuncu, Zuğaşi Berepe hayranlarının ‘Viya!’yı da beğeneceğini söylüyor.

    Rock dünyasına Lazca giriş yapan Zuğaşi Berepe’nin gitaristi Kazım Koyuncu’nun ilk solo albümü ‘Viya!’ çıktı. Ancak Koyuncu bu kez rock değil, geleneksel Laz ezgilerinden oluşan ‘sıkı’ bir albümle karşımızda

    ASLI ATASOY

    İSTANBUL – Peter Gabriel’a etnik müziğe tecavüz ettiği gerekçesiyle küfredenler, Davut Güloğlu ve türevlerini dinleselerdi acaba ne yaparlardı? Sorunun yanıtı tabii ki belli ama yine de burada zikretmeyelim. Evet, Karadeniz müziğinin deformasyonundan mustarip olanlar için ‘müsekkin’ niyetine bir albüm çıktı. Kazım Koyuncu, ‘Viya!’ dediği albümüyle bozulan sinirlerimizi düzeltiyor.

    Koyuncu’yu aslında tanıyoruz. ‘Dünyanın ilk Lazca rock müzik yapan grubu’ diye nitelendirilen Zuğaşi Berepe’nin, yani 1993-99 yıllarında yaptıkları müzikle, sisteme ve doğayı kirletenlere ‘çürük domates atan’ grubun gitaristiydi. Onlar sayesinde Lazca rock yapılabileceğini de öğrenmiştik. Şimdilerde yoluna tek başına devam eden Koyuncu yine Lazca söylediği şarkılarla çıkıyor karşımıza ve sorularımızı yanıtlıyor.

    Çok dolu bir müzikal geçmişiniz var. Biraz geriye dönelim isterseniz…

    1992 yılında Ali Elver ile Grup Dinmeyen’i kurduk ve ‘Sisler Bulvarı’ albümünü çıkardık. Sonra Mehmedali Barış Beşli ile birlikte ‘Zuğaşi Berepe’yi (ZB) kurduk. İlk defa Lazca rock yaptık ve 1995 ‘Va Mişkunan’, 1998’de ‘İgzas’ ve ‘Bruxell Live’ isimli albümleri çıkardık. 99’da grup anlaşmazlıklar yüzünden dağıldı. Sonra başka projelerde yer aldım. Ardından solo albüm projemi hayata geçirmek için çalışmalara başladım. Türkçe sözlü bir albüm olacaktı. Ancak çeşitli nedenler yüzünden bunu hayata geçiremedim.

    Siz, ‘Zuğaşi Berepe’de özgün ve besteleri rock formatında yorumluyordunuz. ‘Viya!’ ise yerel ezgilerden oluşan bir albüm.

    İçinde yine elektrik ve bas gitar var ancak daha bir etnik form karşımıza çıkıyor.

    2000 yılında ‘Salkımsöğüt 2’ isimli albümde üç tane türkü seslendirdim. Bunun üzerine Beyoğlu Metropol Müzik ve ben fikrimizi değiştirerek etnik temelde bir albüm çıkarmaya karar verdik.

    Tabii ki teknik olarak farklar var ama özde çok ciddi farklar yok. ZB döneminde de türkü yorumluyorduk. Zaten o dönemde salt türküden oluşan bir albüm fikri vardı. Fakat Türkçe albüm projesi biraz ertelenmiş oldu.

    Aşağı yukarı repertuvarları altı ayda topladık. Bu albümde bulunan ‘Koçari’ ve ‘He Yana’ isimli iki şarkı seslendirilmişti önceden. Diğerleri ilk defa bu albümde yer alan parçalar. Ve albümün toplamı sekiz ayda ortaya çıktı.

    Lazca söylemenin temelindeki şey ne? Sanırım ticari kaygı sözkonusu olamaz…

    Memleketteyken Lazlıkla ilgili fazla bir duygu yaşamıyordum. İstanbul’a geldikten sonra Memedali Barış Beşli’nin isteği üzerine Lazca söyleme fikri gelişti. Söyledikten sonra hoş bir şey çıktı ortaya. Sözler güzel. Bestelerin de iyi olduğunu düşünüyorum.

    Ayrıca Lazca müzik yapmanın kolay olmadığını belirtmekte fayda var. Ve Lazlar gerek ZB için gerekse Lazca yapılan müzikler için genelde saygı duyma ve psikolojik sahiplenme içerisindeler. ZB döneminde bölgedeki insanlardan çok üniversite gençliği ve diğer sanatsever kişilerle kitleselleşebilmiştik. Ancak Lazca söylememde tabii ki maddi bir kaygı yok.

    Şimdi biraz daha farklı tarzda müzik yapıyorsunuz. Gerçi bunun özde olmadığının özellikle altını çiziyorsunuz ama…

    Evet. Bu tarz değişiklik özde olmadı. Zaten ZB’deyken de türkü seslendirmiştik ve salt türkülerden oluşan bir albüm fikri vardı. Şimdi biraz daha ‘world music’ ya da etnik olarak nitelendirilebilecek bir tarzda çalıştım. Bu yüzden ‘Viya!’, bizim için çok anlamlı…

    Bu arada ‘Domivamis’ isimli şarkı çok ilgi çekici ve sanırım eski bir kayıttan alınmış.

    Evet. Bu şarkının girişinde yer alan kadının sesi yaklaşık 20 yıl önce Artvin’de bir köyde yapılmış. Ve bu şarkı benim ve arkadaşlarımın rastlayabildiği tek toplumsal içerikli şarkı. İçinde yokluktan ve bu durumun yarattığı sıkıntıdan söz ediyor. Genelde Laz ezgilerinde aşk ve doğa yer alır. Bu yüzden bu şarkının anlamı çok önemli.

    Albümünüz hayata dair neyi ifade ediyor peki?

    Artvin ve Bergama’da siyanürle altın arama belası. Akkuyu’da nükleer santral, Gökova’da termik santral, Fırtına Vadisi’nde hidrolik santral… derken şimdi de -ki aslında çok zaman önce başlayan Samsun-Sarp sahil yolu projesi. Bu proje kapsamında yok edilen ve durdurulamazsa tümüyle yok edilecek olan sahillerimiz ve çocukluğumuz ve geleceğimiz ve tarihimiz ve yaşam!

    ZB hayranlarıyla buluşacak mı bu albüm?

    Ben buluşacağına inanıyorum açıkçası. Artık onlar da aslında bu tarz albümler dinliyorlar. Biz çıktığımızda ilk ay içinde 10 bin satmıştı. Bu sonuçta Lazca ve rock yaptığımız halde bu başarıyı sağladık. Ama ona rağmen albümlerimiz çok satmıştı. Ve bu albümü sadece rock’severler değil etnik müzikten hoşlananlar da dinliyorlardı. Bu anlamda eskiden ZB dinleyenlerin şimdi ‘Viya!’yı da dinleyeceklerini düşünüyorum.

    Sizce Karadeniz müziğinin moda olması bir rastlantı mı? Lazlar çok uzun zamandır bu coğrafyada yaşıyorlar.

    Aslında doğrusu ZB’nin Lazlar özelinde baktığımızda kendi kimliklerine sahip çıkma ve kültürel faaliyetler yapma noktasında çok ciddi etkisi oldu. Çok fazla televizyona çıktık ve meşrulaşma durumu oldu. Bunun yarattığı etkiler sanırım Karadeniz müziğine karşı bir eğilim oluşturdu.

    Peki bu son dönem çıkan Karadeniz müziğini şortlu kızlarla yorumlayanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Bana direkt kusma hissi veriyor. Bu durum devam etse etse bir sene daha gider. Bazı şarkılar gerçekten güzel olsa bile o adamların elinde rezalet bir şeye dönüşüyor.

    Bu noktada yapımcılar büyük sorun aslında. Bu nedenler yüzünden kendi albümümün ticari olarak yanlış bir döneme düştüğünü düşünüyorum. Ancak bu albümün bu noktada çıkması belki de ‘panzehir’ etkisi yaratır. Bunu sadece kendi albümüm için değil Fuat Saka, Birol Topaloğlu ve Volkan Konak’ı düşünerek de ifade ediyorum.

    Kazım Koyuncu/Viya!/Beyoğlu Metropol Müzik

    Evrensel-31.08.2001

    “Etnik üstü az Modern”

    Aşk ve doğa üstüne söylenmiş halk türkülerinin çokça yer aldığı Karadeniz ve Laz müziğinde, iş türkülerinin yanı sıra, toplumsal sorunları da yansıtan eserlerin de olduğunu belirtiyor Kazım Koyuncu

    Sinan Gündoğar

    Grup Dinmeyen’le başladığı müzik yaşantısını daha sonra Zuğaşi Berepe ile sürdüren Kazım Koyuncu, \”Viya\” adlı yeni bir albüm çıkardı. Albüm, geleneksel Laz şarkılarının yanı sıra iki tane de Türkçe eseri içeriyor. Koyuncu ile albümün oluşum süreci, albümün içeriği, düzenlemeleri ve son dönemlerde furya haline gelen Karadeniz pop konularında görüştük.

    Bu albümün gerçekleşme süreci hakkında biraz bilgi verir misiniz?
    ’99’da Zuğaşi Berepe dağıldıktan sonra, tamamen Türkçe şarkılardan oluşan \”pop-rock\” saundunda eserlerin yer aldığı bir solo albüm projem ortaya çıktı. \”Salkım Söğüt\”te üç Lazca şarkıyı yorumladıktan sonra Metropol Müzik’le ortaya çıkan dostane ilişkiler solo albüm projemin biraz değişmesine yol açtı ve Lazca solo albüm şekline döndü.

    Bu albümün hazırlayıcısı olan diğer bir etmen de, Zuğaşi Berepe döneminde, rock saundundan uzak, otantik sayılabilecek, modern düzenlemelerin az olduğu bir Lazca albüm hazırlama düşüncemizin var olmasıydı. Grup dağılınca bunu yapamamıştık. Yeni solo albüm projesi, önceki düşünceyle yan yana gelince de, albümün gerçekleşmesi kaçınılmaz oldu.

    Konulardaki geniş yelpazeyi bilinçli olarak mı seçtiniz, yoksa hoşunuza giden şarkıların bir araya gelmesiyle mi oluştu, repertuar?
    Karadeniz ve Laz müziğini birbirinden ayrı tutmak gerekiyor, ama ortaklaşılan bazı noktalar var. Her ikisinde de içerik açısından doğa ve aşk üzerine kurulan eser sayısı çok fazla. Toplumsal sorunlara değinen bir Laz halk şarkısına ilk defa rastladım. Ama, buna benzer birçok eserin olması gerekiyor. Bence bunda bizim eksikliğimiz var, biz ortaya çıkaramadık. Anadolu’da yaşayan bütün halklar, bütün insanlar gibi Lazlar da çok zorlu süreçlerden geçtiler. Zaten bu şarkı, yokluğu, kıtlığı anlatan bir dönemin şarkısı. Sözler yer yer değişebiliyor. Başka yerlerde de bu melodi kullanılmış. Fakat benim elime geçen kayıtta bu sözler vardı ve çok da güzel oturuyordu. Şarkı sanki yüzyıllardan beri varmış gibi duruyor, ancak şarkıdaki \”kaymakam\” ifadesi, en azından sözlerin yeni dönemin ürünü olduğunu gösteriyor. İlgi çekici diğer bir tema da, Xelimişi Xasani’nin Sarp kapısıyla, ikiye bölünen Sarp köyünü anlattığı \”Sarpi Moleni-Sarp’ın Ötesi\” şarkısında karşımıza çıkıyor. Bir tarafı Hopa’da bir tarafı da Batum’da kalan Sarp köyünü işleyen şarkıda, hem özlemler hem de, öteki tarafta Laz kızına duyulan aşk ifade ediliyor. Ayrıca iş türküleri var, albümde.

    Albümün düzenlemelerinde, ne tam anlamıyla geleneksel bir yapı söz konusu, ne de önceki grup çalışmalarınızdaki \”rock\” saundu kalıpları hissediliyor? Arada kalmış bir düzenleme söz konusu. Albümü düzenlemeler açısından değerlendirir misiniz?
    Albümün düzenlemeleriyle ilgili olarak, kendiliğinden gelişen bir ifadeyle \”etnik üstü az modern bir çalışma\” olduğunu belirtmiştim birkaç yerde. Bu, albümü tanımlıyor bence. Çünkü rock duygum var, öbür taraftan da Lazlık var. Albümü geliştirirken, çok etnik, Lazlığı ifade edecek bir saundu hiç düşünmedim. Birol Topaloğlu olmasaydı, belki bunu düşünebilirdim. Ancak Birol Topaloğlu, özellikle yaptığı son iki çalışmayla, otantik Laz müziğini başarılı bir şekilde ortaya çıkardı. Ben buna bir şeyler katma kaygısı hissettim. Fakat bir şeyleri katarken de, tamamen modern bir şeyler olsun diye çaba sarf etmedim. Albüm de, her iki yönelimin etkileriyle oluştu.

    Son dönemlerde Karadeniz popun bir furya haline getirilmesi konusunda neler düşünüyorsunuz?
    Volkan Konak, Birol Topaloğlu, Fuat Saka’nın albümlerinin bu konuda panzehir etkisi yapabileceğini düşünüyorum. İyi ki bunlar var. Bunlar olmasaydı, bu kadar çirkinlik içerisinde kendimi çok daha kötü hissederdim. Bir tek umut olarak bu gibi çalışmaları görüyorum. Buradan hareket ettiğimizde, olanları o kadar korkunç olarak görmüyorum. Neyin gelip geçici olduğunu zaten biliyoruz.

    Ancak şöyle ters bir durum var. Kürt müziği de, abuk sabuk sözlerle Türkçeleştirildi, taverna ve arabesk müziğini besleyen unsurlar oldu. Bizimkiler de, yıllardır bunu yapıyorlardı. Ama yerel tavernalarda, düğünlerde klavyelerle çalarlardı, o zaman çok zararlı değildi. Şimdi, oradaki arkadaşları İstanbul’a getirip, tuhaf kıyafetler giydirip piyasaya sunmaya çalışıyorlar. Bunların albümleri çıktığı zaman Türkiye’nin müzik tarihindeki en iğrenç görüntüler ortaya çıkacak. Sadece Karadeniz müziğinin kıvrak ritmini ve insanlara çok değişik gelen sözlerini sömürmeyle ortaya çıkabiliyorlar. Sonuçta müzik adına başka bir şey ifade etmiyorlar.

    Albüm kapağında, nükleer santrallerden, Fırtına Vadisi’ne, Karadeniz sahil yolu projesine kadar, doğa katliamıyla ilgili bir tepkin yer alıyor. Bu tepkiyi şarkılarına yansıtmak, ya da düzenlenen etkinliklere taşımayı düşünüyor musunuz?
    Eğer mümkün olursa, bundan sonraki albümde bunları şarkılara taşımayı isterim. Ancak, şarkılarınız neyi anlatırsa anlatsın, her koşulda eylem yapmanın mümkün olduğunu düşünüyorum. Ne tarz müzik yapıyorsanız yapın, siz eğer hayata muhalif bir noktadan bakıyorsanız -bana göre de bakmak gerekir- her zaman yapacak bin tane eylem söz konusudur. Kendimi iyi veya kötü politik bir insan olarak görüyorum. Tek başıma eylemler yapmam mümkün değildir kuşkusuz. Ama düzenlenen etkinliklere çağrıldığım anda, bütün olanaklarımla katılmaya hazırım.


    Koyuncu’dan Horona Davet

    KOYUNCU’DAN horona davet
    Kazım Koyuncu’nun ‘Hayde’ ismi ile çıkan albümünde, sadece horon yok elbette. Duygusal Karadeniz ezgileri, Gürcü şarkıları, ritmik ezgiler var. ‘Gülbeyaz’ dizisinden hatırladığımız kıpır kıpır Laz ezgileri de bu kasette.
  • beni sevindirdiğinde, bazen düşünürüm:
    şimdi ölüversem
    mutlu kalırım sonsuza kadar.
    Bertolt Brecht
    Sayfa 117 - Kavram Yayınları - Birinci Basım: Ekim, 1995 - Çeviren: Turgay Fişekçi
  • "Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
    Hasan Âli Yücel Klasikleri Sıralı Tam Listesi"

    Bu liste sürekli güncellenecek, yeni basılan her kitap yoruma ve konuya eklenecektir. Kitap ve yazar adları kolay ulaşım sağlanması adına yavaş yavaş link haline getirilecektir.

    ***

    1. Gurur ve Önyargı - Jane Austen
    2. Geceye Övgüler - Novalis
    3. Mutlu Prens - Oscar Wilde
    4. Seçme Masallar - Hans Christian Andersen
    5. Kerem ile Aslı - İsa Öztürk
    6. Yürek Burgusu - Henry James
    7. Duino Ağıtları - R.M.Rilke
    8. Modeste Mignon - Honore de Balzac
    9. Kanlı Düğün - F.G.Lorca
    10. Hüsn-ü Aşk - Şeyh Galip
    11. Yarat Ey Sanatçı - Goethe
    12. Gorgias - Platon (Eflatun)
    13. Dedektif Auguste Dupin Öyküleri - Edgar Allan Poe
    14. Ermiş Antonius ve Şeytan - Gustave Flaubert
    15. Yerleşik Düşünceler Sözlüğü - Gustave Flaubert
    16. Paris Sıkıntısı - Charles Baudelaire
    17. Yergiler - Saturae- Decimus Iunius Iuvenalis
    18. Yunus Emre Hayatı ve Bütün Şiirleri - Abdulbaki Gölpınarlı
    19. Seçme Şiirler- Emily Dickinson
    20. Kamelyalı Kadın - Alexandre Dumas Fils
    21. Dörtlükler Hayyam - Hayyam
    22. Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar - Arthur Schopenhauer
    23. Denemeler - Montaigne
    24. Devlet - Platon (Eflatun)
    25. Gargantua - François Rabelais
    26. Oblomov - İvan Gonçarov
    27. Utopia - Thomas More
    28. Tarih - Herodotos
    29. Kaygı Kavramı - Soren Kierkegaard
    30. Şölen - Dostluk - Platon (Eflatun)
    31. Yüzbaşının Kızı - Aleksandr Puşkin
    32. Seviyordum Sizi - Aleksandr Puşkin
    33. Madame Bovary - Gustave Flaubert
    34. Babalar ve Oğullar - İvan Turgenyev
    35. Köpeğiyle Dolaşan Kadın - Anton Çehov
    36. Büyük Oyunlar - Anton Çehov
    37. Cimri - Molière
    38. Macbeth - William Shakespeare
    39. Antonius ve Klopatra - William Shakespeare
    40. Akşam Toplantıları - Nikolay Gogol
    41. Hitopadeşa - Narayana
    42. Mantık Al-tayr - Feridüddin Attar
    43. Hagakure -Yamamato
    44. Eşekarıları, Kadınlar Savaşı ve Diğer Oyunlar - Aristophanes
    45. Suç ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    46. Sis - Miguel De Unamuno
    47. İki Oyun - Henric Ibsen
    48. Bir Delinin Anı Defteri - Nikolay Gogol
    49. Toplum Sözleşmesi - Jean Jacques Rousseau
    50. Milletlerin Zenginliği - Adam Smith
    51. Masallar - La Fontaine
    52. Guliver’in Gezileri - Jonathan Swift
    53. Ursule Mirouet - Honore de Balzac
    54. Rubailer - Mevlana Celaleddin Rumi
    55. Medea - Seneca
    56. Julius Caesar - William Shakespeare
    57. Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev - Jean Jacques Rousseau
    58. Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi - Mary Wollstonecraft
    59. Kısa Romanlar, Uzun Öyküler - Henry James
    60. Hophopname - Mirze Elekber Sabir
    61. Karamazov Kardeşler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    62. Toprak Arabacık - Şudraka
    63. Dillerin Kökeni Üstüne Deneme - Jean Jacques Rousseau
    64. Aktörlük Üzerine Aykırı Düşünceler - Diderot
    65. Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar - Johann Peter Eckermann|
    66. Phaedra - Seneca
    67. Abel Sanchez – Tula Teyze - Miguel de Unamuno
    68. Pericles - William Shakespeare
    69. Sanat Nedir - L.N Tolstoy
    70. III. Richard - William Shakespeare
    71. Divan-ı Kebir - Mevlana Celaleddin Rumi
    72. Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin - Thomas De Quincey
    73. Atinalı Timon - William Shakespeare
    74. Akıl ve Tutku - Jane Austen
    75. Illuminations - Artur Rimbaud
    76. Yüce Sultan - Miguel de Cervantes
    77. Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri - David Ricardo
    78. Hamlet - William Shakespeare
    79. Ezilenler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    80. Binbir Hayalet - Alexandre Dumas
    81. Evde Kalmış Kız - Honore de Balzac
    82. Seçme Masallar - E.T.A. Hoffmann
    83. Hükümdar Niccolo Machiavelli
    84. Seçme Öyküler - Mark Twain
    85. Hacı Murat - L.N Tolstoy
    86. İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog - Galileo Galilei
    87. Ölüler Evinden Anılar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    88. Seçme Aforizmalar - Francis Bacon
    89. Masumiyet ve Tecrübe Şarkıları - William Blake
    90. Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    91. Bizansın Gizli Tarihi - Prokopios
    92. Othello - William Shakespeare
    93. IV. Haçlı Seferi Kronikleri - Geoffroi De Villehardouin - Henri De Valenciennes
    94. Upanishadlar - Kolektif
    95. Galib Divanı - Mirza Esedullah Han Galib
    96. Alçakgönüllü Bir Öneri - Jonathan Swift
    97. Fragmanlar - Sappho
    98. Kuru Gürültü - William Shakespeare
    99. Mahşerin Dört Atlısı - Vicente Blasco Ibanez
    100. Güvercinin Kanatları - Henry James
    101. Gezgin Satıcı - Guy de Maupassant
    102. Troialı Kadınlar - Seneca
    103. Bir Havva Kızı - Honore De Balzac
    104. Kral Lear - William Shakespeare
    105. Murasaki Shikibu’nun Günlüğü - Murasaki Shikibu
    106. Emile - Jean-Jacques Rousseau
    107. Üç Silahşör - Alexandre Dumas
    108. Rudin İlk Aşk İlkbahar Selleri - İvan Sergeyeviç Turgenyev
    109. Sivastopol - L.N. Tolstoy
    110. Yaşamımdan Şiir ve Hakikat - Johann Wolfgang Von Goethe
    111. Diriliş - L.N. Tolstoy
    112. Suyu Bulandıran Kız - Honore de Balzac
    113. Pazartesi Hikâyeleri - Alphonso Daudet
    114. Soneler - William Shakespeare
    115. Katıksız Mutluluk - Katherine Mansfield
    116. Bütün Fragmanlar - Ephesoslu Hipponaks
    117. Ecce Homo - F. Niethzsche
    118. Müfettiş - Nikolay Gogol
    119. Siyasetname - Nizamü’l-Mülk
    120. Tılsımlı Deri - Honore de Balzac
    121. Stepançikovo Köyü - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    122. Therese ve Laurent - George Sand
    123. Romeo ve Juliet - William Shakespeare
    124. Tragedya’nın Doğuşu - Friedrich Nietzsche
    125. Aşk Sanatı - Ovidius
    126. Mülkiyet Nedir - Pierre Joseph Proudhon
    127. Pierrette - Honore de Balzac
    128. Kafkas Tutsağı - L.N.Tolstoy
    129. Göksel Kürelerin Devinimleri - Copernicus
    130. Taras Bulba - Nikolay Gogol
    131. On İkinci Gece - William Shakespeare
    132. Sapho - Alphonse Daudet
    133. Öteki - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    134. Putların Alacakaranlığı - Friedrich Nietzsche
    135. Germinal - Emile Zola
    136. Kitlelerin Ayaklanması - Jose Ortega Y Gasset
    137. Bakkhalar - Euripides
    138. Yeter ki Sonu İyi Bitsin - William Shakespeare
    139. Ölü Canlar - Nikolay Gogol
    140. Lykurgos’un Hayatı - Plutarkhos
    141. Yanlışlıklar Komedyası - William Shakespeare
    142. Düello - Heinrich Von Kleist
    143. Olmedo Şövalyesi - Lope De Vega
    144. Ev Sahibesi - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    145. Kral John’un Yaşamı ve Ölümü - William Shakespeare
    146. Louis Lambert - Honore de Balzac
    147. Gülşen-i Râz - Mâhmud-i Şebüsteri
    148. Kadınlar Mektebi - Molière
    149. Bütün Şiirleri - Catullus
    150. Masal Irmaklarının Okyanusu - Somadeva
    151. Hafız Dîvânı - Hafız-ı Şirazî
    152. Yakarıcılar - Euripides
    153. Cardenio - William Shakespeare ve John Fletcher
    154. George Dandin - Molière
    155. Genç Werther’in Acıları - Johann Wolfgang Von Goethe
    156. Böyle Söyledi Zerdüşt - Friedrich Nietzsche
    157. Kısasa Kısas - William Shakespeare
    158. Sistem Olarak Tarih - Jose Ortega Y Gasset
    159. Hayat Bir Rüyadır - Calderon De La Barca
    160. Dionysos Dithyrambosları - Friedrich Nietzsche
    161. Anna Karenina - Lev Tolstoy
    162. Güzel Dost - Guy de Maupassant
    163. Resos - Euripides
    164. Kral Oidipus - Sophokles
    165. Budala - Fyador Mihayloviç Dostoyevski
    166. Kral VIII Henry - William Shakespeare
    167. Körler Üzerine Mektup Sağır ve Dilsizler Üzerine Mektup - Denis Diderot
    168. Akıl Çağı - Thomas Paine
    169. Venedik Taciri - William Shakespeare
    170. Silas Marner - George Eliot
    171. Mutlak Peşinde - Honore de Balzac
    172. Bir Yaz Gecesi Rüyası - William Shakespeare
    173. Marianne’nin Kalbi - Alfred de Musset
    174. Ecinniler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    175. Boris Godunov - Aleksandr Puşkin
    176. Hırçın Kız - William Shakespeare
    177. Duman - Ivan Sergeyviç Turgenyev
    178. Elektra - Sophokles
    179. Northanger Manastırı - Jane Austen
    180. Robınson Crusoe - Daniel Defoe
    181. İki Soylu Akraba - William Shakespeare
    182. Sokrates in Savunması - Platon (Eflatun)
    183. İnsan Neyle Yaşar - L.N.Tolstoy
    184. Evlenme-Kumarbazlar - Nikolay Gogol
    185.
    1. İnsanca Pek İnsanca - 1 - Friedrich Nietzsche
    2. İnsanca Pek İnsanca-Karışık Kanılar ve Özdeyişler - Friedrich Nietzsche
    3. İnsanca Pek İnsanca-Gezgin ve Gölgesi - Friedrich Nietzsche
    186. Ayı - Anton Çehov
    187. Para Üzerine Bir İnceleme - John Maynard Keynes
    188. Joseph Andrews - Henry Fıeldıng
    189. Profesör - Charlotte Bronte
    190. Malavika ve Agnimitra - Kalidasa
    191. Nasıl Hoşunuza Giderse - William Shakespeare
    192. Zincire Vurulmuş Prometheus - Aiskhylos
    193. Cyrano de Bergerac - Edmond Rostand
    194. Yaşama Sevinci - Emile Zola
    195. Kumarbaz - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    196. Felsefe Parçaları Ya Da Bir Parça Felsefe - Soren Kierkegaard
    197. Yükümlülükler Üzerine - Cicero
    198. Rameau’nun Yeğeni - Denis Diderot
    199. Kral V. Henry - William Shakespeare
    200. Kreutzer Sonat - L. N. Tolstoy
    201. Baştan Çıkarıcının Günlüğü - Soren Kierkegaard
    202. Ezop Masallar - Aisopos
    203. Cymbeline - William Shakespeare
    204. Atinalıların Devleti - Aritoteles
    205. Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Victor Hugo
    206. Felsefe Konuşmaları - Denis Diderot
    207. Veronalı İki Soylu Delikanlı - William Shakespeare
    208. İnsandan Kaçan - Molière
    209. Üç Ölüm - L. N. Tolstoy
    210. Kırmızı ve Siyah - Stendhal
    211. İlâhiname - Feridüddin Attar
    212. Kaderci Jacques ve Efendisi - Denis Diderot
    213. Notre Dame’in Kamburu - Victor Hugo
    214. Coriolanus’un Tragedyası - William Shakespeare
    215. Medea - Euripides - Euripides
    216. Troilus ve Cressida - William Shakespeare
    217. Gülme - Henri Bergson
    218. Kış Masalı - William Shakespeare
    219. İlyada - Homeros
    220. Odysseia - Homeros
    221. Kral IV. Henry -I- - William Shakespeare
    222. Kral IV. Henry -II- - William Shakespeare
    223. İvan İlyiç’in Ölümü - L. N. Tolstoy
    224. Aşkın Emeği Boşuna - William Shakespeare
    225. Aşk ve Anlatı Şiirleri - William Shakespeare
    226. Sevgililer - Carlo Goldoni
    227. Beyaz Geceler - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    228. Antigone - Sophokles
    229. Titus Andronicus - William Shakespeare
    230. Çocukluk - Tolstoy
    231. Hançer - M. Y. Lermontov
    232. Trakhisli Kadınlar - Sophokles
    233. II. Richard - William Shakespeare
    234. Savaş Sanatı - Sun Zi (Sun Tzu)
    235. Kral VI. Henry - I - William Shakespeare
    236. Kral VI. Henry - II - William Shakespeare
    237. Kral VI. Henry - III - William Shakespeare
    238. Alman Göçmenlerin Sohbetleri - Johann Wolfgang Von Goethe
    239. Wındsor’un Şen Kadınları - William Shakespeare
    240. Gılgamış Destanı
    241. Özel Günceler Apaçık Yüreğim - Charles Baudelaıre
    242. Fırtına - William Shakespeare
    243. Şam Tarihinde Zeyl - Ibn Kalanisi
    244. Kutadgu Bilig - Yusuf Has Hacib
    245. İlkgençlik - Tolstoy
    246. Philoktetes - Sophokles
    247. Seyir Defteri - Kristof Kolomb
    248. Lokantacı Kadın - Carlo GoldonIı
    249. Theseus-Romulus - Plutarkhos
    250. Sefiller - Victor Hugo
    251. İskender Sezar - Plutarkhos
    252. İran Mektupları - Montesquıeu
    253. Kötülük Çiçekleri - Charles Baudelaıre
    254. Ham Toprak - İvan Turgenyev
    255. Gençlik - L.N. Tolstoy
    256. Anabasis - Ksenophon
    257. Lorenzaccio - Alfred de Musset
    258. Nana - Emile Zola
    259. Aias - Sophokles
    260. Divan - Baki
    261. David Strauss,İtirafçı Yazar - Friedrich Nietzsche
    262. Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası - Friedrich Nietzsche
    263. Eğiti Olarak Schopenhauer - Friedrich Nietzsche
    264. Richard Wagner Bayreuth’ta - Friedrich Nietzsche
    265. Şamdancı - Alfred de Musset
    266. Cennetin Anahtarları - Michelangelo
    267. Rahibe - Denis Diderot
    268. Atebetü-'l-Hakayık - Edib Ahmed Yükneki
    269. Başkanın Ziyafeti-Parasızlık-Bekar - Ivan Sergeyviç Turgenyev
    270. Poetika - Aristoteles
    271. Aforizmalar - Hippokrates
    272. Şarkılar - Giacomo Leopardi
    273. Mimoslar - Herodas
    274. Hastalık Hastası - Molière
    275. Tao Te Ching - Laozi
    276. Babil Yaratılış Destanı-Enuma Eliş -
    277. Frankenstein ya da Modern Prometheus - Mary Shelley
    278. Deliliğe Övgü - Erasmus
    279. Sainte-Hermine Şövalyesi - Alexandre Dumas
    280. Oidipus Kolonos’ta - Sophokles
    281. Siyah Lale - Alexandre Dumas
    282. Siyah İnci - AnnaSewel
    283. Paris’te Katliam - Christopher Marlowe
    284. İyinin ve Kötünün Ötesinde - Friedrich Nietzsche
    285. Kartaca Kraliçesi Dido - Christopher Marlowe
    286. Theogonia - İşler ve Günler - Hesiodos
    287. Ars Petica - Şiir Sanatı - Horatius
    288. Çifte İhanet ya da Dertli Âşıklar - William Shakespeare
    289. Kibarlık Budalası - Moliere
    290. Şiirler - Bütün Fragmanlar -
    291. Veba Yılı Günlüğü - Daniel Defoe
    292. Önemsiz Bir Kadın - Oscar Wilde
    293. Efendi ile Uşağı - L.N. Tolstoy
    294. Vadideki Zambak - Honoré De Balzac
    295. Maltalı Yahudi - Christopher Marlowe
    296. Kâtip Bartleby - Herman Melville
    297. Yasalar Üzerine -
    298. Matmazel De Scudery - E.T.A. Hoffmann
    299. Sümer Kral Destanları -
    300. Savaş ve Barış 2 Cilt - L. N. Tolstoy
    301. Paralel Hayatlar – Demosthenes – Cicero - Plutarkhos
    302. İdeal Devlet - Farabi
    303. II. Edward - Christopher Marlowe
    304. Kanunların Ruhu Üzerine - Montesquıeu
    305. Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine - Cicero
    306. Parma Manastırı - Stendhal
    307. Değirmenimden Mektuplar - Alphonse Daudet
    308. İphigenia Aulis’te - Euripides
    309. İphigenia Tauris’te - Euripides
    310. Düşünceler - Blaise Pascal
    311. Almanya Üzerine - Madame De Stael
    312. Bilgeliğin Sarsılmazlığı Üzerine - Seneca
    313. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma - David Hume
    314. Denemeler - Güvenilir Öğütler ya da Meselelerin Özü - Sive Interiora Rerum
    315. Babil Hemeroloji Serisi -
    316. Otranto Şatosu - Horace Walpole
    317. Avcının Notları - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
    318. Sarrasine - Honoré De Balzac
    319. Mutluluğun Kazanılması - Farabi
    320. Doksan Beş Tez - Martin Luther
    321. Pantagruel - François Rabelais
    322. Kritovulos Tarihi (1451-1467) - Kritovulos
    323. Büyük Timurlenk 1-2 - Christopher Marlowe
    324. İskendername - Ahmedi
    325. Kendime Düşünceler - Marcus Aurelius
    326. Dostluk Üzerine (Latince-Türkçe) - Cicero
    327. Dede Korkut Hikayeleri - Kitab-ı Dedem Korkut - Anonim
    328. Ploutos (Servet) - Aristophanes
    329. Hayvanlaşan İnsan - Emile Zola
    330. Rigveda
    331. Yaşlı Denizcinin Ezgisi İngilizce Türkçe - S.T. Coleridge
    332. Monte Cristo Kontu - Alexandre Dumas
    333. Kazaklar - L.N. Tolstoy
    334. Dorian Grayin Portresi - Oscar Wilde
    335. Argonautika - Rodoslu Apollonios
    336. Carmilla - Sheridan Le Fanu
    337. Klara Miliç - Ivan Sergeyeviç Turgenyev
    338. Mutlu Yaşam Üzerine, Yaşamın Kısalığı Üzerine - Seneca
    339. Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni - Friedrich Engels
    340. Karabasan Manastırı - Thomas Love Peacock
    341. Amphitryon - Heinrich von Kleist
    342. Eugenie Grandet - Honoré De Balzac
    343. Çimen Yaprakları - Walt Whitman
    344. Romalıların Yücelik ve Çöküşünün Nedenleri Üzerine Düşünceler - Montesquieu
    345. Sevilla Berberi Veya Nafile Tedbir - Pierre Beaumarchais
    346. Pragmatizm Bazı Eski Düşünme Tarzları İçin Yeni Bir Ad - William James
    347. Danton’un Ölümü - Georg Büchne
    348. Andromakhe - Euripides
    349. İlimlerin Sayımı - Farabi
    350. Gılgamış Hikayeleri
    351. Kadın Mebuslar - Aristophanes
    352. Pyrrhonculuğun Esasları - Sextus Empiricus
    353. Goriot Baba - Honore de Balzac
    354. Düzyazı Fabllar - Gotthold Ephraim Lessing
    355. Enkheiridion - Epiktetos
    356. Dhammapada
    357. Sadık veya Kader Bir Doğu Masalı - Voltaire
    358. Phaidros - Platon
    359. Deniz İşçileri - Victor Hugo
    360. Figaro’nun Düğünü veya Çılgın Gün - Pierre Beaumarchais
    361. Aşık Şeytan - Jacques Cazotte
    362. Sağduyu - Thomas Paine

    Klasiklere buradan ulaşabilirsiniz:
    https://www.iskultur.com.tr/...-ali-yucel-klasikler

    İş Bankası kendi sitesinde indirim uyguluyor fakat; araştırma yaparak %40 indirimle farklı sitelerden satın alabilirsiniz. Yakınınızda Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kitabevi var ise; her hafta bir kitabı %50 indirimli satıyor, bilginize sunayım.

    Faydalı olması ümidiyle, herkese iyi okumalar dilerim.
  • 48 syf.
    Alman Yıkım Edebiyatının en önemli temsilcilerinden olan “Anti-militarist” yazar Borchert, 2. Dünya Savaşı’nda Alman ordusuna alındı. Ancak savaş karşıtı düşünceleri nedeniyle hapsedildi. Hapishanede de işkence gördü ve bu işkenceler yüzünden henüz 26 yaşındayken hayata veda etti. Borchert’in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı “Hayır de”yi savaş karşıtı şiirsel bir manifesto olarak tanımlayabiliriz.
    Hepimizin bildiği gibi savaşlarda kazanan ve kaybeden olmak üzere iki taraf vardır. Sizce gerçekte de bu böyle midir? Yani her iki taraf da kazanan ya da her iki taraf da kaybeden olamaz mı? Büyük ağızlardan bir söz çıkar ve savaş başlar. Bir kurşun gelir hiç görmediği, tanımadığı bir adamı delip geçer. Düşünmez arkasında bıraktıklarını; yalnızlığa mahkum bir eş, gözü yaşlı bir anne, öksüz bir çocuk… Önemsemez kurşunu atan ölenin geçmişini, geleceğini. Tek amacı vardır, kendi geleceğini kurmak için bir başkasının geleceğini yok etmek. Halbuki başka şekilde tanışsalardı belki birbirlerine selam verip geçeceklerdi. Belki de iki iyi dost olacaklardı. İşte o zaman paylaşamadıkları, o koca dünya değil, küçük bir şehirde bile yaşayabileceklerdi. İşte bu yüzden iki taraf da kaybedendir savaşlarda. Her iki tarafın da kazanan olması için tek yol vardır; “barış” o zaman ne gözyaşı dökülür, ne evlatlar ölür ne de çocuklar öksüz kalır. Bu nedenle savaşa hayır deyin. Son sözü Borchert'e bırakalım:
    “Sen, odasındaki şair. Yarın sana aşk şarkılarını bir yana bırakıp, nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, yapacağın bir tek şey var: HAYIR de!”