Kendini sevme üzerine düşünceler Meister Eckhart'in sözlerinden daha güzel özetlenemez. "Eğer kendinizi severseniz, başkalarını da kendiniz kadar seversiniz. Bir başkasını kendinizi sevdiğinizden daha az seviyorsanız, kendinizi sevmekte gerçek bir başarı sağlayamazsınız. Fakat kendiniz de dahil herkesi bir severseniz, onları tek bir kişi gibi severseniz, bu kişi hem Tanrı hem insandır. Böylece, kendini ve digerlerini ayni gekilde seven kişi yüce ve dürüst bir kişidir."
Yeraltı dünyasına indiğinde sanatının muazzam bir etkisi olmuştur. Ovidius'un ifadesiyle, "solgun ruhlar ağlamaya başlamıştır"; sadece yalvardığı hükümdarlar değil, sayısız isimsiz ölü de ağlamıştır. Sesini duyan herkes, ayaklanna kapanmıştır - burada milyonlarca kişi söz konusudur. Ama şimdi, engebeli ve uçurumlarla dolu dönüş yolunda, ölülerden oldukça uzaklaşmış, canlılara yeterince yaklaşamamışken artık sesini kimse dinlememektedir. Peşinden gelen tek bir kişi dışında. O da hiçbir şey söylememektedir. Acaba neden? Yoksa konuşması yasaklanmış mıdır? Bir kez bile olsa bir, "Bravo!" ya da "Ne kadar da güzel!'' diyemez mi? Hiç değilse sevinçle ve hayranlıkla ellerini çırpamaz mı? Hala orada mıdır acaba? Ya yolunu kaybetmişse? Ya da hiç peşinden gelmediyse? Yoksa onu ... -şarkı söylemeye devam ederken aklından geçenler bunlardır; bu korkunç düşünceler kafasında dönüp durur çünkü o fazlasıyla nevrozludur, yani sıradan bir insandır-.
Derler ki, akıllıların aklını başından alan aşk, akılsızları akıllı yapar; yani başka bir deyişle, aşk, kimilerini duyarlı ve sersem, kimilerini de soğukkanlı ve girişken kılar.