Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:29
·
Kitabı biraz önce kapattım. Üzerime çöken ağır hüznü anlatabilmem mümkün değil. Sanki yıllardır tanıdığım, hayallerine ortak olduğum hatta gerçekleşmesini onun kadar istediğim, onunla birlikte aç kaldığım, onunla birlikte kitapların sayfaları arasında kaybolduğum, çektiği çilelerine şahit olduğum bir dostumu okyanusun karanlık sularına kurban vermiş gibiyim. Martin Eden’ın hikayesi insanın kendi cehaletinin farkına vararak cehaletten aydınlığa doğru yürüyüp nihayet zirveye ulaştığında o zirvenin aslında ne kadar çorak bir çöl toprağı olduğunun dehşetli bi anlatımıdır. Martin bu durumu görüyor ve buna isyan ediyor. Onun okyanusa attığı o son adım benim gözümde bir yenilgiden ziyade iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı topluma ve burjuva ahlakına karşı yapılmış isyandır. Kitap boyunca Martin’in bitmez tükenmez öğrenme aşkına, Ruth’a duyduğu o saf aşka tanıklık ederken kendi içimdeki arayışı da yeniden sorguladım. Martin öğrendikçe hayalini kurduğu dünyanın ne kadar sığ ve ruhsuz olduğu gerçekliğiyle yüzleşti. Bu sadece onun değil benimde umutlarımı kırdı. Entelektüel birikimiyie ve kalbiyle bu gerçeği görmeye başladığında artık geri dönülemez bir yalnızlığa mahkum olduğunu anladı. Ölüm ona bu iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı insanlardan kurtuluş olarak görünmeye başladı. Bu beni kahrediyor çünkü o sadece bir parça ekmek, biraz sevgi ve düşünüp konuşabileceği yazabileceği sohbet edebileceği insanlar istemişti. Şimdi yanımda kitabın son sayfasına bakıp ‘’Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi’’ satırlarını okurken hissettiğim tek şey hayal kırıklığı. Martin’le yaptığım bu yolculuğu hiç unutmayacağım anısı ben de hep yaşayacak.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
yakışıklı bebiş Josh
7/10
·456 syf.··
2026 54. kitabı
Selam ya YŞNE BEN GELDİİİİMM Şaka maka ama uzun zamandır smut okumuyordum, özellikle smut olan bir kitaba başlamak biraz ağır kaçtı… ya neyse, seviyoruz okuyoruz işte kardeşim. Kitap cidden ne diyorsa verdi. Başta pffff bunu mu okuyorlarmış demedim değil, çünkü gerçekten garipti yani. Bir ara bıraksam mı dedim ama sınav senemdi ve ben kitaplara aç bir öğrenciyim. Okudum bitti yani, napabilirim? Neyse artık ciddi kişiliğini bir tarafa bırakıp yorum yapmak istiyorum özlemişim çünkü dowkfmwldka Ben normalde çatır çatır okurum smut’ı gerçekten ama bu kitapta yeter kardeşim gidin kısırlaştırın kendinizi diye bağıracaktım. Okey türü bu ama her sayfa değiştirişimde libidoları artıyo sonra taktaktaktak yani iyi ki böyle komik bir dili vardı yoksa okuyamazdım. Kırdığım üç puanların ikisi buradan gitti birisini de kitabın arka kapağında Josh’tan daha fazla stalk yapan bir adamdan bahsedilmişti, yani kanka sadece dört sayfa sürdü adam eve girdi işte sonra bir baktık bizimkiler bayıltmış adamı, ailesinin evinin önüne köpeğe ekmek atar gibi atacaklar adamı, sonra bir baktık pat Josh adamı yanlışlıkla öldürmüş. -_- Yani tamam bu da hafif değildi ama Josh’u geçmezdi yazar abartmış sanki bir tık? Ayrıca Josh’un babasının yaptığı kazara yamyamlık mevzusu derinleştirilmemişti, elbette babasının ne halt olduğunu az buçuk söyledi yazar, tamamen dememesi normal ama keşke biraz daha açsaydı konuyu. Ya ne diyeyim baya kabarık bir trigger listesi vardı ama bence hafif çıtır çerez bir kitaptı. Okuması kolaydı, sadece smut baydı bir noktadan sonra. Ama iyi diyebilirim. Josh’a sımsıkı sarılmak isterdim üzümlü kekim minik(1.93) Joshua’m ya :(
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025579 okunma
İki yüzlülük ve farkındalık
Puan vermedi·517 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
İlk görüşte aşka inanır mısınız ? Peki Martin Eden gerçekten Ruth'a aşık mıydı yoksa yüksek burjuvanın getirdiği zerafete ve güzelliğe mi aşıktı ? Martin Eden arada kalmışlığın hikayesini anlatmış bence bizlere . Hiçbir yere ait hissetmiyordu kendini .Denizcilik yapan kaba saba bir adamdı . Aşkı için okudu yeni bilgiler öğrendi ,kitaplar okudu . Sevdiği kişinin sınıfına layık olmak için çabaladı, Sonra kendini yazarken buldu . Yazmak için aç kaldı , uykusuz kaldı ,giyecek kıyafet bulamadı , parasız kaldı , para bulmak için zorlu işlerde çalıştı . Yazarlığına inandıracak kimseyi bulamadı etrafında . Herkes kalıcı bir iş bul diye çözüm üretiyordu . Ama Martin Eden vazgeçmedi yazmaya devam etti , çabaladı . O kadar çok okudu ki artık o yüksek gördüğü burjuva sınıfının fikirlerini küçümsemeye basladı. Eski yaşamına da dönemiyordu artık . Ruth , aşkından vazgeçtiği dönemde Martin Eden yazarlığında ustalaşmış , zamanında red cevabı yediği dergiler, gazeteler şimdi kendilerinde yazsın diye telgraf yollar oldular . Ama Martin Eden bu iki yüzlülüğü görmüştü . Sürekli şimdi beni yemeğe davet edeceklerine aç kaldığımda davet etselerdi diye söylendi . Eski Martin Edendi , yazdıkları eski yazılarıydı . Ama ünü ve parası vardı şimdi .Ruth bile geri dönmüştü . Ama Martin Edenin içinde bir şeyler yok olmuştu . Artık her şey onun için çok geçti ve intihar ederek bir kurtuluş buldu kendince ... Martin Eden Jack London
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
8/10
·136 syf.··
2026 31. kitabı
"Bu hikayeyi bitirdikten sonra ne yapmam gerek?" diyor kitaptaki karakter bir ara. Tam olarak böyle hissediyorum. Bu kitabı okumaya başlamamın en büyük sebebi kitabın arkasında da bahsedilen "malum olay"dı. Bundan daha fazlasını bulmayı beklemiyordum zira bir insanın başka bir insana bunu yapıyor olması fikri yeterince ilginç diye düşünüyordum ama evet, daha fazlasını buldum. Kitabı iki karakterin ağzından okuyoruz: ölen ve kalan. Peki ama ölen niye ölüyor? Kalan neden böyle yapıyor? Buradaki "açlık" bizim anladığımız halinden çok daha fazlası, yaşadığımız birçok duygunun temsili bu hikayede. Sevmenin, özlemenin, kaybetmenin, nefret etmenin, yoksulluğun, çaresizliğin, kimsesizliğin karşılığı. Öyle ki, hikayedeki herkes bir şeylere aç. Belki şefkate, belki aşka, belki de ölüme. Kitabı okuduktan sonra arkasında yazan şeyleri tekrar okudum ve bazı cümleler, özellikle de şu cümle çok daha büyük bir anlam kazandı kafamda: "Kadın, kapitalizmi kendi vahşi oyununda alt edecek ve ruh eşini, yeniden can bulabileceği tek yere -kendi bedenine- defnedecektir." Bunu okuduktan sonra karakterin sonlara doğru düşündüğü “Ben insan olmak istiyor muyum ki?” fikri çok daha büyük yer ediniyor içinizde. Okurken bu kadar iğrendiğim bir kitabın bana uzunca bir süre duvarı izlettirmesini hiç beklemiyordum. Kitabı birkaç saat içerisinde bitirdim ve nasıl bittiğini anlamadım. Kelimeleri o kadar iyi kullanıyor ki, okurken sanki etrafınız sislenmiş de karanlıkta yürüyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz... Açlık
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026430 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 49. kitabı
Selam Size @missfirat kaleminden, @ephesusyayınları’ndan çıkan #aşkadüşüş kitabı ile geldim. Sayfaları “Beni neler bekliyor?” diyerek çevirmeye başladığımda hislerimin bu kadar karışacağını hiç düşünmemiştim. Neden mi? Kimi zaman çok sinirlendim, kitabın içine girip Melek’i sarsmak istedim (gerçi bunu Ece fazlasıyla yaptı ). Kimi zaman Murat’a bir tane çakasım geldi, kimi zaman da İlker’e “Uff hadi, ne bekliyorsun? Bu kadar sabırlı olma!” diye seslenmek istedim. Yan karakterlerin yaşadıkları da öyle güzel aktarılmış ki hiçbirini yadırgamıyor, hepsine ayrı bağlanıyorsunuz. Ama en iyisi gelin, size hikâyeyi anlatayım... Melek, babasının yurt dışına çalışmaya gitmesi ve sonrasında ailesini de yanına almasıyla Ankara’da teyzesinin yanında kalır. Lise konferans salonunda isimler okunurken gönlünü aşka kaptırır. Kalbindeki aşkın bir gün gerçek olacağına inanır ve Ankara’da kalmak ister. Aynı koridorları paylaştığı, aynı gökyüzünün altında yürüdüğü adamı bırakıp gitmek istemez. Tek istediği, bir gün Murat’ın onu fark etmesidir. Ancak Melek’in yıllarca uzaktan sevdiği, duygularını satır satır defterlere yazdığı Murat ailesinin işi nedeniyle İstanbul’a taşınır. Böylece Melek’e sadece platonik aşkını uzaktan izlemek kalır. Üniversite döneminde de annesi Feride yüzünden Ankara’dan çıkamaz. Ta ki son sınıfta kuzeni Ece’nin teklifine kadar... İstanbul’un en prestijli üniversitelerinden birine ailesinden habersiz yatay geçiş yapar. Çünkü işin ucunda sevdiği adama yakın olmak vardır. Ve işte hikâye tam da burada başlıyor... Yıllardır uzaktan sevdiği Murat’ı yeniden görecektir. Melek; iyi kalpli, saf, her şeyin güzel tarafını görmeye çalışan tam bir Pollyanna. Fakat zamanla uzaktan sevmek ona yetmez. İçinde ukde kalmasın diye Murat’a bir adım atmak ister. Ama karşısındaki adam
2026 Okuma Raporları
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202639 okunma