8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
Frantz Fanon, 1961’de son nefesini vermeden hemen önce masaya bir bomba bıraktı: "Yeryüzünün Lanetlileri". Önemli Bilgi; Yeryüzünün Lanetlileri’ni 1961’de, Fanon, lösemiyle mücadele ederken yazmıştır... Kitap ölümünden hemen önce yayımlandı. Fanon o sırada Cezayir Bağımsızlık Savaşı’na aktif destek veriyor, Ulusal Kurtuluş Cephesi ile birlikte çalışıyordu. Yani bu eser, masa başında üretilmiş soyut teoriden ibaret değil; doğrudan anti-sömürge savaşının içinden doğmuş bir kitaptır.... Yani sömürgeciliğe karşı patlayan öfkenin kutsal kitabı, sokaktaki isyanın yeraltı fısıltısıdır. Fanonun temel tezi nettir: Sömürgecilik yalnızca ekonomik ya da askeri bir tahakküm değildir; aynı zamanda psikolojik bir işgaldir. Bu fikri daha önce Siyah Deri Beyaz Maskeler (1952) adlı eserinde geliştirmiştir. Orada, siyah bireyin beyaz normlara göre kendini yeniden kurmaya zorlanmasının yarattığı kimlik parçalanmasını analiz eder... Yeryüzünün Lanetlileri’nde ise bu analiz siyasal bir sonuca bağlanır: Sömürge dünyası “ikiye bölünmüş bir dünya”dır. Bir tarafta sömürgecinin düzenli, zengin ve korunaklı şehirleri; diğer tarafta ise yerlinin yoksul, kaotik ve dışlanmış mahalleleri vardır. Bu ayrım yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda ontolojiktir yani “insan” ile “insan olmayan” arasında kurulur. Bu yüzden Fanon, şiddeti sadece taktik araç olarak değil, tarihsel zorunluluk olarak görür. Ona göre sömürge düzeni zaten çıplak şiddet üzerine kuruludur; dolayısıyla onu yıkacak olan şey de yine şiddettir. Bu noktada Fanon’un düşüncesi, Mahatma Gandhi gibi pasif direniş savunucularından radikal biçimde ayrılır... Kitabın girişine yazılan önsöz Jean-Paul Sartre ’a aittir. Sartre burada açıkça şunu söyler: Avrupa’nın zenginliği, yüzyıllarca sömürgelerden çekilen kaynaklar üzerine kuruludur. Bu nedenle sömürgeleştirilmiş
Yeryüzünün LanetlileriFrantz Fanon · Versus Kitap · 20201,254 okunma
10/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2017 25. kitabı
·
200 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2017 00:00
Doktor'un, tarihsel materyalizmi İbn-i Haldun'un tezleriyle harmanladığı, "Tarihsel Devrim" ve "Barbarlık" kavramları üzerine kurulu en özgün tarih tezi. Kıvılcımlı, çürüyen medeniyetlerin (Roma, Bizans, İslam), taze kan taşıyan "barbar" kavimlerin (Germenler, Türkler, Moğollar) "aşısı" ile nasıl yenilendiğini ve tarihin tekerleğinin böyle döndüğünü savunur. Fetihlerin sadece askeri bir olay değil, bir "sosyal devrim" niteliği taşıdığını, kolektif mülkiyet ve kan örgütü dinamikleriyle açıklar. Resmi tarihçiliğin de, Batı merkezli tarihçiliğin de ezberini bozan devasa bir teorik çerçeve.
1000Kitap
Fetih ve MedeniyetHikmet Kıvılcımlı · Sosyal İnsan · 200010 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·501 syf.··
2025 45. kitabı
Geoffrey Parker editörlüğünde hazırlanan Savaş ve Dünya: Askerî Güç ve Dünyanın Kaderi 1450–2000, askerî tarihe yalnızca savaş teknikleri ve taktikler açısından değil, siyasal, toplumsal ve teknolojik bağlamlar çerçevesinde yaklaşan bütünsel bir eserdir. Bu çok yazarlı çalışma, 1450’den 2000’e kadar uzanan beş yüzyıllık zaman dilimini küresel ölçekte ele alarak, savaşın yalnızca bir devletler arası çatışma aracı değil, uygarlıkları dönüştüren başat bir güç olduğunu savunur. Kitabın ilk bölümleri, topçu devrimiyle başlayan modern savaş çağının Batı Avrupa'da devletleşme süreçlerine nasıl etki ettiğini gözler önüne serer. Parker’ın “Askerî Devrim Tezi” bu bağlamda metne yön veren temel kavramlardan biridir: Yeni silah teknolojileri ve kalelerin kuşatma tekniklerindeki değişim, modern orduların doğuşunu ve maliyesi güçlü, bürokratik merkezî devletlerin yükselişini beraberinde getirmiştir. Bu süreç, yalnızca Avrupa’da değil, Osmanlı, Safevî, Çin ve Hint altkıtası gibi bölgelerde de farklı biçimlerde kendini göstermiştir. Kitap, Napolyon Savaşları, sanayi devrimi sonrası topyekûn savaş anlayışı, I. ve II. Dünya Savaşları, Soğuk Savaş dönemi ve nükleer caydırıcılık gibi temaları kronolojik akış içinde sunarken, her bölümde dönemin savaş teknolojisi, stratejisi ve siyasal ortamı arasında güçlü bağlar kurar. Yazarlar, savaşın yalnızca generallerin ve politikacıların alanı olmadığını; ekonomik üretim, toplumsal dayanıklılık, propaganda, ideoloji ve kültürel belleği de içine aldığını gösterirler. Bir başka dikkat çekici yön ise kitabın Doğu-Batı dengesini gözetmesidir. Sadece Avrupa merkezli bir anlatıya yaslanmayan yapı, Çin'de Ming ve Qing orduları, Osmanlı askerî düzeni, Japon samuray sınıfı ve Moğol savaş geleneği gibi unsurlara da kapsamlı yer verir. Bu yaklaşım, eseri
Savaş ve DünyaJeremy Black · Dost Kitabevi · 200915 okunma
10/10
·1959 syf.··
2025 6. kitabı
CİLT - 1 Dünyanın ve yaşamın evriminden - taş devrine, doğudan-batıya dünyadaki medeniyetlerin hem oluşumu,gelişimi, savaşları, sanatları, kültürleri, birbirleriyle etkileşimleri, medeniyetlerin ve ülkelerin tarih boyunca hem kendi iç bölünmeleri , çatışmaları hem birbirleri ile savaşları tarihin gelişimi ve evrimsel süreci içinde tamamen bilimsel yöntemle ele alınmış. Gerçekten dönemi için muazzam bir çalışma olmuş. Eleştirebileceğim tek nokta; şu an çürütülmüşte olsa tüm insanlığı, medeniyet tarihini Türklüğe bağlamaları olabilir. Kitapta anlatılan her konu Türklük paradigmasından yazılmış. Ancak kitabın, milliyetçiliğin dünyada en güçlü olduğu dönemde basılmış olduğu göz önüne alınırsa bu da anlaşılabilir bence. Bunun dışında dönemi için muazzam bir kitap. 1980 sonrası milli eğitim tarih kitapları bilimsellik anlamında yanına yaklaşamaz. Bu’da Atatürk’ün ve cumhuriyetimizi kuran kadronun ne büyük bir aydınlanma devrimi gerçekleştirdiğini okuyup farketme imkanını bize veriyor. Kesinlikle tavsiye ederim. CİLT - 2 İkinci ciltte Ortaçağ dünyası incelenmiş. Alanlar’ın - Hunlar’ın batıya yürüyüşlerinden itibaren Orta Asya’da kurulan Türk imparatorlukları kuruluşları - büyümeleri - yıkılışları ve medeniyetleri, bıraktıkları sanat ve kültür eserleri bağlamında anlatılmış. Kitap boyunca daima dikkatimi çeken; devletlerin yıkılışının iç savaş, Irk ve mezhep bölünmelerinin sonucu oldukları. Mutlaka öncelikli çöküş nedenleri daima iç savaşlar olmuş. Gerek zamanının en büyük Bizans - Batı imparatorluğu olsun, yahut dünyayı altüst etmiş doğu- orta Asya - Türk imparatorluğu olsun… mutlaka okudukça iç birlik- beraberlik “iskelet” çökünce o ülkenin parçalanma ve yıkılmaya doğru evrilmek zorunda olduğunu defalarca görüyorsunuz. Bu tarih boyunca böyle olmuş.
Kemalist Devrim'in Tarih TeziKomisyon · Kaynak Yayınları · 010 okunma
10/10
·530 syf.··
Beğendi
·
2024 73. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 00:08
Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde Aslıhan Keskin tarafından doktora tezi olarak sunulan Türkiye’de Öğrenci Olayları ve Türki Siyaseti Üzerine Etkileri (1965-1980), Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı Yayınları tarafından kitap olarak basılmıştır. Oldukça hacimli bir kitap olan çalışmayı yayınladığı için Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı takdiri hak ediyor. Türk siyasetinin bu çalkantılı ve karışık dönemini anlaşılır ve oldukça profesyonel şekilde ele alarak doktora tezini hazırlayan Aslıhan Keskin ise teşekkürün üstünde bir övgüyü hak ediyor. Dünyada 68 Kuşağı ve Olayları diye ifade edilen sürecin nedenlerini ABD’nin emperyalist faaliyetleri ve kapitalizm üzerinden iyi bir şekilde ele alan Keskin, Rusya’nın bu sürece etkini pek dikkate almamış diyebilirim. Dünyada 68 olaylarına etki eden nedenlerin başında ABD’nin emperyalist faaliyetleri gelse de Türkiye’de bu sürecin başlamasına ABD’nin faaliyetlerinden çok Sovyet Rusya’nın yayılma faaliyetleri etkili olmuştur denilebilir. Üç ciltlik Türk İslam Ülküsü kitabını yazan Ahmet Seyyid Arvasi, kitabında ABD’yi “Kara emperyalist” olarak, Rusya’yı ise “Kızıl Emperyalist” olarak tanımlamaktadır. Türkiye’de ise 1960 ile 1980 arasındaki olaylarda ABD’nin rolü baskın bir şekilde vurgulanırken Rusya’nın rolü ya küçümsenir ya da dikkate alınmaz. Dönemin ön plana çıkan Solcuları, ülkemizdeki sorunların kaynağı olarak ABD’nin sömürge zihniyeti ve siyasi elitlerin bu zihniyete itaat etmesi görürken çözüm yolu olarak ise Rusya’yı gördüğünü anlıyoruz. Dönemin Sol düşüncesinin Milli Demokratik Devrim (MDD) ve Sosyalist Devrim olmak üzere iki ana kola ayrıldığını ve kitapta da bahsedildiği üzere milli demokratik devrimcilerin daha ön planda olduğunu görüyoruz. Kitabı okurken insan sinirlerine hâkim olamıyor. Sosyalist, milliyetçi ve
Türkiye'de Öğrenci Olayları ve Türk Siyaseti Üzerine Etkileri (1965-1980)Aslıhan Keskin · Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları · 20241 okunma
ŞÜPHENİN TARİHİ, Sadık Usta
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2023 01:59
Herkes felsefe öğrenebilir; sadece araştırmak sorgulamak ve insanın en ilkel dürtülerinden biri olan merak etme dürtüsünü canlı tutmak, derinlemesine ve çok yönlü düşünme yetisine sahip olabilmek, mevcut durumu eleştirebilmek ve düşünsel çıkarımlarla bir çözüm getirebilmek ve her şeyden önemlisi de her anlatılana inanmayıp kandırılmamak adına doğru düşünme sanatı olan, eskilerin deli işi dediği felsefeyi halkın tabanına yayma gayesiyle kaleme alınmış, titiz çalışıldığı çok belli olan tiril tiril bir kitap. Kronolojik dizin sıkı sıkıya işlenmiş bir bitirme tezi ciddiyetinde hazırlanmış. İlkel çağlardan günümüze kadar insanlık tarihi ile paralel giderek bir felsefe tarihi/felsefenin varoluşu, gelişimi ve günümüzdeki süreci anlatmış yazar. Kimi zaman kendimi Yuval Noah Harari nin Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens kitabını okur gibi hissettim, çok başarılı buldum kitabı ve yazarını; İlkçağlardan bu yana kabuğunu kıran insanoğlunun geçirdiği gelişim/değişim süreçleri, kronolojik sırayla okurken felsefe nasıl doğmuş, düşünce tarihine yön veren büyük filozoflar bilim insanları, hangi çetin koşullarda sorgulayarak dogmaları yıkmaya çalışmışlar nasıl mücadele etmiş nelere maruz kalmışlar okurken bir yandan da felsefe ne işe yarar, felsefe nasıl yapılır, sorularını izah ederken Sümerler’den girmiş Mısırlılar’dan çıkmış, Hindistan’dan girmiş, Antik Yunan’dan çıkmış, özellikle Arap filozoflara da çok sık değinmiş olan yazar ‘’Coğrafya kader midir?’’ sorusunu da yanıtlamış bu eserinde yazar. Düşünmenin araçlarını etkin bir şekilde kullanmak isteyen ve yaş farkı gözetmeksizin insanlığın hizmetine sunulmuş bir kitap olarak yazıldığı için anlatım dili oldukça sade ve akıcı. Kitap tam bir derya deniz. İçinde neler yok ki… Düşüncenin insan yaşam zemini üzerindeki uygulaması ve etkisi, din-bilim-insan üçgeninde
Felsefe
Şüphenin TarihiSadık Usta · Kafka Kitap · 2021104 okunma