7/10
·448 syf.·
2026 55. kitabı
Selam, Tatlı bir kasaba kitabının yorumuyla geldim. Yorum spoilersız bilginize:)) Ben yazarın ilk kitabını okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. Bu yüzden sanırım bu kitaba biraz büyük bir beklentiyle başladım. Kitabın ilk 200 sayfası tatlıydı ama buram buram klişe kokuyordu. Klasik ilişki istemeyen tecrübeli çapkın erkek ve masum bağlılık isteyen çekingen kız. Daha kitabı okurken olacakları biliyordum ama ben bu tropedan bazen çok keyif alsam da bazen sinir krizlerine giriyorum. Özellikle adamın sürekli kaçtığı ve kadınında çekingenliüi bırakıp adamı ikna etmeye çalıştığı kurgular beni delirtiyor. Hayır, kadının tüm çekincelerin üstesinden gelirken adamın sürekli kaçmasını, sonunda da aşkından razı gelmesini sevmiyorum. Kitabın ilk yarısında bu kitapta bana o havayı verdi. Okuyorum ama bir yandan da içten içe sinir oluyorum. Ama ikinci yarı itibariyle kitap beni şaşırttı. Karakterler klişeye kaymadı. İkisi de kendince çabaladı ve şu klasik adamım kaybedince anlaması olayı olmadı. Bu da kitabın başlangıçta 5 olan puanının sonunda 7 olmasını sağladı. Kısacası kitabı genel olatak sevdim. Aralarındaki şakalaşma ve diyalogları okumak keyif verdi. Bazı yerlerinde sıkılsamda kitap akıcı. Tavsiye eder miyim? Kısmen.
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202558 okunma
9/10
·114 syf.··
2026 13. kitabı
Ç𝕒𝕣ş𝕒𝕞𝕓𝕒 𝕘ü𝕟ü 𝕡𝕠𝕤𝕥𝕦𝕟𝕕𝕒𝕟 𝕙𝕖𝕣𝕜𝕖𝕤𝕖 𝕤𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 Benim en sevdiğim ikili kahve ve kitap. Peki sizin en sevdiğiniz ikili nedir? Bugün size @dergahyay’ndan çıkan @mustafakutlu_ ‘nun değerli kaleminden #uzunhikaye ‘nin yorumu ile geldim... #kitapözeti 16 yaşında olan Mustafa babası ile ilişkisini keserek tek başına hayata atılmaya karar vermiştir. Ali ise dedesini de alarak artık Bulgaristan'da yaşayamayacağına karar verir.Dedesi ile birlikte İstanbul'a göç etmeye karar verir. Dedesi ile toprakla uğraşan Ali parasını da yine topraktan kazanmaktadır. Oturdukları mahallede ilk olarak Ali ve dedesi hor görülür ve dışlarlar. Ali'nin dedesi her zaman doğruluğu savunan ve doğruluktan şaşmayan bir adamdır. Torununu da bu şekilde eğitir ve onun da her zaman doğruluğu savunması gerektiğini söyler. Ali'de hayatta en çok dedesini örnek alır.Ali Münire'yi ilk defa görmüştür. Düşman bir ailenin kızı olan Münire'ye aşık olan Ali bu aşkından vazgeçmek zorundadır. Çünkü Münire bir düşman ailenin kızıdır. Münire'nin ailesi fakir bir ailedir. Bundan dolayı Münire'nin abisi kardeşlerinin zengin bir kişi ile evlenmesini istemektedir. Bundan dolayı aşık olacağı kişiye vermeyeceklerini söyleyerek sürekli olarak Münire'ye karşı şiddet uygular. Münire'nin de Ali'de gönlü vardır. Ali hiçbir zaman bu abileri varken kavuşamayacakları bilincine varmıştır. Bundan dolayı Münire'yi de alarak birlikte kaçmaya karar verirler. Öncelikle bir tren istasyonuna binerek uzaklaşmaya başlarlar. Kendilerine en uygun yeri bulana kadar tren yolculuğuna devam ederler. #kitaphakkındadüşüncelerim Yazarın daha önce “iyiler ölmez” eserini okumuş biri olarak bu güzel eserini de çok beğendim ve dersler çıkardım.Çıkardığım en önemli ders;
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 56. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:01
“İnsan ders almak isterse bir elma ısırığından da ders alır...” Elma Isırığı kitabını bitirdiğimden beri aklım Hikmet’in o bitmek bilmeyen dürüstlüğünde ve yaşadığı zorluklara rağmen hayata karşı sergilediği o sarsılmaz duruşunda. Hikmet’in Batman’daki yatılı okul yıllarından Antalya’ya uzanan o zorlu serüvenini okurken, hayatın bazen ne kadar acımasız olabildiğini ama karakteri sağlam olanın tüm bu fırtınalara nasıl göğüs gerebildiğini yakından gördüm. Özellikle yatılı okulun o soğuk gecelerinde, o küçücük elma ısırığıyla başlayan nezaketin, bir insanın tüm geleceğini ve dünyasını nasıl değiştirebileceğine şahit olmak gerçekten çok etkileyiciydi. Hikmet’in Antalya’daki talihsiz günlerinde uğradığı haksızlıklara ve yaşadığı hayal kırıklıklarına içim gitse de; tüm o yokluklara ve engellere rağmen, abisi Salih’in desteğiyle okuma aşkından vazgeçmeyip sonunda o çok istediği öğretmenlik mesleğine kavuşması bana o kadar iyi geldi ki... Kitap boyunca “bu kadar da olmaz” deyip isyan ettiğimiz anlar çok fazla ama Hikmet’in özündeki o saf iyiliği ve dürüstlüğü hiçbir şartta kaybetmemesi, hepimize örnek olacak cinsten. “Okumak sadece okulda olmaz; insan ancak kitap ile yaşar ve onda nefes alır.” Sahi, sizce de insanın hayatındaki en büyük dönüm noktaları bazen böyle küçücük, beklenmedik bir tesadüfle mi başlar, yoksa biz aslında her şeyimizle kendi hikayemizin mimarı mıyız? Sizin hayatınızda da o küçücük dokunuşuyla her şeyi değiştiren, dönüp baktığınızda “iyi ki olmuş” dediğiniz o elma ısırığı anlarınız, hikayenizde iz bırakan insanlar var mı? Son olarak şunu söylemek isterim ki; bazen bir kitabın kapağını kapatıp derin bir nefes aldığınızda, içimizdeki o umut ateşinin aslında hiç sönmediğini fark ediyorsunuz. Hikmet’in hikayesi bana bir kez daha hatırlattı: Dünyayı
Elma IsırığıBehçet Gülenay · Okur Kitaplığı · 202144 okunma
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım, kitabımız bizi 1960'li yılların Bulgaristan'ına götürüyor. O yıllarda komünist rejimin Türk azınlığa yönelik uyguladığı isim değiştirme, dil ve din yasakları, eğitim üzerindeki kısıtlamalar ve kimliksizleştirme politikaları romanın konusunu oluşturuyor. Bu dönemde Ruslar ve Bulgarlar tarafından Türklere uygulanmış insanlık dışı politikalara, baskı ve dayatmalara şahit oluyoruz. Sırf Tük oldukları için az bir maaşla köle gibi çalıştıklarına, kendi dillerini istedikleri gibi konuşup yazamadıklarına, inanç ve ibadetlerini gizleyerek yapmalarına, kendi topraklarında mal mülk sahibi olamadıklarına şahit oluyoruz. İlay milli mücadele duygusu ile büyütülmüş bir kız. Kitabı da onun ağzından okuyoruz. Milliyetçi, idealist, azimli ve baskılara karşı boyun eğmeyen biri. Mehmet Ali, İlay'ın çok sevdiği nişanlısıdır. Kendisini Bulgar olarak gören, benliğini unutan biri. Birbirlerini çocukluktan beri tanırlardı ve aşıklardı. Ama sayfalar ilerledikçe aslında İlay ile Mehmet Ali'nin hayat görüşlerinin ne kadar da farklı olduğunu göreceğiz. Biri milli duyguları uğruna her şeyi göze alırken, diğeri sırf arzuları uğruna kendi benliğinden vazgeçebiliyor. Ilay'ın hem vatan aşkından hem de gönül aşkından vazgeçmemesi için vermiş olduğu mücadele çok etkileyiciydi. Kitabın ismi, yaşadıkları tüm zulümlere rağmen Türk toplumunun her bahar yeniden yeşereceğine, yani "çiçeklerin yeniden büyüyeceğine" olan inancı simgeler. Kitapta milli duygular ön planda. Bu da benim çok hoşuma gitti. Aynı zamanda aşk, isyan, nefret her türlü duygu var. Emine Işınsu, bu eseriyle Bulgaristan Türklerinin yaşadığı dramı sadece siyasi bir belge gibi değil, bir kadının iç dünyası ve mahrem acıları üzerinden edebî bir dille anlatmıştır. "Bedenler,beyinler ve sevdalar bu toprağa
Çiçekler BüyürEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,944 okunma
Ağrı Dağı Efsanesi
9/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
Ağrı Dağı Efsanesi – İnceleme Ağrı Dağı Efsanesi, yalnızca bir aşk hikâyesi değildir; aynı zamanda doğunun sert coğrafyasını, insanın kaderle olan mücadelesini ve törelerin birey üzerindeki ağır baskısını anlatan güçlü bir destandır. Yaşar Kemal, bu eserinde dili adeta bir ressam gibi kullanarak okuyucunun zihninde büyüleyici manzaralar yaratır. Romanın merkezinde Ahmet ile Gülbahar’ın imkânsız aşkı yer alır. Ancak bu aşk, klasik bir sevda hikâyesi gibi ilerlemez. Çünkü bu coğrafyada aşk, yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu değil; törelerle, güçle ve toplumun katı kurallarıyla sınanan bir savaştır. Ahmet’in bir at meselesi yüzünden kendini ölümle yüz yüze bulması ve buna rağmen aşkından vazgeçmemesi, eserin en çarpıcı yönlerinden biridir. Yaşar Kemal’in anlatımındaki en dikkat çekici unsurlardan biri doğadır. Ağrı Dağı yalnızca bir mekân değil, adeta yaşayan bir varlık gibidir. Dağ; bazen bir sığınak, bazen bir tehdit, bazen de insanın iç dünyasının bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Bu yönüyle eser, doğa ile insan arasındaki bağı derin bir şekilde hissettirir. Okuyucu, yalnızca bir hikâye okumaz; rüzgârı hisseder, soğuğu yaşar ve dağın heybeti karşısında küçülür. Eserdeki bir diğer önemli tema adalettir. Ancak bu adalet, modern hukuk anlayışından oldukça uzaktır. Törelerin belirlediği kurallar, çoğu zaman bireyin haklılığını gölgede bırakır. Ahmet’in yaşadığı haksızlıklar, toplumun körleşmiş düzenine güçlü bir eleştiri niteliğindedir. Bu durum okuyucuyu düşündürür: Gerçek adalet nedir ve kim tarafından belirlenir? Dil açısından bakıldığında eser oldukça akıcıdır ancak aynı zamanda şiirsel bir yoğunluk taşır. Yaşar Kemal’in betimlemeleri o kadar güçlüdür ki, bazı bölümler bir roman olmaktan çıkıp adeta bir destan ya da ağıt haline gelir. Bu da kitabı
Ağrı Dağı EfsanesiYaşar Kemal · Cem Yayınları · 197436,2bin okunma
10/10
·104 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:20
Serinin üçüncü kitabı … Ömer amcayı o kadar merak ettim ki sanki içimizden biriydi. Çok üzüldüm tüylerim diken diken oldu okurken. Hevesle heyecanla hemen “hiç kimse” kitabına başladım. Okudum bitti Ömer amcam benim Allah herkese Ömer amca ve fadime teyze aşkından nasip etsin, kitap bitti, Kitap bittikten sonra ne yaparım ne ederim bilmem ama gözlerim daha açık olacak ona eminim
Hiç KimseFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024311 okunma