düşündüğümden daha yavas akan bir kitaptı. dilinden ziyade beklediğim romantik aşkın aksine kaotik bir ortamla karşılaştığım için biraz öyle hissettim. roman da sürekli pusu kurma, kuyu kazma falan olunca öyle derin bir aşk sevgi hissedemedim. hatta bir ara karakter bu kadar da kötü olmasın diye sinirlendim. neyse işte sevmesine sevdim. kısa sürede de bitirdim ama hayal kırıklığına uğradım biraz. aşk istiyordum askk
Bir kadının yasak aşkını işlediği halde kitabin sonunda,kadın perişan olmuş yaptıklarının bedelini ödemiş bir halde görmediğimiz için şoktayım. Ayrıca da mutluyum..
Şöyle güzel bir aşk hikayesi okusam diye düşünmüştüm . Meğer bu kitap rafımda bu zamanı bekliyormuş , demek ki her kitabın bir zamanı varmış doğru… Gelelim kitabımıza .. Yazarın okuduğum bilmem kaçıncı kitabı hemen hemen hepsini okumuşumdur.. Her zaman ki gibi çok beğendim. Aşkı doya doya okuyorsunuz. Gerek Bahşı’nın aşkını gerek İshak’ın ve Kaknuşşa ve de Ganula’nın.. Her birinin aşkı kendine has bu yüzden hepsinin gerekçesi kendine göre haklı. Ama sonu böyle bitsin istemezdim . Osmanlı’nın birinci Ahmet döneminde geçiyor hikaye. Sultanahmet Cami’nin yapım aşamada bir nevi Osmanlı’yı da yaşıyorsunuz ve İstanbul’un sokaklarında bir gezintiye çıkıyorsunuz. Keşke gençler de kavuşabilseydi sonunda ama maalesef … Beni en çok etkileyen Bahşı’nın aşkıydı. Çok güzel sevdi Kaknuşşsa’yı.. Ne demişti Sezen ablamız: Eyy aşkk derin bir suya dalar gibi.. demişti ya kitabı okurken bu şarkıyla hep okudum. Bana göre her kitabın da bir şarkısı var.. Okurken dinlemek daha da güzel oluyor.. Aşkı buram buram okumak isteyenlere tavsiyemdir.. Herkese keyifli okumalar…
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245bin okunma
Moliere - Hastalık Hastası
Herkese selam! Bugün bir oyunla geldim. Uzun zamandır böyle tiyatro eseri okumamıştım açıkçası çok iyi geldi. Ayrıca bu eser Moliere'nin oynadığı son eseri. Üç perdeden oluşuyor.
Kitap adından anlaşılacağı üzerine hastalık hastası olan bir beyin hayatıyla ilgili. Sürekli kendine ilaç yazdıran, evinden doktoru eksik etmeyen ve hatta kendine sürekli ama sürekli bir şekilde lavma yaptıran bir adam düşünün.... Ahhh, onunla yaşayanlara sabırlar diledim okurken. Aynı zamanda çok eğlenceliydi. Çevresinin ona olan yaklaşımı, hizmetçisiyle olan patron-çalışan ilişkisi ve karısıyla yaşadığı o aşkk.!
Konusu kısaca, bu adamın yani Argan'ın kızı evlenmek istiyor fakat Argan kızını bir doktorla evlendirmek istiyor. Sebebi zaten belli, kendine yararı dokunacak bir evlilik olacak bu ve sürekli doktor çağırmak zorunda olmayacak. Çünkü doktor evin içinde olacak. Ama işler tabii onun istediği gibi gitmiyor çünkü çok sevgili kızı bakalım o doktorla evlenmek isteyecek mi? Sonunda aile üyelerinin Argan'a oynadığı küçük bir oyunla tüm hikaye sonlanıyor.
Sadece bunu düz bir tiyatro eseri gibi düşünmeyin. Çünkü içerisinde aslında çıkarcılığı, para hırsını, ikiyüzlülüğü, yalancılığı sık sık vurgulayan bir eser. Bunları okuyucuya, izleyiciye aktarırken aynı zamanda sizi keyiflendirip, güldürüyor. Ben bu eseri çok başarılı buldum. Konu açısından, verilmek istenenin net verilmesinden, döneme olan ufak eleştirelerden dolayı severek okudum. Zaten okuyormuş gibi değil sahnede izliyormuş gibi hissettirdi. Umarım bir gün sahnede izleme fırsatı bulurum.
Hepinize iyi okumalar diliyorum.
Selam kızlar! Hemdem kitap yorumuyla geldim
Konusu: Nazenin Tuna asker olan babasının gözden uzak büyüttüğü biricik kızıdır. Bu kız ise babasının onu korumak için etrafına sardığı telleri Vali olmak
Şükran Yiğit'in kaleminden çıkan "Burası Radyo Şarampol", Filiz adında bir genç kızın Antalya'dan Berlin'e uzanan büyüme öyküsünü anlatıyor. Kitap, radyonun büyülü dünyası,