Olvido
Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Gün saltanatıyla gitti mi bir defa Yalnızlığımızla doldurup her yeri Bir renk çığlığı içinde bahçemizden, Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan Lavanta çiçeği kokan kederleri; Hoyrattır bu akşamüstüler daima. Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar Unutuşun o tunç kapısını zorlar Ve ruh, atılan oklarla delik deşik; İşte, doğduğun eski evdesin birden Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven, Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar... Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını, Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla Halay çeken kızlar misali kolkola. Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri, İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden Ayışığı gibi sürüklenip giden; Geceye bırakıp yorgun erkekleri
Şiir
Platonik Aşk
siz kalabalığın içinde bir yürüyüştünüz ben ise her kalabalığa belki siz varsınızdır diye giren yalnız bir ihtimal . siz cümlede duran bir virgüldünüz ben ise o virgülden sonrasını bir türlü yazamayan hayalperest ne zaman sizi gördüysem ya da gördüğümü düşünsem öylece geçip gittim yanınızdan dilimde büyüdü bir “merhaba” bile diyemedim . çünkü kalbim sizi görünce mi telaşlandı yoksa bir gün sizi göreceğine inandığı için mi bilemedim sonra hep aynı saatlerde yürüdüm aynı sokaklardan aynı ağacın gölgesinde bekledim
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
komiser bey, kim kimi terk etmiş oluyor şimdi? aşk öldürür mü gerçekten? hangi aşklar öldürür? şimdi kim tutuklana­cak? suç var mı sizce? komiser bey, bir insan nefesini hiç konuşmadan ne kadar tu­tabilir?
Everest Yayınları / Pdf·Kitabı okudu
Alıntı
Seyir eden misin, seyreden mi bu âlemde? Eksikliğin boş gözleriyle büyümüştü Mina... Küçük bir kızken bunu ilk fark ettiğinde, şaşırmıştı; olmayan her ne ise kalbinin orta yerinde, orada bir oyuk oluşturmuştu sanki. Bozuktu. Defoluydu. Büyüdü, genç bir kadın oldu ve bir karar verdi; "Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı. Onların sözleri, onların ilgisi, onların tanımları, onların yorumları..." Aşklar da oldu yaşamında, kırgınlıklar, savruluşlar da... Kaybetti, ama yıkılmadı yeniden ayağa kalktı. Bir sergi açılışında Celal ile göz göze geldiği ilk an, bir tokat patlamıştı sanki yüzünde. Deli gibi çarpan kalbinin sesini duyuyor, bu gergin ama bir o kadar da gizemli erkeği izlemekten kendini alamıyordu. Mina, onu kendi dönüşümüne götürecek uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırdı artık!
Platonik Aşk
siz kalabalığın içinde bir yürüyüştünüz ben ise her kalabalığa belki siz varsınızdır diye giren yalnız bir ihtimal . siz cümlede duran bir virgüldünüz ben ise o virgülden sonrasını bir türlü yazamayan hayalperest ne zaman sizi gördüysem ya da gördüğümü düşünsem öylece geçip gittim yanınızdan dilimde büyüdü bir “merhaba” bile diyemedim . çünkü kalbim sizi görünce mi telaşlandı yoksa bir gün sizi göreceğine inandığı için mi bilemedim sonra hep aynı saatlerde yürüdüm aynı sokaklardan aynı ağacın gölgesinde bekledim
Sevgili Dost, ... Acaba bir şeyin tamamına sahip olmak insanı hoyrat ve küstah mı yapıyordu. Vuslattan sonra bunun için mi bitiyordu aşklar.