Ruh Adam kitabının ilk sayfalarında okuduğumuz bir Uygur masalı —Yüzbaşı Burkay’ın hikayesi— başta kitaba neden eklenmiş gibi düşündürse de, aslında eserin tamamına şekil veren temel anlatıdır. Bunun farkına ancak kitabın sonuna gelindiğinde varılır…
Devamında, bir teğmen olan Selim Pusat’ın eşi Ayşe’nin gözünden olayları izleriz; daha sonra anlatı yeniden Selim Pusat’a döner. Kitap ilerledikçe olay örgüsü değişir, derinleşir ve okur kendini “vay be” demekten alıkoyamaz. Şahsen ben böyle hissettim; eser beni giderek daha fazla içine çekti.
Kitap; din, felsefe, tarih, psikoloji, sosyoloji, metafizik, siyasi arka plan gibi pek çok alanı aynı kapta ustalıkla eritir.
Ayrıca Atsız’ın öğretmenlik yıllarında aşık olduğu yeşil gözlü bir kadına yazdığı mektup, “Geri Gelen Mektup” ve “Mutlak Seveceksin Beni” şiirleri de romanda yer alır.
Edebi, şiirsel, aşksal ve tarihsel yönleriyle güçlü, kısacası dolu dolu akıcı bir eserdir.