Ben ne okudum Tanrım... bir şaheser... bir başyapıt..
inceleme yapmak haddimi aşmak olur..
37 alıntı 1700 sayfa.. 300 alıntı yapabilir +1700 sayfa daha okuyabilirdim.. Üzerine saatlerce konuşabilirim... hayran kaldım... 150 yıl sonrasından saygıyla selamlıyorum Vıctor Hugo’yu ...
Sefiller’i bitirmenin huzuru ve mutluluğu içindeyim...
herkes okumalı ama herkes :)
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
Ne yazarsam yazayım bundan daha iyi bir inceleme yazamayacağım için aynen paylaşıyorum.
Muzaffer Akar
@nahira
·
“ O gece Muzaffer’e rüyasında bir kocakarı göründü. Adının Atiye olduğunu ve kütüphanesinde onu anlatan bir kitabın öyle durup durduğunu duyurdu. Eğer üç vakte kadar bu kitabı okumaz ve on kişinin de okumasına vesile olmazsa iki cihanda da ona rahat olmadığını salık verdi. Koca dağı sis sarar gibi Muzaffer’i korku sardı. Korkuya sarılmış can yeleğiyle hayat okyanusunun içine uyandı, kendini kütüphanesinin önüne attı. Üçüncü sıradaki kitapların üstünde duran Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm romanı balkıdı işmar etti. O gün yapılacak kitap toplantısında okunacak roman için bu kitabın seçilmesine içinden ant içti, kendine yemin verdi. Aldı kitabını yeminini içine koydu...”
Yukarıdaki pasajı, kitabın dili ve uslübunu okuyacaklara bilgi vermesi için yazdım. Yoksa gerçekle ilgisi yoktur! ( Belki de vardır...)
Edebiyat eleştirmenleri romanları ve öyküleri etiketlemeye bayılırlar. Efendim, Toplumsal gerçekçi derler, modern derler, büyülü gerçekçilik derler. Hiç bir yere uyduramazlarsa da postmodern deyip, üç kelam da beylik yorumda bulundu mu, kitabın eleştirisi tamamlanmış olur. Bir yazarın romanında asıl anlattıklarını, hatta haykırdıklarını görmezden gelerek, yazınsal yapıtları illaki kendi küçük dünyalarında uydurdukları bir kalıbın içine sokma zorunluluğu duyan eleştirmenlere öfkem bu yüzdendir. Mesela, Yaşar Kemal için “ Efendim köy edebiyatı yapıyor, sadece Çukurova’yı anlatıp duruyor” diyebilen birine ben eleştirmen değil okuyucu bile demem. Düşününce, bunlara kendini de haddini de bilmeyenler denilebilir ancak. Sevgili Arsız Ölüm romanı için de ilk karşınıza çıkan “ büyülü gerçekçilik” tarzında olduğu. Hatta Gabo’nun eseri, dünya edebiyatının dev yapıtı “Yüzyıllık Yalnızlık” romanını da bu sığ kalıbın içinde kalarak yorumluyorlar. Gel de isyan etme... Bu