aslı seloğlu

Katılmıyorum
Bana bazen, aramızda ölümsüzlüğe erişmiş bir tek o var gibi geliyor. Şöhret açısından demek istemiyorum. Günün birinde ölmeyecek de demiyorum. Ama ölümsüzlüğü yaşıyor. Bence ölümsüzlük sözünün anlamı, o insan işte. İnsanlar ebediyen kalıcı olmaya nasıl özlem duyarlar, bilirsin. Ama her geçen günle birlikte biraz ölürler. Onlarla karşılaştığında, bir bakarsın, geçen sefer gördüğün insan değil artık. Hatta her saat, kendi içlerinden bir parçayı öldürürler. Değişirler, inkar ederler, çelişkilere düşerler; bunun adına da büyüme derler. Sonunda geriye hiçbir şey kalmaz. Tersine çevirmedikleri, ihanet etmedikleri hiçbir şeyleri kalmaz. Sanki aslında ortada bir kimlik yokmuş da, şekilsiz bir kitle halinde, parlayıp sönen sıfatlar varmış gibi. Bir an bile tutamadıkları kalıcılığı nasıl bekleyebiliyorlar? Ama Howard... İnsan onu ebediyen var olarak düşünebilir.
Sayfa 628·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Farkına vardın mı? Büyük bir deprem karşısında, ellerinden gelenin tümü hava cıva ise, bunu bilinçlendirdiklerinde ağızlarını şapırdatacak hale gelirler. Sanki dört ayak üstü yere çökmüş, yüzlerini çamurlara sürterek kasırgaların görkemi önünde susta durmuşlardır. Oysa ateşi bulan, buharı, elektriği keşfeden, yelken açıp okyanusları aşan, uçakları, barajları yapan ve gökdelenleri diken ruh, bu ruh değildir. Nedir bu insanların korktuğu? Sürünmekten hoşlanan bu güruhun bu kadar nefret ettiği şey nedir? Ve neden?
Sayfa 620·Kitabı okuyor
İçimizde taşıdığımız o korkunç düşman, sakladığımız her şeyi içine attığımız o gölgeli uçurum, o aşağılayıcı karanlık, işte o bizim ve belki de bütün insanlığın ana rahmi, kendimizi defalarca o karanlıktan doğuruyor, o sırlarla dolu uçurumdan her seferinde bir başka insan olarak tırmanıyor ve her seferinde birisine, bize elini uzatıp kendimizden bir başkası olarak doğmamıza yardım etmesi için yalvarıyoruz. Aşk nedir diye soruyorsunuz, aşk budur bence, bir insana, kendimizi kendi karanlığımızdan bir başkası olarak doğurmamıza yardım etmesi için yalvarmaktır. Edebiyat budur, kendimizi kendi karanlığımızdan bir daha doğurmak için binlerce sayfa yazmak ve her sayfada bir doğum anının muhteşem acısını ve zevkini hissetmektir. Sanat budur. Bilim budur. İyi olan ne varsa, o ölümcül karanlıktan doğar. Kendimizi yeniden yeniden doğururuz. Yeni birinin, içimizden, içimizi parçalayarak çıkışını hissederiz. Yaşamak, bir başka biri olmaya çalışmaktır.
Sayfa 147
Roark gibi olmaktan ne zaman vaz geçtim??
Dürüst bir binanın, tıpkı dürüst bir insan gibi, tek parça ve tek inanç sahibi olması gerektiğini, o tekliğin onun hayat kaynağı olduğunu, var olan her nesne veya yaratık için aynı şeyin geçerli olduğunu, ufacık bir parça o fikre ihanet ettiği zaman, yaratığın ölmüş sayılacağını anlattı. Dünyada soylu, yüksek ve iyi sayılan her şeyin, mutlaka tutarlılığa sahip olması gerektiğini anlattı.
Sayfa 263·Kitabı okuyor