8/10
·168 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 03:50
Sinan Canan'ın İnsanlığın Fabrika Ayarları serisinin üçüncü kitabını da keyifle okudum. Bu kitapta özellikle sınırları aşmak, insanın kendine koyduğu engelleri fark etmesi ve potansiyelini geliştirmesi üzerine yapılan değerlendirmeler ilgimi çekti. Yazarın bilimsel bilgileri günlük hayatla ilişkilendirerek anlatma tarzını yine başarılı buldum. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi düşündüren ve farklı bakış açıları kazandıran bir kitaptı.
İFA: İnsanın Fabrika Ayarları 3. KitapSinan Canan · Tuti Kitap · 20202,076 okunma
7/10
·280 syf.··
2026 12. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 18:57
Selam herkese Damon Galgut tarafından yazılan ve 2021 Booker Ödülü’ne layık görülen Vaat, Güney Afrika tarihinin 30 yılına tanıklık etmemizi sağlayan bir eser. Dağılan bir ailenin aile içi ilişkilerini ve siyahi emekçilerine verdikleri ancak yerine getiremedikleri sözü merkeze alan dikkat çekici bir metin. Aile fertlerinin herbirinin 30 yıl içerisindeki değişimini anlatırken aynı zamanda Güney Afrika’nın siyasi hararetine de sıkça yer veriyor yazar. Metin, Güney Afrika'nın apartheid rejimine karşı yapılan direnişe yanıt olarak ilan ettigi olağanüstü halden bir yıl sonra, 1986 yılında başlıyor. Bu nedenle biz aile içindeki çatışmalarla birlikte ülkenin siyasi çalkantısına tanık oluyoruz. Irkçılık ve nefretle beslenmiş toplumların yaşadığı iç huzursuzluğu ve ülkeyi yönetenlerin de halka verdiği fakat tutamadığı vaatleri vurgulayor. Sınıf farklılıklarının iktidarın değişmesiyle çabucak giderilecek bir şey olmadığını, bunu aşmak için belki de uzun yıllar çaba gösterilmesi gerektiğini anlatan satırları okumak okuru zaman zaman ümitsizliğe gark ediyor. Her ne kadar olaylar verilen vaadin tutulmaması merkezinde ilerlese de ben ailenin herbir bireyinin çeşitli nedenlerle kendini cezalandırışını okudum sanki. Yaşanan tüm olumsuz olaylar ve yapılan hatalar sonucu herbir ferdin teker teker başka türlü nedenlerle kendini cezalandırışını… Yazarın üslubunu çok sevdim, herbir karakteri ayrı ayrı anlatırken karakterler arası geçişi çok güçlü betimlemiş. Akıcı ve anlaşılır bir dili var. Okuduğuma sevindiğim bir kitap oldu. Tavsiyemdir dostlar
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022724 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ÖZETLENMİŞ İNCELEME
Puan vermedi·128 syf.·
2026 15. kitabı
ÖZETLENMİŞ İNCELEME Vitruvius’un Gölgesinde Kalan Kadın: Ralph Fox’un “Roman ve Halk”ında Eril Evrensellik ve Edebiyatta Kadının Yokluğu Özet Ralph Fox’un “Roman ve Halk” (1937) eseri, Marksist edebiyat eleştirisi içinde, kapitalist yabancılaşmaya karşı “Bütünlüklü İnsan” (The Whole Man) idealini öne çıkaran temel bir metindir. Ancak, Fox’un bu ideali inşa ederken temel referansı olan Rönesans hümanizmi ve onun simgesi “Vitruvius Adamı”, görünüşte evrensel, özünde ise derin bir şekilde eril (masculine) bir özne tasarımıdır. Bu makale, Fox’un “epik kahraman” ve “Bütünlüklü İnsan” arayışını, Vitruviusçu bir erkeklik kurgusu olarak feminist bir perspektiften eleştirmeyi amaçlamaktadır. Argümanımız, Fox’un evrensel olduğunu varsaydığı “İnsan” kategorisinin, aslında Batılı, erkek ve burjuva bir özneyi merkeze alarak, kadını bu evrensellik anlatısının dışına ittiği veya onu ikincil, tamamlayıcı bir konuma hapsettiği üzerine kuruludur. Makale, öncelikle Vitruvius Adamı imgesinin tarihsel ve cinsiyetçi doğasını ortaya koyacak; ardından Fox’un bu imgeyi edebiyat teorisine nasıl aktardığını ve bunun “kahraman”, “yaratıcı deha” ve “tarihin öznesi” gibi kavramları nasıl eril bir şekilde kodladığını analiz edecektir. Son olarak, bu eril evrensellik iddiasının, edebiyat tarihi ve eleştirisinde kadın yazarların, karakterlerin ve deneyimlerinin sistematik olarak “yok sayılması”, marjinalleştirilmesi veya çarpıtılarak temsil edilmesiyle nasıl doğrudan bir ilişkisi olduğu, Virginia Woolf, Simone de Beauvoir ve Elaine Showalter gibi feminist teorisyenlerin çalışmalarına atıfla gösterilecektir. Fox’un kapitalizm eleştirisi değerli olmakla birlikte, önerdiği estetik ideal, ataerkil tahayyüllerle iç içe geçmiş olduğu için, kadının edebi ve tarihsel varlığına dair kapsayıcı ve
Roman ve HalkRalph Fox · Ayrıntı Yayınları · 201915 okunma
10/10
·343 syf.··
2026 158. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:34
Toplumsal düzene, kimlik arayışına, bürokrasiye karşı eleştirel ve güldürü biçiminde yazılmış şahane eser. Yer yer güldüm, fakat aynı düzeyde, düşüncelere dalıp hüzünlendim. Zira günlük, pratik sorunları aşmak adına verilen bir mücadele değildi Yaşarınki, var olma çabasıydı adeta. Yaşadığını kanıtlama, ben buradayım diyebilme mücadelesi..
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
8/10
·325 syf.··
2026 8. kitabı
Kitap düşük IQ’lu bir birey olan Charlie’nin ve bir denek faresi olan Algernon’un hikayesini anlatıyor. Hikayeyi takip ederken Charlie’ye üzülmemek elde değil. Düşük IQ’lu, yani gerçek anlamda saf olmak gerçekten üzücü bir şey. Charlie’nin bu süreçteki en yakın arkadaşı ise bir fare olan Algernon oluyor. İkisinin de ortak noktası, en azından bilim insanlarının gözünde birer denek olmaları. Charlie onu çok seviyor ve kendini sürekli onunla kıyaslıyor. Kitap, ayrıca bu tür önemli deneylerdeki bilim insanlarının farklı yaklaşımlarını ve farklı etik değerlerini de başarıyla ortaya koyuyor. Bilim insanları Charlie’yi bir insan olarak değil, bir denek olarak görüyorlar ve bu durum Charlie’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü Charlie’nin asıl öğrenmek istediği, gerçekte kim olduğu; yani nasıl bir insan olduğuydu. Dünyaya diğer insanlar gibi normal bir zekayla gelseydi ne tarz bir insan olacağını merak ediyor ve bunu öğrenmeye çalışıyor. Kitabı okurken bir Amerikan romanı olduğunu (pragmatik/faydacı) hissediyorsunuz. Teknik bir eleştiri; başkahramanımız IQ’su düşük olduğu için birçok kelimeyi yanlış söylüyor ve yazar da bunu belirtmek için kitapta yanlış yazılmış kelimelere yer vermiş. Doğrusu ben bu tarzı pek beğenmedim; okurken akışı kesiyor ve "Acaba kelimeyi yanlış mı okuyorum?" diye sürekli duraksamama neden oluyor. Yine de bu teknik tercihin arkasındaki dünya, bizi oldukça derin bir hikayeye götürüyor. Kitabın temposu, Charlie’nin Algernon ile beraber yaşamasından ve ardından ayrı eve çıkmalarından sonra hızlanıyor, daha keyifli bir hal alıyor; tıpkı Charlie’nin zekasının hızla artması gibi. Ameliyattan sonra o kadar çok gelişmişti ki, artık kendi eski halini farklı bir insanmış gibi görüyor ve ona dışarıdan bir gözle "Charlie" diyordu, bu gerçekten enteresandı.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma