1940 - 1980 arası yıllar! Bu yılların karanlığına rağmen aydınlık yarınlar için çabalayan “Köy Enstitüleri” Ve bu enstitülerin ışık saçan iki öğrencisi Fikret ve Sabia (nam-ı diğer Nedret Öğretmen) Bir taraftan onların yarım kalmış aşklarına tanıklık ederken bir taraftan da o dönemleri okumakla kalmayıp perde arkalarına kadar görüyorsunuz. “Sema Soykan” bizlere sadece aşk hikâyesi ve köy enstitülerini anlatmıyor. Görünenin ardındaki görünmeyeni anlatıyor. Belki de hepimizin kanayan yarasına, vicdanına, aklına, susmak zorunda kaldıklarımıza sesleniyor. Bizlere eğitimin önemini, güçlü kalabilmenin ilkesini aşılıyor.
“Köy Enstitüleri” tarihsel bilgilerimizin çok dışında, eğitim - öğretimin çok ötesinde bir kurum. Burada sadece okumayı öğrenmiyorsunuz, buradan sadece öğretmen olarak da çıkmıyorsunuz. Biliyorum derken meğer ne çok şeyi bilmiyormuşum.
“Keşke” ye başladığımda okula gidebilmek için ağlayan küçücük bir kız çocuğuydum. Bitirdiğimde ise vatanı, milleti, ilkeleri uğruna her şeyi yapabilecek güçlü bir cumhuriyet kadını
Sema Soykan’a ise ayrı bir parantez açmadan cümlelerimi bitirmek istemiyorum. Edebi yönünün zenginliğini, kaleminin gücünü bir yana bırakıyorum. Vatan aşkına, cumhuriyet sevdasına, güçlü kimliğine değinmek istiyorum. Ve “ @semasoykan ” gibi yazarların, insanların çoğalmasını diliyorum.