İnsanların zaaflarıyla nasıl yönetilebileceğini, toplumsal körlüğün ne kadar ciddi boyutlarda olabileceğini gösteren, işleyen yazım dili ağır bir kitap.Daha önce okuduğum için şu an okurken daha az zorlandım.
Kitapta Hasan Sabbah ile en sevdiğim şair ve aynı zamanda bilim adamı olan Ömer Hayyam buluştuğunda dizinin final sezonu geliyor gibi hissediyorsunuz. Suikastçı anlamına gelen Assasin kelimesi de Haşhaşilerden gelir. Hasan Sabbah güzel kadınları toplayıp, cennetten bir köşe gibi olan bahçelerde müritlerine dayar weedi ve onlara dünyada cenneti sunar, böylelikle tarihin ilk suikastçılarına hükmeder ve peygamberliğini ilan eder. Alamut kalesini fetheden Hülagü Han’dır.
Hülagü Han fethedilmesi imkansız olarak düşünülen kaleyi tüneller açıp, petrol doldurarak patlatır, tüm haşhaşileri öldürür. Bir rivayete göre de günümüze dahi ışık tutacağı düşünülen içindeki büyük kütüphane de yakılır ve yok edilir
Doğrusu bu kitabı okuma sebebim çocukluğumdan gelen bir tarih merakının tezahürüdür. İnsanlık tarihi boyunca Assasins'lerin yani suiksatcilerin bolca önemli bir yeri olmuştur, hatta ve hatta beni çok üzen bir suikast ise Türk tarihinin önemli isimlerinden birisi olan Nizâmülmülk gibi bir isminde yine Hasan Sabbah ın önderliğindeki suikastcilerce öldürülmesi. Assasins'ler sadece şark diyarlarında değil Avrupada da ciddi bir güce sahiptir, hatta Vatikan kayıtlarında birçok defa Assasin kelimeleri geçer. Uzun lafın kısası bu kitabı merakı olan insan bir çırpıda rahatca okur ve bitirir diye düşünüyorum. Tabi ki merakı olanların.
Vladimir Bartol, en meşhur Sloven yazarlardandır. Fedailerin Kalesi Alamut kitabı hariç pek meşhur olabilmesine vesile kitabı da işin aslı yoktur. Tüm edebi ağırlığını ve araştırmalarını bu kitabın üzerine vermiş ve harika bir eserin oluşmasını sağlamıştır. Friedrich Nietzsche ve Sigmund Freud dan etkilenmiş ama bu kitabı yazmasına vesile olan yazar Marco Polo olmuştur. Onun seyehatlerinden Dağın Yaşlı Şeyhi kısmı bu kitabı yazmasının temeli olmuştur. Faşizme karşı direnişiyle Slovenler onu hatırlarlar.
Vladimir Bartol kitabı Paris te yazmıştır.Yazıldığı dönemde de yasak yemiştir.Kitaptaki ana karakterin yani Hasan Sabbah ın kimileri Mussolini kimileri de Hitler olduğunu sık sık söyleselerde bu konu ile ilgili Bartol hiçbir zaman net bir açıklama yapmamıştır.
Bartol un kitabı okuyan arkadaşlarının çoğu bu kitabı yazanın arkadaşları Bartol un olduğuna inanmadılar. Hatta çeviri bir kitap bu, aslını kim yazdı diye Bartol a sık sık bu soruyu sordular. Çünkü dili onlara hiç tanıdık gelmemişti.
ingilizce kelime olan Assasin yani suikastçı kelimesinin kökeni de Haşhaşilere dayanmaktadır. Bunu ilk çıkaranlardan biri de yine ünlü gezgin Marco Polo dur.
Kitapla ilgili diyeceklerime gelecek olursak : Kitap en fazla satan Slovence çeviri kitabıdır. Kitapta Hasan Sabbah, Allah tan sonra gelen 2.adam, Peygamberden daha üstün bir adam(Çünkü hikayeye göre cennetin anahtarı elinde), Kuran ın haramlarını kendi kafasına göre değiştirebilen bir adam(Alkol,zina gibi), yeni peygamber hatta mehdi, insanları hadım edebilme gibi özgürlük kısıtlayıcı yetkilerin sahibi bir adam,kendi öz kızlarına kötü davranan hatta kendi öz oğlunu öldürten bir adam olarak kitabın genelinde resmedilir. Kurgu kitap olduğu için tabi bu anlatımın yüzde 90 u yanlıştır.
Kitaptaki, kadınlar arasında lezbiyen ilişkiler mevcut. Bunlarında ben doğruluğuna şans
Özellikle Marco Polo vb.lerinin 12.13.yy.da ortaya attıkları efsanelerden yola çıkılarak Haşhaşiler (Assasin) olarak adlandırdıkları İsmaililerin lideri Hasan Sabbah'ın Alamutta yaptıklarını konu alan bir roman. Roman olması bakımından kurgular olması doğaldır ancak kitabı okuyanlar sanki tarihi bir kitap okumuş gibi yanlış bilgilere kapılabilirler. Çünkü yazarın yazdıkları eğer islam ve müslümanlarla ilgili bilgisizliği değilse bilinçli bir çarpıtmadır. Sabbah ve örgütü bugünkü anlamda terörist bir grup olsa da diğer müslümanlar tarafından batıl ve sapık olarak nitelenmişlerse de kitapta bahsedildiği gibi uyuşturucu, şarap ve kadın(sahte cennet) konnularının iftira olduğu açıktır. Haşhaşilere en sert eleştirileri yapan Cüveyni ve İbni Esir bile bu konuda iftira etmekten çekinmişlerdir.
Yazarın cehaleti için namaza boru ile çağrı yapıldığını söylemesi yetiyor, ki tarihte hiçbir müslüman grubunun namaza ezan dışında çağrı yaptığı yazılmamıştır.
Bernard Levis in yazdığı kitap Alamut Kalesi ve Hasan El Sabah bu konuda çok daha tarihi doyurucu bilgiye sahiptir.
Oyunu oynamadım, filmi izliyeli ise 6 yıl olmuş.Yazarın iyi bir tarihçi olduğunu Rönesans zamanını iyi yansıtmasından anlayabiliyorsunuz.Bölümlerde anlatılan mekanları, olayları okurken film izliyor gibi hissediyorsunuz.Detaylar güzel aktarılıyor.