sana bencil insanları anlatacağım. sana acı vereceklerini bile bile tadına bakmak için hayatına girerler, kaçırmak istemeyecekleri bir şeysindir çünkü. öyle parlaktır ki ışığın, dokunmadan geçmek yazık olur. iyice baktıklarında tüm vaat ettiklerine. tenini, saçlarını, sırlarını aldıklarında. ne yaman bir fırtına olduğunun; dank eder kafalarına.
o zaman bütün cesaretleri uçar gider ve benden daha iyilerini bulursun deyip giderler.
öylece çırılçıplak kalıverirsin, hâlâ bir hıçkırık gibi bir yarıları kalır içinde. neden diye sorarsın. neden karşılık vermeye niyetleri olmadığı halde kendilerini sevmeye zorladılar seni; o zaman sıralanır bahaneleri: denemek zorundaydım, bir şans vermek zorundaydım, karşımdaki sendin sonuçta.
Tartışmayı kesmeye hazırdım; ben çok içten duygularla konuşurken, başkasının konuya anlamsız beylik sözlerle yaklaşması kadar beni çileden çıkaran bir şey yoktur.
Bu akşam! Söylerken bile titriyorum, onu kollarıma aldım, göğsüme sıkıca bastırdım, aşk sözcükleri fısıldayan dudaklarını sonsuz öpücüklere boğdum; gözlerim onun gözlerinin sarhoşluğunda kayboldu!
Lotte! Lotte! Bitmiş haldeyim! Düşüncelerim karmakarışık, sekiz gündür aklımı yitirmiş gibiyim, gözyaşlarım dinmiyor. Hem hiçbir yerde mutlu değilim, hem her yerde mutluyum. Hiçbir şey arzulamıyor, hiçbir şey istemiyorum.