Asthley

Asthley
Kitap sever bir ressam.
Lisans
DÜ Sanat ve Tasarım
1103 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
İnsanın Anlam Arayışı
9/10
·155 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:09
Merakla başladığım bu kitap, benim için gerçek bir başyapıt oldu. Hepimiz hayatın farklı dönemlerinde zorlu koşullarla mücadele ediyor, kendimizi ve varoluş amacımızı sorguluyoruz. Peki bütün bunların içinde bizi ayakta tutan şey ne? İşte bu kitap, tam da bunu anlatıyor. İnsanın Anlam Arayışı, Viktor Frankl'ın toplama kampında yaşadığı deneyimleri ve bu zorlu koşullar altında insanların hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor. Kitap, insanın en büyük gücünün yaşadığı acılarda bile bir anlam bulabilmesi olduğunu vurguluyor. Umudun, amacın ve yaşam nedeninin insanı en karanlık zamanlarda bile ayakta tutabileceğini gösteren, psikoloji ve yaşam üzerine düşündüren bir eser. Okurken hayata bakış açımın değiştiğini hissettim. İnsan bazen en karanlık zamanlarda umudun ne kadar güçlü bir şey olduğunu unutabiliyor. Ancak Viktor Frankl, en zor şartların içinde bile insanın bir neden bulabildiğinde yaşamaya nasıl tutunabildiğini etkileyici bir şekilde bu kitapta göstermiş. Bir umut, bir amaç ya da bir anlam; insanın yeniden filizlenmesine ve hayata bağlanmasına yetebiliyor. Frankl’ın toplama kampı deneyimlerini okurken insan, acının sadece fiziksel olmadığını ama asıl kırılmanın insanın içindeki “umut” duygusunda yaşandığını fark ettim. Her şeyin elinden alındığı bir ortamda bile insanın elinde kalan tek şeyin kendi tavrı olduğunu anlatması gerçekten düşündürücü. Bu kitabı okurken biraz ağır ilerledim ama kısacık bir kitap olmasına rağmen bitirdikten sonra inanılmaz bir etki ve farkındalık yaratıyor. Bu kitabı okumanızı öneririm çünkü umudun, iradenin ve yaşam amacının insan hayatındaki yerini daha iyi anlamak için de okunması gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim değerli okurlar. Kitap puanlaması 9/10
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Reklam
Kuyucaklı Yusuf
9/10
·224 syf.··
2026 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 03:39
Sabahattin Ali okuduğum üçüncü kitabı ve bu da diğerleri gibi beni çok etkiledi. Yusuf’un hikâyesi daha çocuk yaşta yaşadığı travmatik bir olayla başlıyor ve aslında bütün roman boyunca onun bu kırılma noktasından sonra hayata nasıl tutunmaya çalıştığını okuyoruz. Kuyucak kasabasına getirilişiyle birlikte Yusuf’un hem yabancılığı hem de içe kapanıklığı daha belirgin hale geliyor. Yusuf'un yalnızlığını okurken kendi yalnızlığımı görür gibi oldum bazen. İnsanlara kolay güvenemeyen, içine kapanık ama aynı zamanda haksızlığa karşı sessiz kalamayan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor Yusuf. Olaylar ilerledikçe kasabadaki düzen, insanların çıkar ilişkileri ve güç dengeleri Yusuf’un hayatını şekillendirmeye başlıyor. Kitapta en dikkat çeken şeylerden biri, aslında çok büyük olaylar anlatılmasa bile karakterlerin yaşadığı duyguların çok güçlü bir şekilde hissettirilmesi. Yusuf’un yalnızlığı, öfkesi ve içindeki adalet duygusu çok sade bir dille veriliyor ama bu sadelik hikâyeyi daha etkileyici yapıyor. Sabahattin Ali’nin dili akıcı ve yalın olduğu için kitap kendini kolay okutuyor. Köy yaşamını okurken kendimi orada hissettim diyebilirim. Okurken insan şunu fark ediyor; bazen insanın karakteri, içinde bulunduğu ortamla sürekli sınanıyor. Yusuf’un da hayatı boyunca verdiği mücadele tam olarak bu sınanma hali gibi geliyor. Bazı yerlerde insan onun adına üzülüyor, bazı yerlerde ise onun sessiz duruşuna hayran kalıyor. Yusuf'un ansızın değişen hallerini okurken acaba ne yapacak diye düşünmeden edemedim. Kuyucaklı Yusuf, sadece bir hikâye değil; aynı zamanda insanın yalnızlığı, adalet arayışı ve hayata karşı duruşu üzerine düşündüren çok güçlü bir roman. Kitap puanlaması 9/10
1000Kitap
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
D Koğuşu
7/10
·280 syf.··
2026 37. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 10:16
D Koğuşu, gerilim kitaplarını seven biri olarak beni gerçekten şaşırttı; hatta beklediğimin çok üstünde bir kitaptı diyebilirim. Olaylar, tıp öğrencisi Amy’nin bir gece boyunca D Koğuşu adlı psikiyatri ünitesinde nöbet tutmak zorunda kalmasıyla başlıyor. Amy aslında burada bulunmak istemiyor çünkü geçmişinden kaçamadığı biri de bu koğuşta bulunuyor. Ama mecburi sebepler yüzünden geceyi orada geçirmek zorunda kalıyor ve asıl gerilim de tam burada başlıyor. Kitap geçmiş ve şimdiki zaman odaklı ilerliyor. Saatler ilerledikçe gecenin bir türlü bitmemesi, ortamın giderek daha rahatsız edici hale gelmesi ve yaşanan olayların gizeminin artması kitabın atmosferini inanılmaz güçlü yapıyor. Telefonun çekmemesi, acil durumlar dışında çıkışın neredeyse imkânsız olması ve Amy’nin gece boyunca kendini kapana kısılmış gibi hissetmesi, okurken gerilimi daha da hissettiriyor. İlerleyen sayfalarda karakterlerin tuhaf davranışları, Amy’nin gerçeği ve hayali ayırt etmekte zorlanması, elektriğin gidip gelmesi gibi detaylar kitabın psikolojik gerilim yönünü çok güçlendiriyor. Resmen karakterin korkularını hissettim diyebilirim. Özellikle Amy’nin kime güvenip güvenemeyeceğini bilememesi ve sürekli zor kararlar vermek zorunda kalması hikâyeyi daha sürükleyici hale getiriyor. Okurken sürekli “bir sonraki sayfada ne olacak?” hissi oluşuyor çünkü her bölümde yeni bir gizem ortaya çıkıyor. Bazı sahnelerde gerçekten şok oldum çünkü olaylar tahmin ettiğim gibi ilerlemedi. Kitap insanı sadece korkutmaya çalışmıyor, aynı zamanda karakterin yaşadığı paranoyayı ve çaresizliği de hissettiriyor. Özellikle koğuşun verdiği o boğucu atmosfer insanın içine işliyor. Kitabın sonu güzeldi ama daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Psikolojik gerilim sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken, sürükleyici ve
1000Kitap
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,528 okunma
Hamnet
9/10
·293 syf.··
2026 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:56
Hamnet okurken beni en çok etkileyen şey, aile bağlarının bu kadar derin ama sakin bir şekilde anlatılması oldu. Kitap, bir çocuğun kaybının bir aile üzerinde bıraktığı etkiyi anlatıyor ama bunu abartılı bir dramla değil, daha çok karakterlerin duyguları üzerinden hissettiriyor. İngiltere’de veba salgının başlaması ve bu hastalığın bir şekilde Hamnet'in ikizi Judith’e bulaşmasıyla olaylar gelişiyor. Agnes'in çocuklarına bu kadar bağlı olmasının, babasının bir süreliğine evden ayrılmasının ve sonrasında gelişen olayların içinde kayboluyoruz. Bir annenin kendi başına çocuklarına bakma sürecinin başlamasıyla olaylar yavaş yavaş gelişiyor. Kitap geçmişe de giderek karakterlerin geçmiş hikayelerini güzel bir şekilde anlatıyor. Ben geçmiş-şimdiki zaman odaklı kitapları sevdiğim için bu kitabın da böyle olması hoşuma gitti. Sonrasında hastalığın Hamnet'e bulaşmasıyla asıl olaylar başlıyor. Hamnet, bir yas sürecinin bir aileyi sessizce nasıl dağıtabileceğini çok derin ve etkileyici şekilde anlatıyor. Kitap boyunca sadece bir kaybı okumuyorsun, o kaybın insanların ruhunda açtığı boşluğu da hissediyorsun. Her karakter acıyı farklı yaşıyor ve bu da hikâyeyi daha gerçek kılıyor. Bazıları susarak, bazıları içine kapanarak, bazıları ise hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışarak baş etmeye uğraşıyor. Ama ne yaparlarsa yapsınlar o eksiklik evin her köşesinde hissediliyor. Yazarın en güçlü yaptığı şeylerden biri de acıyı bağırarak değil, sessizlikle hissettirmesi bence. Bazı sahnelerde hiçbir büyük olay olmuyor ama karakterlerin hisleri insanın içine ağır ağır işliyor. Özellikle bir annenin yaşadığı çaresizlik ve kaybetme korkusu o kadar gerçek anlatılıyor ki okurken insanın boğazında bir düğüm oluşuyor. Kitapta çok fazla betimleme ve ayrıntı var, bu yüzden bazı bölümler ağır
1000Kitap
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
Eugenie Grandet
7/10
·224 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 18:53
Eugénie Grandet okurken beni en çok etkileyen şey, insanların para ve çıkar uğruna nasıl değişebildiğini bu kadar gerçekçi anlatması oldu. Kitap boyunca karakterlerin davranışları ve verdikleri kararlar yavaş yavaş gelişiyor ama hiçbir şey gereksiz hissettirmiyor. Özellikle aile içindeki ilişkiler ve insanların duygularını bastırmak zorunda kalması oldukça etkileyici geliyor. Eugénie’nin sessiz ama güçlü duruşu da kitabın en güzel taraflarından biri bence. Bazı bölümlerde insan onun adına üzülüyor, bazı yerlerde ise ne kadar güçlü biri olduğunu daha iyi anlıyor. Balzac’ın anlatımı güçlü olsa da kitapta çok fazla betimleme ve gereksiz ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Bazen en ufak bir eşyanın ya da ortamın bile uzun uzun anlatılması hikâyenin akışını yavaşlatıyor. Bazı yerlerde okurken sıkıldığım oldu ama buna rağmen karakterlerin duyguları ve kitabın verdiği atmosfer insanı içinde tutmaya devam ediyor. Kitap bittiğinde geriye sadece bir hikâye değil, insanın hırsı, sevgisi ve fedakârlığı üzerine düşündüren bir his kalıyor. Okurken biraz ağır ilerleyebilir ama yine de verdiği duygu ve karakterlerin gerçekçiliği kitabı bırakmamanı sağlıyor. Özellikle insanların para karşısında nasıl değiştiğini ve bazı duyguların nasıl sessizce yaşandığını görmek oldukça etkileyici geliyor. Sabırlı okunduğunda insanın üzerine düşündüğü ve aklında iz bırakan kitaplardan biri oluyor. Kitap puanlaması 7/10
Edebiyat
Eugénie GrandetHonore de Balzac · Can Yayınları · 20213,908 okunma
Reklam