giderdin dedim
gittin ve gittiğin kırk gece sana uyudum
aklım ödünç
ellerim yanlış
dedim benim seninle kırk kere fotoğrafım var
senin bundan kırk kere haberin yok
dedim ve uyandım!
başkasının sesiyle devam ettim dünyaya
Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, kaçırmazdım o mutluluğu. Derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki bir kaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce yıllarca gibi gelmişti.
“Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.”
“Senin için yalan söylüyorum elbette… Ama sana yalan söylemiyorum.”
Ne yazık mutsuz insan yüreğine! Ne yazık düşten yoksun insan kafasına! Ne kadar ufacık aştığımız yaşam yolu, ne korkulu, ne karanlık! Anlamıyor musun, iki itisi var, iki amacı doğanın: bedenin acı çekmemesi, erince varması ruhun, tadından korkmaması haz veren duyumların.